Gerçek deprem ve insanlığın bittiği deprem: Epstein
Yazının Giriş Tarihi: 07.02.2026 17:32
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.02.2026 17:34
Deprem nedir? Yer altındaki çatlamalar ve kırılmalar nedeniyle oluşan hareketlerin yer yüzeyini sarsmasına deprem denir. Ülkemizde herkes depremin sadece tanımını değil kendisini de yaşayarak deneyimliyor.
Bu acı deneyimi üç yıl önce Türkiye’de yaşanan büyük bir afetin yıl dönümü nedeniyle tekrar hatırladık. Maalesef 6 Şubat 2023 de tam 11 ili etkileyen iki büyük depremle binlerce kişi hayatını kaybetmişti. Acılar sönmedi. Üzüntümüz dinmedi. Deprem bölgesinde yaşayan bir ülke olarak her depremde büyük kayıplar vermeye devam ediyoruz. 1999 da yaşadığımız depremde de binlerce kişi hayatını kaybetmişti. Deprem, bizim gerçeğimiz. Maalesef hiçbir zaman hazır olamıyoruz. Ölenlere rahmet olsun. Kalanlara sabırlar diliyorum.
Bir de yer altındaki çatlamalar ile değil insan müsveddesi olan insan görünümlü pisliklerin yaptıklarının yansımasıyla oluşan deprem var ki o da en tehlikelisi. Küçücük çocukları kaçırıp bir ada da zenginlere, siyasetçilere, sanatçılara peşkeş çeken kanlı ayinlerle onları yiyen organlarını satan aşağılık insan demeye utandığımız tiplerin oluşturduğu deprem. Bu deprem ki insanlığın vicdanını bitirdi. Çocukların yaşama sevincini öldürdü. Bu depremin adı sapık, pedofili ve güçlü bağlantıları olan karanlık biri olan, Jeffrey Epstein.
Reşit olmayanlara yönelik sistematik istismar iddiaları, Epstein’in siyasetçilerden iş insanlarına uzanan geniş temas ağı, 2008’de yapılan tartışmalı ceza anlaşması ve Epstein’in 2019’daki intiharı, dosyanın her aşamasını kamuoyu açısından tartışmalı hale getiriyor. Son yıllarda mahkeme belgelerinin parça parça açılması, yeni davalar, mağdurların açıklamaları ve devlet kurumlarının bu meseledeki rolüne dair sorular, davayı kapanmış bir dosya olmaktan çıkarıp sürekli güncellenen bir adalet ve hesap verebilirlik meselesine dönüştürmüş durumda.
Aslında bu kişinin kim olduğu ve bağlantıları belli. Özellikle MOSSAD bağlantısı olan ve sistematik olarak siyaset, ekonomi ve sanat dünyasından pek çok kişinin de bu ağ içerisinde olduğu ortaya çıktı. Her ne kadar 2019 da intihar ettiği söylense de aslında ölmediği başka bir yerde yaşadığı iddia edildi. Ölmeden önce estetik ve plastik bir cerrah ile gizli gizli görüştüğü belgelendi. İntihar etmediği ve yüzünü değiştirerek yaşamaya devam ettiği söyleniyor.
Bu sapığın, bizim ülkemizde de bir takım çalışmalar yaptığı biliniyor. 1999 depremi ve 2023 depremlerinde kaybolan çocukların kaçırılarak bu sapık çete tarafından istismar edildiği iddiaları yer almıştı. Jeffrey Epstein sapığından önce de MOSSAD’ın dünyanın farklı ülkelerinden çocukları kaçırarak organlarını sattığını kullandığı basına düşmüştü. Bu olay ile bunun organize bir kötülüğe evirildiği ve sistematik bir duruma dönüştüğü görülüyor.
Dünyanın sayılı zenginleri, siyasetçileri ve sanatçıları da bu sisteme dâhil olup bu rezilliğe ortak olmuşlar. Bill Gates gibi iş insanları, Donald Trump gibi pek çok siyasetçi.
Yayınlanan görüntülerden korkmuş küçücük çocuklar, sapık ayinlerle öldürülmüş organları çalınmış hatta yemek olarak bedenleri yenmiş zavallı masum çocuklar.
Peygamberimiz Hz. Muhammed(S.A.V.) bir hadisinde “Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır.” Buyurmuş. Sorulması gereken soru şu; Ülkemizde de adeta bir gizli servis gibi çalışıp raporlar hazırlayan, çocuk hırsızlıklarına ön ayak olan ülke içindeki işbirlikçiler kimler? Bu haksızlık karşısında onca yıllar susanlar ve susmaya devam edenler kim?
Bunun aydınlanması gerekiyor. Elbette o masumların çığlıklarının cezası öbür tarafta, binlerce kat karşılığını bulacak ama burada da bulmasını ve bu aşağılıkların cezalarını çekmesini istiyoruz.
Nasıl bir dünyaya doğru gidiyoruz? Gerçekten bu yaşananları gördükten sonra bu dünyanın pek içi açıcı bir yere gittiği yok. Umarım yanılırım. Ama şu bir gerçek ki cezasız kalan her bir suç, Jeffrey Epstein gibi sapıkların çoğalmasını sağlar.
