Bursaspor, ilk devrede oynadığı beş maçın tamamını kazanarak adeta “Ben bu ligin lideriyim” demişti. Gerçekten de 6. haftaya kadar bu ligin bizi zorlayamayacağı düşünülmüş, şampiyonluk şarkıları söylenmeye başlanmıştı. Nitekim 6. haftada, kendi sahamızda oynanan Isparta 32 Spor Kulübü maçı tüm bu havayı bozdu. Çok akıllı bir oyun ve sert bir savunma anlayışıyla sahadan 1-0 galip ayrıldılar. Aynı hafta Bursaspor liderliği Güzide Gebzespor’a bıraktı. İlk yarı sonuna kadar da çeşitli takımlar, Bursaspor’un sendelemesini fırsat bilerek şampiyonluk yarışında kalmayı başardı. Gerçekten de Isparta 32 Spor Kulübü ligin bütün ayarlarını değiştirmişti.
Şimdi Bursaspor’un karşısında yine benzer bir durum var. Olası bir puan kaybı hâlinde, kalan 11 haftada karşısına çok daha dişli rakipler çıkacaktır. Isparta’dan alınacak bir galibiyet, hem rakiplere psikolojik üstünlük sağlayacak hem de önümüzdeki iki hafta üst sıralardaki rakiplerin kendi aralarında oynayacağı maçlar nedeniyle ortaya çıkacak tabloda, Bursaspor’a gelecek haftalar için çok önemli bir puan kredisi kazandıracaktır. Ligin boyu kısaldıkça bu kredilerin ne denli önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
1 Şubat 2026 Pazar günü oynanan Bursaspor–Adanaspor maçında da yeniden şampiyonluk şarkıları söylenmeye başlandı. İşte yine bir Ispartaspor maçı ve bu kez timsahın puan kaybına tahammülü yok. Bu maç bir tür hedef maç.
Adanaspor’a şimdiden seneye 3. Lig’de başarılar dileriz. Ben, maçın farklı kazanılmasından ziyade sakatlık yaşanmaması için dua ettim. Şu ana kadar bir sakatlık haberi de almadık. Bu nedenle Mustafa Hoca’nın, böylesine güçsüz bir takıma karşı ikinci yarının başında gerekli değişiklikleri yapması yerinde olurdu. Saha o kadar ağırlaştı ki Matlı Stadyumu’nun adeta Göller Bölgesi’ne döndüğünü, top kontrolünün neredeyse imkânsız hâle geldiğini gördük.
Maça gelince… Karşılaşma uzatmalarla birlikte yaklaşık 100 dakika oynandıysa, bunun 85-90 dakikası boyunca top Adanaspor’un yarı sahasında gezindi. Bu sürenin yaklaşık 60-65 dakikası ise Adanaspor ceza sahası içinde geçti. Adanasporlu savunma oyuncularının, kalan 12 haftalık süreçte (tabii eğer Adanaspor tüm maçlara çıkabilirse) kendilerini ciddi anlamda geliştirebileceklerini düşünüyorum. Sürekli atağa maruz kalıyorlar ve yalnızca savuşturmakla uğraşıyorlar.
Bize dönersek… Gidenler, gelenler, bahisçiler, sakatlar, cezalılar, hakem kararları gibi her türlü gündeme kulaklarını tıkayıp yalnızca işini yapan bir futbolcudan bahsetmek istiyorum: İlhan Depe. Küme düşmüş Adanaspor’a karşı elbette galip gelinecekti; ancak kilidi açmak hiç de kolay değildi. İşte bunu bir kez daha başaran İlhan Depe oldu. Kendisine lokomotif mi demeliyiz, yoksa Uluabatlı İlhan mı bilemiyorum. Uluabatlı Hasan, İstanbul’un fethinde onca oka, saldırıya ve sarsıntıya rağmen ayakta kalmayı başarmamış mıydı? İşte İlhan Depe de tıpkı burca bayrağı diken Uluabatlı Hasan gibi, kilidi açan futbolcu olmayı başardı.
