Bursaspor–G. Gebzespor maçının ilk yarısını izlediğimde hissettiğim tek şey şuydu: Boynuna bağlanmış bir halat ve arkasında sürüklediği bir kalasla ilerlemeye çalışan bir insan gibi, futbol oynamaya çabalayan bir Bursaspor vardı sahada. Meğer hafta boyunca Gebze gazetelerini okumalıymışız! Camia olarak Bursaspor maçını “hedef maç” ilan etmişler. Hatta muhtemel bir play-off planları da varmış. Kendilerine ayrılan tribünün tamamı doluydu. Futbolcular ise sahada boş alan bırakmıyor, Bursasporlu oyuncuların ceza sahasına orta yapmasına izin vermiyor ve orta sahadan başlattıkları katı presle oldukça kompakt bir oyun sergiliyorlardı. Sıkıştıkları anlarda ise oyunu durdurarak —ki bunu ilk yarıda beş kez yaptılar— dinlenmeyi başardılar.
Zaman bu şekilde ilerledi ve Bursaspor, rakip ceza sahasında yalnızca beş kez topla buluşabildi. Yapılan 10 ortaya rağmen, 43. dakikada kale içindeki pozisyona kadar net bir fırsat üretilemedi. Kısacası, Bursaspor şampiyon olacaksa bunu bileğinin hakkıyla, çalışarak ve söke söke almak zorunda. Çünkü her takımın bir planı var.
Eyüp Akcan’a ayrı bir paragraf açmak gerekir. Bana göre Bursaspor’un altın çocuğu. Eskiden N'Golo Kanté neyse, bugün Bursaspor için Eyüp de o. Orta sahayı o kadar iyi domine etti ki, Mustafa Er bu performansı görünce rahatlıkla orta sahadan Salih Kavrazlı’yı çıkarıp çift forvete dönebildi. Buna rağmen orta sahada herhangi bir eksiklik hissedilmedi. Skor avantajı elde edilince, Mustafa Er yeniden orta sahayı kalabalıklaştırma şansını da yakaladı. Anlatmak istediğim şu: Elinizde Eyüp Akcan gibi bir oyuncu varsa, takım taktiği açısından büyük bir rahatlık yaşarsınız. Büyük transfer işte böyle olur!
R. Berişbek (4 top kaybı) ve E. İ. Fırat (3 top kaybı) top kayıplarıyla öne çıkan isimler oldular. Ancak R. Berişbek ile İ. Depe AŞ’nin, sahanın Kerem Matışlı’dan sonra en genç oyuncusu olan Baran Başyiğit’e attırdıkları gol adeta Avrupai bir goldü. Talihsiz bir sakatlık sonrası formuna dönen Baran, bu golle önemli bir moral avantajı da yakalamış oldu. Kaleci Kerem Matışlı’da ise inanılmaz bir özgüven var; bu da genç bir kaleci için son derece önemli. Bursaspor ne yapıp edip gelecek yıl onu kadrosunda tutmalı.
Skor 2-0’a geldikten sonra G. Gebzespor taraftarları umutlarını kaybetti. Gebze tribünlerinden başlayan sevgi seli kısa sürede kardeşliğe dönüştü ve bu durum futbolcuların motivasyonunu da etkiledi. İkili mücadelelerin sertliği azaldı, gol arayışları yerini daha düşük tempolu bir oyuna bıraktı. Sanki kimse bu atmosferi bozmak istemiyormuş gibiydi. Bursaspor, maçı 9 şut, rakip ceza sahasında 11 kez topla buluşma ve 18 orta ile tamamlayarak haklı bir galibiyet elde etti.
Teknik Direktör Mustafa Er, hafta içi verdiği bir röportajda “Biz henüz ‘şampiyon’ kelimesinin ‘Ş’sini bile düşünmüyoruz.” diyerek bu maça dikkat çekmişti. Nitekim ne kadar haklı olduğu da görüldü. Ben, Bursaspor’un 28 Mart’ta deplasmanda oynayacağı Fethiyespor maçını kazanması halinde, 4 Nisan’da sahasında Mardinspor 1969 karşısına şampiyonluk maçı için çıkacağını düşünüyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Serkan Gürlük
Söke söke şampiyon!
