Her yıl rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı Ramazan ayı, insanın hem Rabbine hem de kendi kalbine yaklaşma fırsatı sunduğu müstesna bir zaman dilimidir.
Ramazan, yalnızca aç kalınan bir ay değil; sabrın, paylaşmanın, merhametin ve kulluk bilincinin yeniden hatırlandığı bir diriliş mevsimidir. Bu dirilişin en güzel yaşandığı yerlerin başında ise camilerimiz gelmektedir.
Camiler, Müslüman toplumun kalbidir. İnsan nasıl kalbiyle hayat buluyorsa, şehirler de camileriyle anlam kazanır. Ramazan ayı geldiğinde camilerimizin ayrı bir huzur iklimine büründüğünü görürüz. Minarelerden yükselen ezanlar gönüllere dokunur, saf tutan cemaatler kardeşliğin en güzel örneklerini sergiler. Teravih namazlarında yan yana duran insanlar, farklı hayatların, farklı hikâyelerin aynı safta buluştuğunu gösterir. Bu buluşma, toplumsal birlik ve beraberliğin en güçlü ifadesidir.
Ramazan, Kur’an ayıdır. Yüce kitabımızın rehberliği, bu ayda daha derinden hissedilir. Camilerimizde okunan mukabeleler, yalnızca bir tilavet değil, aynı zamanda gönüllere yön veren bir çağrıdır. Okunan her ayet, insana hayatın anlamını, sorumluluklarını ve kulluğun inceliğini hatırlatır. Kur’an’ın sesi camilerde yankılandıkça, kalpler huzur bulur, zihinler berraklaşır.
Ramazan ayı, insanın kendisiyle yüzleştiği bir muhasebe zamanıdır. Gün boyu tutulan oruç, sadece bedenin değil, dilin ve davranışların da kontrol altına alınmasını öğretir. Sabır, hoşgörü ve nezaket bu ayda daha belirgin hale gelir. Camiler, bu güzel ahlakın öğrenildiği ve güçlendiği mekânlardır. Camide geçirilen vakit, insanın hayatına denge kazandırır, gönlüne sükûnet verir.
YARDIM HALKALARI
Ramazan aynı zamanda paylaşma ayıdır. İftar sofralarında buluşan insanlar yalnızca yemek paylaşmaz; muhabbeti, kardeşliği ve gönül yakınlığını da paylaşır. Zekâtlar, fitreler ve sadakalar ihtiyaç sahiplerine umut olur. Camilerimizin etrafında oluşan yardım halkaları, toplumun dayanışma ruhunu canlı tutar. Çünkü Ramazan, insanın başkalarının hâlini daha iyi anlamasına vesile olur.
‘AMİN’ DİYEN KALPLER
Günümüz dünyasında hayatın temposu giderek artmakta, insanlar zaman zaman yalnızlık ve yorgunluk hissi yaşayabilmektedir. Ramazan ve camiler, bu yorgunluğun hafiflediği, gönüllerin dinlendiği huzur ortamları sunar. Camide saf tutan mümin, yalnız olmadığını hisseder. Aynı duaya “âmin” diyen kalpler arasında görünmez bağlar kurulur. Bu bağlar, toplumun huzurunu ve güvenini güçlendiren en önemli unsurlardandır.
ORTAK SORUMLULUK
Camiler yalnızca ibadet edilen mekânlar değildir. Aynı zamanda öğrenmenin, paylaşmanın ve değerlerin yaşatılmasının merkezidir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in mescid anlayışı, ibadetle birlikte ilmin, kardeşliğin ve dayanışmanın da yaşandığı bir hayat modelini ortaya koymuştur. Bugün camilerimizi bu anlayışla canlı tutmak, hepimizin ortak sorumluluğudur. Ramazan ayı, ailelerin ve özellikle çocuklarımızın cami ile tanışması için önemli bir fırsattır. Cami ortamında büyüyen çocuklar, birlik duygusunu, saygıyı ve paylaşmayı küçük yaşlarda öğrenir. Ramazan hatıraları, onların hayatında silinmeyecek izler bırakır. Bu nedenle Ramazan’ı ailece camilerle buluşma zamanı olarak değerlendirmek büyük bir kazanım olacaktır.
MERHAMET VE İBADET BİLİNCİ
Ramazan bizlere, hayatın yalnızca dünya telaşından ibaret olmadığını hatırlatır. Bu ay, kalbimizi güzelleştirmek, davranışlarımızı iyileştirmek ve kardeşliğimizi güçlendirmek için önemli bir fırsattır. Ramazan boyunca kazandığımız sabır, merhamet ve ibadet bilincini yılın diğer zamanlarına da taşıyabilmek en büyük hedefimiz olmalıdır. Bu mübarek ayın gönüllerimize huzur, evlerimize bereket, şehirlerimize kardeşlik getirmesini Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum. Camilerimizin cemaatle dolduğu, duaların semaya yükseldiği, kalplerin birbirine daha çok yaklaştığı bir Ramazan yaşamak duasıyla hepinizi sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yavuz Selim Karabayır
Ramazan, Camii ve Hayat
Her yıl rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı Ramazan ayı, insanın hem Rabbine hem de kendi kalbine yaklaşma fırsatı sunduğu müstesna bir zaman dilimidir.