Bunu sürekli yapabiliyor olması, onun ne kadar iyi bir profesyonel olduğunu gösteriyor. Gol atıyor, attırıyor, orta yapıyor, rakibe kırmızı kart aldırıyor ve neredeyse hiç sakatlanmıyor. Tüm bunlar onu “Uluabatlı İlhan” yapıyor. Halil Akbunar’ın da kendi kanadında arı gibi çalıştığını söylemeden geçmemek gerekir. Onun gol atması gerekiyordu; rakibi yoran bu oyuncunun golle buluşması en büyük dileğimdi ve öyle de oldu. Kendini gereksizce yere atmaması, onu ayrıca güçlü kılıyor. Futbolcunun gözü yerde olmamalı.
Mustafa Hoca’nın bir dokunuşu var mıydı? Evet. Golün gelmediği anlarda yapılan İlhan–Halil kanat değişikliği, net bir hoca dokunuşu olarak görülebilir. Tek eleştirim, ikinci yarıya as oyuncuları kenarda tutarak başlayabilirdi. Bir de şunu söylemeden edemeyeceğim: Mustafa Hoca, yağan yoğun sulu kara rağmen saha kenarında şapkasız ve kapüşonsuz şekilde bekledi. Eyvallah hocam, görevin tabii ki bu; ancak önümüzdeki maçlarda da sana ihtiyacımız var. Bursaspor aşkının adamı hasta ettiğini biliyoruz ama maazallah İlhan ve Muhammet ağır gribi yeni atlattılar; senin de şifayı kapmanı istemeyiz. Teksas tribünleri “Beraber ıslandık yağan yağmurda” şarkısını da söyledi. Sonrasında en azından bir şapka ya da kapüşonlu mont sana iyi gelirdi.
Bu vesileyle sayın hocamıza bir kez daha hoş geldin der; beklentimizin, hedef maçımıza takımı en iyi şekilde hazırlaması olduğunu ifade etmek isterim.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Serkan Gürlük
Hedef maç
Bursaspor, ilk devrede oynadığı beş maçın tamamını kazanarak adeta “Ben bu ligin lideriyim” demişti. Gerçekten de 6. haftaya kadar bu ligin bizi zorlayamayacağı düşünülmüş, şampiyonluk şarkıları söylenmeye başlanmıştı. Nitekim 6. haftada, kendi sahamızda oynanan Isparta 32 Spor Kulübü maçı tüm bu havayı bozdu. Çok akıllı bir oyun ve sert bir savunma anlayışıyla sahadan 1-0 galip ayrıldılar. Aynı hafta Bursaspor liderliği Güzide Gebzespor’a bıraktı. İlk yarı sonuna kadar da çeşitli takımlar, Bursaspor’un sendelemesini fırsat bilerek şampiyonluk yarışında kalmayı başardı. Gerçekten de Isparta 32 Spor Kulübü ligin bütün ayarlarını değiştirmişti.
Şimdi Bursaspor’un karşısında yine benzer bir durum var. Olası bir puan kaybı hâlinde, kalan 11 haftada karşısına çok daha dişli rakipler çıkacaktır. Isparta’dan alınacak bir galibiyet, hem rakiplere psikolojik üstünlük sağlayacak hem de önümüzdeki iki hafta üst sıralardaki rakiplerin kendi aralarında oynayacağı maçlar nedeniyle ortaya çıkacak tabloda, Bursaspor’a gelecek haftalar için çok önemli bir puan kredisi kazandıracaktır. Ligin boyu kısaldıkça bu kredilerin ne denli önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
1 Şubat 2026 Pazar günü oynanan Bursaspor–Adanaspor maçında da yeniden şampiyonluk şarkıları söylenmeye başlandı. İşte yine bir Ispartaspor maçı ve bu kez timsahın puan kaybına tahammülü yok. Bu maç bir tür hedef maç.
