Soruyu sorduğumuzda kendi bağlamında geniş cevaplara ulaşabiliriz. Peki, “Kazanmak nedir” ifadesini hangi bağlamda kullanmalıyız? Yani, hedef belirleme, oyun/yarışma, kişisel gelişim, öğretici bir kavram gibi alanlardan hangisinde kazanmak?
Sorunun cevabı için öncelikle bilmemiz gereken, kazanmanın ölçütleri senin için nelerdir? Başarıya ulaşmak mı? Belirli bir puan/sonuç elde etmek mi? Süreçten haz almak mı?
Kazanmak, kavramsal olarak genel anlamda iki ana boyutu öne çıkar. Birincisi, sonuç odaklı kazanmak. Yani, belirli bir hedefe ulaşmak, rekabeti kazanmak, ödül/başarı elde etmek. İkincisi de içsel kazanım/büyüme. Yani, yetkinlik kazanmak, öğrenme, motivasyonu artırmak, kişinin kendini geliştirmesi.
Kazanma olgusu, elbette kişiden kişiye değişir. Kazanmak, kişinin belirlediği hedeflerle ilgili bir şeydir. Hedefi belirle ve o hedefe gidecek şeyler yap. Kısaca “Hayal et ve asla vazgeçme”
Kazanmak ile ilgili bir şeyler yazayım derken geçenlerde izlediğim bir kısa videoda denk geldiğim, Frank Dick adlı bir koçun röportajında söyledikleri aklıma geldi. Bir dönem İngiliz Atletizm Federasyonu Antrenör Başkanlığı da yapan ve şimdilerde Dünyanın tanınmış atletlerine ve büyük şirketlere koçluk yapan bir kişi Frank Dick.
Kazanmak ile ilgili güzel tespitleri var. "Kazanmak için önce hayal etmeli ve sonra da hayali gerçeğe dönüştürmek için korkmadan ve bıkmadan çalışmalısınız."
Eski bir kısa mesafe atleti olan Dick, insanın kendisine inandığı ve güvendiği takdirde aşamayacağı engel bulunmadığını ifade ederek, "Sadece sporda değil, iş sahasında da insanların kazanması için aynı şartları yerine getirmesi gerekiyor. Önce hayal etmek, sonra planlamak, ardından uygulamak." İnsanları "dağ ve vadi adamı" olarak ikiye ayıran Dick, vadi adamlarını hata yapmaktan korkan, başarısız olmaya mahkûm kişiler olarak tanımlıyor.
Dick'in "vadi adamı" tanımı ise kazanma riskini almayı seven kişiler. "Dünyada aşılamayacak dağ yoktur. Şuna inanın ki eğer bir dağı aşmaya karar verirseniz onu aşarsınız. Kaybetmek ile kazanmak birbirine çok uzak iki olgu. Kaybetmek kesinlikle her şeyin sonu değil. Hata yapmak ise çok doğal. Örneğin bisikletten düşebilirsiniz. Yola yürüyerek devam etmek veya taksi çevirmek yerine bisiklete yeniden binmeyi düşünüyorsanız bu sizin hayata karşı dirençliliğinizi ve kazanmaya ne kadar yakın olduğunuzu gösterir" diyor.
İzlediğim röportajında başından geçen bir olayı anlatıyor.
Koç Dick; Dokuz yaşında bir kız sporcum vardı. Yüz metre yarışında koşmak istiyor. Birkaç hafta onunla çalıştık. Sonunda yarış günü geldi. İlk yarışında yedi çocukla birlikte çizgiye dizildi. Yarış başladı ve kendini son çizgiye attı. Sekiz kişiden 18 saniye ile sekizinci oldu. Yanıma geldi. Bay Dick, 'Sonuncu oldum.' dedi. 'Hayır olmadın.' dedim. 'Evet oldum.' 'Sen 18 saniyede koştun' dedim. 'Ne demek istiyorsunuz?' dedi. '20 saniye bariyerini kırdın. Ben seni 19 saniye olarak kaydetmiştim. Bir saniye daha hızlısın. Bu ne anlama geliyor biliyor musun?' dedim. 'Hayır' dedi. 'Bu senin hayattaki en iyi performansın demek. Kendi kişisel dünya rekorun' dedim. 'Gerçekten mi?' dedi. 'Evet. Bir bakıma birincisin' dedim. 'Nasıl yani?' dedi. '100 metreyi 18 saniyede koşan ilk sporcum sensin' dedim.
Birkaç hafta sonra bir yarışı daha vardı. Şimdi onun için kazanmak ne demek? Eğer 17.9 saniye yaparsa bayrağı alıp pistte tur atacak. Çünkü kazanmak budur. Kazanmak, dünden daha iyi olmak demektir.
Bizler için de kazanmak dünden daha iyi olmak demek değil mi? Bugün bitti. Yarın bugünden iyi olacağı. İyi olacağız. Olmalıyız. İşte o zaman kazanırız.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Osman Yiğitoğlu
Kazanmak nedir?