Bursaspor–G. Gebzespor maçının ilk yarısını izlediğimde hissettiğim tek şey şuydu: Boynuna bağlanmış bir halat ve arkasında sürüklediği bir kalasla ilerlemeye çalışan bir insan gibi, futbol oynamaya çabalayan bir Bursaspor vardı sahada. Meğer hafta boyunca Gebze gazetelerini okumalıymışız! Camia olarak Bursaspor maçını “hedef maç” ilan etmişler. Hatta muhtemel bir play-off planları da varmış. Kendilerine ayrılan tribünün tamamı doluydu. Futbolcular ise sahada boş alan bırakmıyor, Bursasporlu oyuncuların ceza sahasına orta yapmasına izin vermiyor ve orta sahadan başlattıkları katı presle oldukça kompakt bir oyun sergiliyorlardı. Sıkıştıkları anlarda ise oyunu durdurarak —ki bunu ilk yarıda beş kez yaptılar— dinlenmeyi başardılar.
Zaman bu şekilde ilerledi ve Bursaspor, rakip ceza sahasında yalnızca beş kez topla buluşabildi. Yapılan 10 ortaya rağmen, 43. dakikada kale içindeki pozisyona kadar net bir fırsat üretilemedi. Kısacası, Bursaspor şampiyon olacaksa bunu bileğinin hakkıyla, çalışarak ve söke söke almak zorunda. Çünkü her takımın bir planı var.
Eyüp Akcan’a ayrı bir paragraf açmak gerekir. Bana göre Bursaspor’un altın çocuğu. Eskiden N'Golo Kanté neyse, bugün Bursaspor için Eyüp de o. Orta sahayı o kadar iyi domine etti ki, Mustafa Er bu performansı görünce rahatlıkla orta sahadan Salih Kavrazlı’yı çıkarıp çift forvete dönebildi. Buna rağmen orta sahada herhangi bir eksiklik hissedilmedi. Skor avantajı elde edilince, Mustafa Er yeniden orta sahayı kalabalıklaştırma şansını da yakaladı. Anlatmak istediğim şu: Elinizde Eyüp Akcan gibi bir oyuncu varsa, takım taktiği açısından büyük bir rahatlık yaşarsınız. Büyük transfer işte böyle olur!
R. Berişbek (4 top kaybı) ve E. İ. Fırat (3 top kaybı) top kayıplarıyla öne çıkan isimler oldular. Ancak R. Berişbek ile İ. Depe AŞ’nin, sahanın Kerem Matışlı’dan sonra en genç oyuncusu olan Baran Başyiğit’e attırdıkları gol adeta Avrupai bir goldü. Talihsiz bir sakatlık sonrası formuna dönen Baran, bu golle önemli bir moral avantajı da yakalamış oldu. Kaleci Kerem Matışlı’da ise inanılmaz bir özgüven var; bu da genç bir kaleci için son derece önemli. Bursaspor ne yapıp edip gelecek yıl onu kadrosunda tutmalı.
Skor 2-0’a geldikten sonra G. Gebzespor taraftarları umutlarını kaybetti. Gebze tribünlerinden başlayan sevgi seli kısa sürede kardeşliğe dönüştü ve bu durum futbolcuların motivasyonunu da etkiledi. İkili mücadelelerin sertliği azaldı, gol arayışları yerini daha düşük tempolu bir oyuna bıraktı. Sanki kimse bu atmosferi bozmak istemiyormuş gibiydi. Bursaspor, maçı 9 şut, rakip ceza sahasında 11 kez topla buluşma ve 18 orta ile tamamlayarak haklı bir galibiyet elde etti.
Teknik Direktör Mustafa Er, hafta içi verdiği bir röportajda “Biz henüz ‘şampiyon’ kelimesinin ‘Ş’sini bile düşünmüyoruz.” diyerek bu maça dikkat çekmişti. Nitekim ne kadar haklı olduğu da görüldü. Ben, Bursaspor’un 28 Mart’ta deplasmanda oynayacağı Fethiyespor maçını kazanması halinde, 4 Nisan’da sahasında Mardinspor 1969 karşısına şampiyonluk maçı için çıkacağını düşünüyorum.