Adanaspor’a şimdiden seneye 3. Lig’de başarılar dileriz. Ben, maçın farklı kazanılmasından ziyade sakatlık yaşanmaması için dua ettim. Şu ana kadar bir sakatlık haberi de almadık. Bu nedenle Mustafa Hoca’nın, böylesine güçsüz bir takıma karşı ikinci yarının başında gerekli değişiklikleri yapması yerinde olurdu. Saha o kadar ağırlaştı ki Matlı Stadyumu’nun adeta Göller Bölgesi’ne döndüğünü, top kontrolünün neredeyse imkânsız hâle geldiğini gördük.
Maça gelince… Karşılaşma uzatmalarla birlikte yaklaşık 100 dakika oynandıysa, bunun 85-90 dakikası boyunca top Adanaspor’un yarı sahasında gezindi. Bu sürenin yaklaşık 60-65 dakikası ise Adanaspor ceza sahası içinde geçti. Adanasporlu savunma oyuncularının, kalan 12 haftalık süreçte (tabii eğer Adanaspor tüm maçlara çıkabilirse) kendilerini ciddi anlamda geliştirebileceklerini düşünüyorum. Sürekli atağa maruz kalıyorlar ve yalnızca savuşturmakla uğraşıyorlar.
Bize dönersek… Gidenler, gelenler, bahisçiler, sakatlar, cezalılar, hakem kararları gibi her türlü gündeme kulaklarını tıkayıp yalnızca işini yapan bir futbolcudan bahsetmek istiyorum: İlhan Depe. Küme düşmüş Adanaspor’a karşı elbette galip gelinecekti; ancak kilidi açmak hiç de kolay değildi. İşte bunu bir kez daha başaran İlhan Depe oldu. Kendisine lokomotif mi demeliyiz, yoksa Uluabatlı İlhan mı bilemiyorum. Uluabatlı Hasan, İstanbul’un fethinde onca oka, saldırıya ve sarsıntıya rağmen ayakta kalmayı başarmamış mıydı? İşte İlhan Depe de tıpkı burca bayrağı diken Uluabatlı Hasan gibi, kilidi açan futbolcu olmayı başardı.
Bunu sürekli yapabiliyor olması, onun ne kadar iyi bir profesyonel olduğunu gösteriyor. Gol atıyor, attırıyor, orta yapıyor, rakibe kırmızı kart aldırıyor ve neredeyse hiç sakatlanmıyor. Tüm bunlar onu “Uluabatlı İlhan” yapıyor. Halil Akbunar’ın da kendi kanadında arı gibi çalıştığını söylemeden geçmemek gerekir. Onun gol atması gerekiyordu; rakibi yoran bu oyuncunun golle buluşması en büyük dileğimdi ve öyle de oldu. Kendini gereksizce yere atmaması, onu ayrıca güçlü kılıyor. Futbolcunun gözü yerde olmamalı.
Mustafa Hoca’nın bir dokunuşu var mıydı? Evet. Golün gelmediği anlarda yapılan İlhan–Halil kanat değişikliği, net bir hoca dokunuşu olarak görülebilir. Tek eleştirim, ikinci yarıya as oyuncuları kenarda tutarak başlayabilirdi. Bir de şunu söylemeden edemeyeceğim: Mustafa Hoca, yağan yoğun sulu kara rağmen saha kenarında şapkasız ve kapüşonsuz şekilde bekledi. Eyvallah hocam, görevin tabii ki bu; ancak önümüzdeki maçlarda da sana ihtiyacımız var. Bursaspor aşkının adamı hasta ettiğini biliyoruz ama maazallah İlhan ve Muhammet ağır gribi yeni atlattılar; senin de şifayı kapmanı istemeyiz. Teksas tribünleri “Beraber ıslandık yağan yağmurda” şarkısını da söyledi. Sonrasında en azından bir şapka ya da kapüşonlu mont sana iyi gelirdi.
Bu vesileyle sayın hocamıza bir kez daha hoş geldin der; beklentimizin, hedef maçımıza takımı en iyi şekilde hazırlaması olduğunu ifade etmek isterim.