Soruyu sorduğumuzda kendi bağlamında geniş cevaplara ulaşabiliriz. Peki, “Kazanmak nedir” ifadesini hangi bağlamda kullanmalıyız? Yani, hedef belirleme, oyun/yarışma, kişisel gelişim, öğretici bir kavram gibi alanlardan hangisinde kazanmak?
Sorunun cevabı için öncelikle bilmemiz gereken, kazanmanın ölçütleri senin için nelerdir? Başarıya ulaşmak mı? Belirli bir puan/sonuç elde etmek mi? Süreçten haz almak mı?
Kazanmak, kavramsal olarak genel anlamda iki ana boyutu öne çıkar. Birincisi, sonuç odaklı kazanmak. Yani, belirli bir hedefe ulaşmak, rekabeti kazanmak, ödül/başarı elde etmek. İkincisi de içsel kazanım/büyüme. Yani, yetkinlik kazanmak, öğrenme, motivasyonu artırmak, kişinin kendini geliştirmesi.
Kazanma olgusu, elbette kişiden kişiye değişir. Kazanmak, kişinin belirlediği hedeflerle ilgili bir şeydir. Hedefi belirle ve o hedefe gidecek şeyler yap. Kısaca “Hayal et ve asla vazgeçme”
Kazanmak ile ilgili bir şeyler yazayım derken geçenlerde izlediğim bir kısa videoda denk geldiğim, Frank Dick adlı bir koçun röportajında söyledikleri aklıma geldi. Bir dönem İngiliz Atletizm Federasyonu Antrenör Başkanlığı da yapan ve şimdilerde Dünyanın tanınmış atletlerine ve büyük şirketlere koçluk yapan bir kişi Frank Dick.
Kazanmak ile ilgili güzel tespitleri var. "Kazanmak için önce hayal etmeli ve sonra da hayali gerçeğe dönüştürmek için korkmadan ve bıkmadan çalışmalısınız."
Eski bir kısa mesafe atleti olan Dick, insanın kendisine inandığı ve güvendiği takdirde aşamayacağı engel bulunmadığını ifade ederek, "Sadece sporda değil, iş sahasında da insanların kazanması için aynı şartları yerine getirmesi gerekiyor. Önce hayal etmek, sonra planlamak, ardından uygulamak." İnsanları "dağ ve vadi adamı" olarak ikiye ayıran Dick, vadi adamlarını hata yapmaktan korkan, başarısız olmaya mahkûm kişiler olarak tanımlıyor.
Dick'in "vadi adamı" tanımı ise kazanma riskini almayı seven kişiler. "Dünyada aşılamayacak dağ yoktur. Şuna inanın ki eğer bir dağı aşmaya karar verirseniz onu aşarsınız. Kaybetmek ile kazanmak birbirine çok uzak iki olgu. Kaybetmek kesinlikle her şeyin sonu değil. Hata yapmak ise çok doğal. Örneğin bisikletten düşebilirsiniz. Yola yürüyerek devam etmek veya taksi çevirmek yerine bisiklete yeniden binmeyi düşünüyorsanız bu sizin hayata karşı dirençliliğinizi ve kazanmaya ne kadar yakın olduğunuzu gösterir" diyor.
İzlediğim röportajında başından geçen bir olayı anlatıyor.
Koç Dick; Dokuz yaşında bir kız sporcum vardı. Yüz metre yarışında koşmak istiyor. Birkaç hafta onunla çalıştık. Sonunda yarış günü geldi. İlk yarışında yedi çocukla birlikte çizgiye dizildi. Yarış başladı ve kendini son çizgiye attı. Sekiz kişiden 18 saniye ile sekizinci oldu. Yanıma geldi. Bay Dick, 'Sonuncu oldum.' dedi. 'Hayır olmadın.' dedim. 'Evet oldum.' 'Sen 18 saniyede koştun' dedim. 'Ne demek istiyorsunuz?' dedi. '20 saniye bariyerini kırdın. Ben seni 19 saniye olarak kaydetmiştim. Bir saniye daha hızlısın. Bu ne anlama geliyor biliyor musun?' dedim. 'Hayır' dedi. 'Bu senin hayattaki en iyi performansın demek. Kendi kişisel dünya rekorun' dedim. 'Gerçekten mi?' dedi. 'Evet. Bir bakıma birincisin' dedim. 'Nasıl yani?' dedi. '100 metreyi 18 saniyede koşan ilk sporcum sensin' dedim.
Birkaç hafta sonra bir yarışı daha vardı. Şimdi onun için kazanmak ne demek? Eğer 17.9 saniye yaparsa bayrağı alıp pistte tur atacak. Çünkü kazanmak budur. Kazanmak, dünden daha iyi olmak demektir.
Bizler için de kazanmak dünden daha iyi olmak demek değil mi? Bugün bitti. Yarın bugünden iyi olacağı. İyi olacağız. Olmalıyız. İşte o zaman kazanırız.