Bursaspor–GW Kırklarelispor takım tertibini gösteren listeler maç önü elimize ulaştığında, İlhan Depe ve Muhammet Demir’in ilk 11’de olmadığını gördük. Esasen ben kendim depresyona girmek üzereydim ki Muhammet benden önce davranmış. Soyunma odasını ve antrenmanları anlık takip etmemiz zor tabii. Bu kesiklerin nedenini anlamak için Bursaspor’un oyununa odaklanmamız gerekti.
Futbolda bu kesikler var. Her maç gol atmalısın ve gelişmelisin. Aksi hâlde bu tutkulu futbolseverler gözünün yaşına bakmaz. Hele kaleciysen işler daha da kötü. Onlarca kurtarıştan sonra yediğin tek gol konuşulur. Yıllar sonra da o yenilen gol hatırlanır. Teknik direktörlükte de böyledir. Okan Buruk bu sene şampiyon olamazsa, “Okan Buruk ile mi yola devam edilecek?” sorusuna verilecek evet cevabı en fazla %20–30’ları bulur. Durum o kadar vahim yani. Sen üç sene üst üste şampiyon yap, sonra dördüncüyü olamadın mı, güle güle.
İlhan Depe ve senin yedek kulübesinde olman, bu takımın bir tür zenginliğini de gösterir. O nedenle sakin kalmak en iyisi. Bunları neden söylüyorum? Bursaspor–GW Kırklarelispor maçının sonlarına doğru Muhammet Demir, bir ikili mücadele sonrası rakibini öyle bir koltuk altına aldı ki bir an yanında eve götürecek zannettim. Değerli kardeşim, sen bu takımda büyük goller attın, atacaksın da. Ancak bu süre zarfında çok yoruldun ve depresyonda kalmamalısın. Belli ki senden daha iyi olana şans verildi. Her şey Bursaspor içinse biraz sabır. Aynı durum İlhan Depe için de geçerli ki bu satırlar her hafta onun pozitif futbolunu anlatarak geçti. İlhan Depe’ye bu kadar yük bindirmek, tabiri caizse onun sırtından geçinmek etik mi diye sorduğumu hatırlıyorum. Depresyonun ana nedeninin, “haksızlığa uğratıldığını düşünmek ve bunu derin derin düşünmek” olduğunu iyi biliyorum. Teknik Direktör Mustafa Er, yöneticiler, hatta kişisel gelişim uzmanları futbolcularla konuşarak bu sorunu çözebilir diye düşünüyorum.
Takımın %60’ı değişmiş durumda. Sanırım uyum haftaları geçti ve dokular yavaş yavaş tutmaya başladı. Hücumda değişik varyasyonlar deneyen bir Bursaspor vardı. Bu kadar hücum varyasyonunun denendiğini uzun süredir görmemiştim. “Bu takım niye şut çekemiyor hocam?” diye yazdıktan bir hafta sonra ilk çekilen ceza sahası şutu gol oldu. Yazar şansı mıdır bilemem ama kapalı defansı açmanın 4–5 yolundan birinin şut çekmek olduğu spor akademisi taktik kitaplarında da yazar.
Defans arasına yapılan sızma koşulara bayıldım. Ara paslar seyirciyi her zaman ayağa kaldırır. Eyüp Akcan’dan iyi ara pas denemeleri gördük. Bunları hep yapmalı. İdris Fırat ve E. Kaan Gültekin’in sürekli arayış içinde olmaları ve Salih Kavrazlı’nın ilk yarıda her 16 dakikada bir gol atması yanında harika oyunu, Bursaspor’un şampiyona yakışır bir oyun oynadığını bize ilk defa gösterdi. Gerçekten de uzun zaman sonra şampiyon takım hüviyetinde olan, oyunu bilen ve yöneten bir Bursaspor izledik.
Çok zorlu deplasmanlar var ve bu sene bir deplasman fobisi oluştu. Deplasmanlarda tempo kontrolünü iyi yapan bir Bursaspor olmalı; zira her takım GW Kırklarelispor gibi deorganize olmayacak. Güçlü rakiplerle karşılaştığımızda geçişlerde doğru konumlanma çok önemli. Ben her şeyi sabra bağlıyorum. Her şeyden az ama sabırdan çok olsun.
Basın tribününün hemen sol yanındaki 301 tribünden bana ulaşan şikâyetleri de yazarak yazımı bitireyim. Bu tribünde taraftarlar, üç aydır akmayan tuvalet musluklarından ve hijyen koşullarından şikâyetçi. Ayrıca, kombine ücreti ödeyip bilet aldıklarını; ancak biletsiz girenlerin merdiven boşluklarında oturarak iki türlü kulübe zarar verdiğini söylediler. Gerçekten de taraftar odaklı rüzgârların estiği (kışlık bere ve yağmurlukların dağıtıldığı) bir ortamda Bursasporlu taraftarlar her şeyin en iyisine layık olmalıdır. Kombine satışları arifesinde bu tür altyapı sorunlarının çözülmesi şart. Ben onların elçisi olmuş olayım ve taraftarların bu dileklerini yönetime iletmiş olayım.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Serkan Gürlük
Muhammet Demir depresyonda!