Çözüm mü? Bence kısasa kısas. Büyük suça büyük ceza. Masuma, mazluma, kendini savunamayan küçücük bedenlere ve canlara bunları yapanların bu dünya da hava solumaması gerekiyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Osman Yiğitoğlu
Gerçek deprem ve insanlığın bittiği deprem: Epstein
Deprem nedir? Yer altındaki çatlamalar ve kırılmalar nedeniyle oluşan hareketlerin yer yüzeyini sarsmasına deprem denir. Ülkemizde herkes depremin sadece tanımını değil kendisini de yaşayarak deneyimliyor.
Bu acı deneyimi üç yıl önce Türkiye’de yaşanan büyük bir afetin yıl dönümü nedeniyle tekrar hatırladık. Maalesef 6 Şubat 2023 de tam 11 ili etkileyen iki büyük depremle binlerce kişi hayatını kaybetmişti. Acılar sönmedi. Üzüntümüz dinmedi. Deprem bölgesinde yaşayan bir ülke olarak her depremde büyük kayıplar vermeye devam ediyoruz. 1999 da yaşadığımız depremde de binlerce kişi hayatını kaybetmişti. Deprem, bizim gerçeğimiz. Maalesef hiçbir zaman hazır olamıyoruz. Ölenlere rahmet olsun. Kalanlara sabırlar diliyorum.
Bir de yer altındaki çatlamalar ile değil insan müsveddesi olan insan görünümlü pisliklerin yaptıklarının yansımasıyla oluşan deprem var ki o da en tehlikelisi. Küçücük çocukları kaçırıp bir ada da zenginlere, siyasetçilere, sanatçılara peşkeş çeken kanlı ayinlerle onları yiyen organlarını satan aşağılık insan demeye utandığımız tiplerin oluşturduğu deprem. Bu deprem ki insanlığın vicdanını bitirdi. Çocukların yaşama sevincini öldürdü. Bu depremin adı sapık, pedofili ve güçlü bağlantıları olan karanlık biri olan, Jeffrey Epstein.
Reşit olmayanlara yönelik sistematik istismar iddiaları, Epstein’in siyasetçilerden iş insanlarına uzanan geniş temas ağı, 2008’de yapılan tartışmalı ceza anlaşması ve Epstein’in 2019’daki intiharı, dosyanın her aşamasını kamuoyu açısından tartışmalı hale getiriyor. Son yıllarda mahkeme belgelerinin parça parça açılması, yeni davalar, mağdurların açıklamaları ve devlet kurumlarının bu meseledeki rolüne dair sorular, davayı kapanmış bir dosya olmaktan çıkarıp sürekli güncellenen bir adalet ve hesap verebilirlik meselesine dönüştürmüş durumda.
Aslında bu kişinin kim olduğu ve bağlantıları belli. Özellikle MOSSAD bağlantısı olan ve sistematik olarak siyaset, ekonomi ve sanat dünyasından pek çok kişinin de bu ağ içerisinde olduğu ortaya çıktı. Her ne kadar 2019 da intihar ettiği söylense de aslında ölmediği başka bir yerde yaşadığı iddia edildi. Ölmeden önce estetik ve plastik bir cerrah ile gizli gizli görüştüğü belgelendi. İntihar etmediği ve yüzünü değiştirerek yaşamaya devam ettiği söyleniyor.
Bu sapığın, bizim ülkemizde de bir takım çalışmalar yaptığı biliniyor. 1999 depremi ve 2023 depremlerinde kaybolan çocukların kaçırılarak bu sapık çete tarafından istismar edildiği iddiaları yer almıştı. Jeffrey Epstein sapığından önce de MOSSAD’ın dünyanın farklı ülkelerinden çocukları kaçırarak organlarını sattığını kullandığı basına düşmüştü. Bu olay ile bunun organize bir kötülüğe evirildiği ve sistematik bir duruma dönüştüğü görülüyor.
Dünyanın sayılı zenginleri, siyasetçileri ve sanatçıları da bu sisteme dâhil olup bu rezilliğe ortak olmuşlar. Bill Gates gibi iş insanları, Donald Trump gibi pek çok siyasetçi.
Yayınlanan görüntülerden korkmuş küçücük çocuklar, sapık ayinlerle öldürülmüş organları çalınmış hatta yemek olarak bedenleri yenmiş zavallı masum çocuklar.
Peygamberimiz Hz. Muhammed(S.A.V.) bir hadisinde “Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır.” Buyurmuş. Sorulması gereken soru şu; Ülkemizde de adeta bir gizli servis gibi çalışıp raporlar hazırlayan, çocuk hırsızlıklarına ön ayak olan ülke içindeki işbirlikçiler kimler? Bu haksızlık karşısında onca yıllar susanlar ve susmaya devam edenler kim?
Bunun aydınlanması gerekiyor. Elbette o masumların çığlıklarının cezası öbür tarafta, binlerce kat karşılığını bulacak ama burada da bulmasını ve bu aşağılıkların cezalarını çekmesini istiyoruz.
Nasıl bir dünyaya doğru gidiyoruz? Gerçekten bu yaşananları gördükten sonra bu dünyanın pek içi açıcı bir yere gittiği yok. Umarım yanılırım. Ama şu bir gerçek ki cezasız kalan her bir suç, Jeffrey Epstein gibi sapıkların çoğalmasını sağlar.
Çözüm mü? Bence kısasa kısas. Büyük suça büyük ceza. Masuma, mazluma, kendini savunamayan küçücük bedenlere ve canlara bunları yapanların bu dünya da hava solumaması gerekiyor.