Ramazan, yalnızca aç kalınan bir ay değil; sabrın, paylaşmanın, merhametin ve kulluk bilincinin yeniden hatırlandığı bir diriliş mevsimidir. Bu dirilişin en güzel yaşandığı yerlerin başında ise camilerimiz gelmektedir.
Camiler, Müslüman toplumun kalbidir. İnsan nasıl kalbiyle hayat buluyorsa, şehirler de camileriyle anlam kazanır. Ramazan ayı geldiğinde camilerimizin ayrı bir huzur iklimine büründüğünü görürüz. Minarelerden yükselen ezanlar gönüllere dokunur, saf tutan cemaatler kardeşliğin en güzel örneklerini sergiler. Teravih namazlarında yan yana duran insanlar, farklı hayatların, farklı hikâyelerin aynı safta buluştuğunu gösterir. Bu buluşma, toplumsal birlik ve beraberliğin en güçlü ifadesidir.
Ramazan, Kur’an ayıdır. Yüce kitabımızın rehberliği, bu ayda daha derinden hissedilir. Camilerimizde okunan mukabeleler, yalnızca bir tilavet değil, aynı zamanda gönüllere yön veren bir çağrıdır. Okunan her ayet, insana hayatın anlamını, sorumluluklarını ve kulluğun inceliğini hatırlatır. Kur’an’ın sesi camilerde yankılandıkça, kalpler huzur bulur, zihinler berraklaşır.
Ramazan ayı, insanın kendisiyle yüzleştiği bir muhasebe zamanıdır. Gün boyu tutulan oruç, sadece bedenin değil, dilin ve davranışların da kontrol altına alınmasını öğretir. Sabır, hoşgörü ve nezaket bu ayda daha belirgin hale gelir. Camiler, bu güzel ahlakın öğrenildiği ve güçlendiği mekânlardır. Camide geçirilen vakit, insanın hayatına denge kazandırır, gönlüne sükûnet verir.
YARDIM HALKALARI
Ramazan aynı zamanda paylaşma ayıdır. İftar sofralarında buluşan insanlar yalnızca yemek paylaşmaz; muhabbeti, kardeşliği ve gönül yakınlığını da paylaşır. Zekâtlar, fitreler ve sadakalar ihtiyaç sahiplerine umut olur. Camilerimizin etrafında oluşan yardım halkaları, toplumun dayanışma ruhunu canlı tutar. Çünkü Ramazan, insanın başkalarının hâlini daha iyi anlamasına vesile olur.
‘AMİN’ DİYEN KALPLER
Günümüz dünyasında hayatın temposu giderek artmakta, insanlar zaman zaman yalnızlık ve yorgunluk hissi yaşayabilmektedir. Ramazan ve camiler, bu yorgunluğun hafiflediği, gönüllerin dinlendiği huzur ortamları sunar. Camide saf tutan mümin, yalnız olmadığını hisseder. Aynı duaya “âmin” diyen kalpler arasında görünmez bağlar kurulur. Bu bağlar, toplumun huzurunu ve güvenini güçlendiren en önemli unsurlardandır.
ORTAK SORUMLULUK
Camiler yalnızca ibadet edilen mekânlar değildir. Aynı zamanda öğrenmenin, paylaşmanın ve değerlerin yaşatılmasının merkezidir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in mescid anlayışı, ibadetle birlikte ilmin, kardeşliğin ve dayanışmanın da yaşandığı bir hayat modelini ortaya koymuştur. Bugün camilerimizi bu anlayışla canlı tutmak, hepimizin ortak sorumluluğudur. Ramazan ayı, ailelerin ve özellikle çocuklarımızın cami ile tanışması için önemli bir fırsattır. Cami ortamında büyüyen çocuklar, birlik duygusunu, saygıyı ve paylaşmayı küçük yaşlarda öğrenir. Ramazan hatıraları, onların hayatında silinmeyecek izler bırakır. Bu nedenle Ramazan’ı ailece camilerle buluşma zamanı olarak değerlendirmek büyük bir kazanım olacaktır.
MERHAMET VE İBADET BİLİNCİ
Ramazan bizlere, hayatın yalnızca dünya telaşından ibaret olmadığını hatırlatır. Bu ay, kalbimizi güzelleştirmek, davranışlarımızı iyileştirmek ve kardeşliğimizi güçlendirmek için önemli bir fırsattır. Ramazan boyunca kazandığımız sabır, merhamet ve ibadet bilincini yılın diğer zamanlarına da taşıyabilmek en büyük hedefimiz olmalıdır. Bu mübarek ayın gönüllerimize huzur, evlerimize bereket, şehirlerimize kardeşlik getirmesini Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum. Camilerimizin cemaatle dolduğu, duaların semaya yükseldiği, kalplerin birbirine daha çok yaklaştığı bir Ramazan yaşamak duasıyla hepinizi sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.