Bursaspor–GW Kırklarelispor takım tertibini gösteren listeler maç önü elimize ulaştığında, İlhan Depe ve Muhammet Demir’in ilk 11’de olmadığını gördük. Esasen ben kendim depresyona girmek üzereydim ki Muhammet benden önce davranmış. Soyunma odasını ve antrenmanları anlık takip etmemiz zor tabii. Bu kesiklerin nedenini anlamak için Bursaspor’un oyununa odaklanmamız gerekti.
Futbolda bu kesikler var. Her maç gol atmalısın ve gelişmelisin. Aksi hâlde bu tutkulu futbolseverler gözünün yaşına bakmaz. Hele kaleciysen işler daha da kötü. Onlarca kurtarıştan sonra yediğin tek gol konuşulur. Yıllar sonra da o yenilen gol hatırlanır. Teknik direktörlükte de böyledir. Okan Buruk bu sene şampiyon olamazsa, “Okan Buruk ile mi yola devam edilecek?” sorusuna verilecek evet cevabı en fazla %20–30’ları bulur. Durum o kadar vahim yani. Sen üç sene üst üste şampiyon yap, sonra dördüncüyü olamadın mı, güle güle.
İlhan Depe ve senin yedek kulübesinde olman, bu takımın bir tür zenginliğini de gösterir. O nedenle sakin kalmak en iyisi. Bunları neden söylüyorum? Bursaspor–GW Kırklarelispor maçının sonlarına doğru Muhammet Demir, bir ikili mücadele sonrası rakibini öyle bir koltuk altına aldı ki bir an yanında eve götürecek zannettim. Değerli kardeşim, sen bu takımda büyük goller attın, atacaksın da. Ancak bu süre zarfında çok yoruldun ve depresyonda kalmamalısın. Belli ki senden daha iyi olana şans verildi. Her şey Bursaspor içinse biraz sabır. Aynı durum İlhan Depe için de geçerli ki bu satırlar her hafta onun pozitif futbolunu anlatarak geçti. İlhan Depe’ye bu kadar yük bindirmek, tabiri caizse onun sırtından geçinmek etik mi diye sorduğumu hatırlıyorum. Depresyonun ana nedeninin, “haksızlığa uğratıldığını düşünmek ve bunu derin derin düşünmek” olduğunu iyi biliyorum. Teknik Direktör Mustafa Er, yöneticiler, hatta kişisel gelişim uzmanları futbolcularla konuşarak bu sorunu çözebilir diye düşünüyorum.
Takımın %60’ı değişmiş durumda. Sanırım uyum haftaları geçti ve dokular yavaş yavaş tutmaya başladı. Hücumda değişik varyasyonlar deneyen bir Bursaspor vardı. Bu kadar hücum varyasyonunun denendiğini uzun süredir görmemiştim. “Bu takım niye şut çekemiyor hocam?” diye yazdıktan bir hafta sonra ilk çekilen ceza sahası şutu gol oldu. Yazar şansı mıdır bilemem ama kapalı defansı açmanın 4–5 yolundan birinin şut çekmek olduğu spor akademisi taktik kitaplarında da yazar.
Defans arasına yapılan sızma koşulara bayıldım. Ara paslar seyirciyi her zaman ayağa kaldırır. Eyüp Akcan’dan iyi ara pas denemeleri gördük. Bunları hep yapmalı. İdris Fırat ve E. Kaan Gültekin’in sürekli arayış içinde olmaları ve Salih Kavrazlı’nın ilk yarıda her 16 dakikada bir gol atması yanında harika oyunu, Bursaspor’un şampiyona yakışır bir oyun oynadığını bize ilk defa gösterdi. Gerçekten de uzun zaman sonra şampiyon takım hüviyetinde olan, oyunu bilen ve yöneten bir Bursaspor izledik.
Çok zorlu deplasmanlar var ve bu sene bir deplasman fobisi oluştu. Deplasmanlarda tempo kontrolünü iyi yapan bir Bursaspor olmalı; zira her takım GW Kırklarelispor gibi deorganize olmayacak. Güçlü rakiplerle karşılaştığımızda geçişlerde doğru konumlanma çok önemli. Ben her şeyi sabra bağlıyorum. Her şeyden az ama sabırdan çok olsun.
Basın tribününün hemen sol yanındaki 301 tribünden bana ulaşan şikâyetleri de yazarak yazımı bitireyim. Bu tribünde taraftarlar, üç aydır akmayan tuvalet musluklarından ve hijyen koşullarından şikâyetçi. Ayrıca, kombine ücreti ödeyip bilet aldıklarını; ancak biletsiz girenlerin merdiven boşluklarında oturarak iki türlü kulübe zarar verdiğini söylediler. Gerçekten de taraftar odaklı rüzgârların estiği (kışlık bere ve yağmurlukların dağıtıldığı) bir ortamda Bursasporlu taraftarlar her şeyin en iyisine layık olmalıdır. Kombine satışları arifesinde bu tür altyapı sorunlarının çözülmesi şart. Ben onların elçisi olmuş olayım ve taraftarların bu dileklerini yönetime iletmiş olayım.