SON DAKİKA
Hava Durumu

Ramazan, yalnızlık ve pişmanlıklar

Yazının Giriş Tarihi: 20.02.2026 22:35
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.02.2026 22:36

Ramazan ayı, Kur'an'ın ilk indirildiği aydır. Bu ay, biz Müslümanlar için oruç tutma, ibadet artışı ve Allah'ın rızasını kazanma fırsatıdır. Sevgili Peygamber'in (s.a.v.) ifadesine göre, Ramazan'ın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem ateşinden kurtuluştur. Oruç tutmak sadece yemek ve içmekten uzak durmayı değil, ahlaki ve duygusal kontrolü de içerir. Bu ay, ruhun temizlenmesi, sadaka verme, duaların kabul olma ihtimalinin yüksek olması açısından büyük önem taşır. Bu vesileyle tüm İslam âleminin ramazanı mübarek olsun. Rabbim bu ayda hepimize iyilikler ve güzellikler versin. Tüm dualarımızı kabul etsin inşallah.

Dünya için boşuna üç günlük dünya denmiyor. Yaşadığımız hayatta sağlıklı dinç ve gençken birinci önceliğimiz kendimiz oluyoruz galiba. Yaptığımız yanlışların çoğu belki de ondan. Ama gün geçtikçe o yanlışlardan ders çıkarıp iyilikler yaparak geride insan biriktirmemiz gerekirken biz aksine bencilliğe ve çevremizdekileri uzaklaştırarak yalnızlaşmaya doğru yol alıyoruz.

Tabi bu söylediklerim herkes için geçerli değil ama yanı başımızda yalnız insanları görünce gün geçtikçe sayılarının arttığına şahit oluyoruz. Geçenlerde Hasan Songür adlı bir kardeşimizin başından geçenleri okurken bu duyguyu daha iyi yaşadım. Anlattığını sizinle paylaşayım.

"Hüseyin Amca kahvehaneden arkadaşımdı. Kimse yanına oturmazdı. Sevilmeyen biriydi. Bencil ve cimriydi de galiba. Onun bu huylarını takmadığımdan, çekinmeden yanıma gelir otururdu. Her gelişinde en az yarım paket sigaramı (Sigara sağlığa zararlıdır) beş bardak çayımı içerdi. Bir defa sigara tuttuğunu ya da bir bardak çay ısmarladığını hatırlamam. Saçma sapan egosunu şişire şişire konuşur, konuşur giderdi. Ben sessizce dinlerdim.

Aradan epey zaman geçti. Hüseyin amca gelmez oldu kahvehaneye. Sordum, soruşturdum. Gırtlak kanserine yakalanmış. Hastanede yatıyormuş. Belki hakkı vardır üzerimde. Üç yıllık tanışıklığımız var ne de olsa. Ziyaretine gittim. İki aydır yatıyormuş. Boğazını delmişler. Konuşamıyormuş. Yemek yiyemiyormuş. Mamayla besleniyormuş. Bir deri bir kemik kalmıştı. İlk ziyaretçisi benmişim. Beni görünce taşlaşmış gözleri ışıldadı, canlandı. İki çocuğu varmış. Hemşireler aramış ama oralı olmamışlar. Yazdı: “Oğlum Halit’i ziyaretime getir. Son bir defa göreyim.” dedi. Son zamanlarını yaşadığını biliyordu. Halit’in kundura mağazası vardı. Önce çevre esnafa sordum. Herkes çok iyi bir insan olduğunu söyledi. Oldukça iyi çalışan bir mağazaydı. Vardım, kendimi tanıttım. Ziyaret sebebimi söyledim. Kısa bir an dondu kaldı. Düşüncelere daldı. Sonra:

— 'Gidemeyeceğim ben' dedi.

Galiba benim iyi niyetli biri olduğumu hissettiği için açıklama gereği duydu:

— Babamla ilgili hatırladığım tek şey “Benim bir boğazım var.” deyişiydi. Annem gül toplamaya, çapaya giderdi. Kışları halı dokur, evi geçindirirdi. Parası kalmadığı zamanlarda babamdan yiyecek bir şeyler almasını isterdi. O zaman babam işaret parmağıyla gırtlağını gösterir, “Benim bir boğazım var.” derdi. Çoğu zaman lokantalarda yemek yediğini görürdüm. Memurdu, parası yok değildi. Ortaokulu bitirince pazarcılığa başladım. Ev tutup annemi, kardeşimi alıp götürdüm. Kardeşim öğretmen oldu. Annem öldü. Bir defa arayıp sormadı. Kanser olduğunu duydum ama birader, onu görmek içimden gelmiyor.

Elli yaşındaki adamın gözleri nemlenmişti. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Ne diyebilirim ki… Hayırlı işler dileyip ayrıldım. Mağazadan biraz uzaklaşmıştım ki, “Birader! Birader!” diye bağıran bir ses duydum. Durup baktım. Adam bir dakika işareti yapıyordu. Beraber hastaneye gittik. Hüseyin amca, yanlış bir babalık yaşadığını anlarcasına pişmanca evladının ellerine sarıldı. Ama evlat buz gibiydi. “

Anlatılanları dinlerken ya da okurken birçok şey geçti içimden. Dedim ki; zamanında ilgi göstermediği ailesinden belki de merhamet dilendi. Ama çok geçti. Sağken, sağlıklıyken bazı şeylerin değerini bilemeyip kendi için yaşıyorsan gün gelir tek başına çekip gidersin. Söylediklerin ve yaptıkların işte tam da o zaman karşına çıkar. Allah aceleci değildir. Gün gelir, “Benim bir boğazım var.” diyenin boğazını deldirir. Bu bir intikam cümlesi değil elbette. Lakin o güne gelmeden söylediklerimize, yaptıklarımıza daha mı dikkat etsek acaba? Sonrasında yanımızda tek bir kişi bile bulamıyoruz. Sonrasında yalnızlık, hüzün, gözyaşı ve geriye dönüp bakılan pişmanlık dolu günler.

Yazımızı bu ayın ruhuna uygun bitirelim. Allah bizi pişman olanlardan eylemesin. Bu ramazan ayının feyzinden faydalanan kullarından eylesin. Tüm sevdiklerimizi, Ülkemizi her türlü kötülüklerden korusun.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.