Dizi ve filmlerde baba figürü nasıl kullanılır? Aslında bu sorunun cevabı biraz karışık. Karışıklıktan kastım, soruyu filmlerin kullanım alanına göre cevaplamanın daha doğru olduğu yönündedir. Filmler ve yapımlar, toplumu şekillendirme adına önemli birer etkendir. Bu etkeni nasıl kullanılıyor sorusunun cevabı yukardaki sorunun da cevabıdır aslında.
Bir topluma yön vermek isterseniz önce o toplumun temel taşı olan aileyi şekillendirmelisiniz. Günümüzdeki yapımlarda da aileyi şekillendirmekten ziyade yok etmeye yönelik çalışıldığı aşikâr.
Bir aile nasıl şekillenir ya da yok edilir? Önce aile bireylerini tek tek ele alıp onları tekilleştirip tek suçlu sanki o imiş gibi göstermek ile başlanır. Sonra aile bireyleri arasındaki bağı kopartmak için pek çok çalışma yapılır. Tüm sorunların aile içinde çözülmesi gerekirken sanki o sorunları, ailenin en güçlülerinin çıkardığı ve asıl sorunun aile bireyleri olduğu vurgulanır. Öncelikle ailenin koruma kalkanı olan baba figürü, silik, işe yaramaz, baskıcı, vurdumduymaz bir tip olarak lanse edilmelidir. Hatta bu figür o kadar sorunludur ki tüm olayları en son duymalıdır. Çünkü ilk önce duyarsa sorunu çözmeye kalkar. Oysaki o sorun hemen çözülmemelidir. Sorun büyümeli ki aile içindeki bağ bu sorunlar sayesinde iyice kopma noktasına gelsin. En son babalar duymalıdır ki planlar işe yarasın.
Baba figürü saygın, ailesini koruyan kollayan ve tüm sorunlarını çözen biri olmalı. Örneğin, 'The Godfather'daki Vito Corleone, güçlü bir aile reisi olarak hem korku hem de saygı uyandırırken, 'To Kill a Mockingbird'daki Atticus Finch ise adalet ve vicdanın personifikasyonudur. Türk yapımlarında ise baba figürü birkaç yapım hariç çokta iyi işlenmez. Türk yapımlarında baba, çoğu zaman travmatize edici unsurlarla ortaya çıkar ve birkaç yaygın tema etrafında şekillenir. Baba, genelde tüm olayları sonradan öğrenir. Yani yukarıda da bahsettiğim gibi “en son babalar duyar” planı işlenmelidir.
Günümüzde yapılan yapımlarda, baba figürü kimi zaman aşırı disiplin, baskı ve otoriteyle karakterize edilir. Çocuklar bu baskıya karşı mücadele ederken baba figürü güvenlik simgesi olması gerekirken maalesef bu yapımlarda daha çok korku kaynağı şeklinde simgeleştirilir. Baba güvenliğin garantisi görülmeliyken, davranışları travmaya yol açan biri olarak lanse edilir.
Filmlerde işlenen, mafya, politik entrika, borçlar veya suç örgütleriyle ilişkili hikâyelerde baba karakterleri, verdiği kararlar ile çoğu kez vicdan ile yükümlülük arasındaki çatışmayı doğurur ve ebeveynlik rolünü travmatik hale getiren kişi olarak işlenir. Çocuklarıyla ilgili tehlikeler, ihmalkârlık veya ihmal temaları, baba figürünün travmatikleşmesini tetiklemek için kullanılır. Bu, karakterin ebeveynlik iddiasını sarsar ve izleyiciye, baba-çocuk ilişkisinin bozulmasını tetikler.
Günümüz yapımlarında işlenen işsizlik, borçlar, alkol veya madde bağımlılığı gibi sorunlar işlenir. Bu da bu amaca hizmet edenlerin istediği gibi babanın kimliğini zedeler ve aile içi gerilimi artırır. Aile içi ihanetler, sadakatsizlikler veya çatışmalar, babanın güvenilirliğini sorgulatır. Baba figürünün, kendi travmasını çocuklarına yansıtarak kuşaklar arası travmayı göstermek için kullanmak da ayrı kırılma noktasıdır.
Aile bağlarını koparmak için baba üzerine yapılan bu tip çalışmalar başarılı da oluyor. Televizyonu açtığımız da hemen hemen her yapımda bu ve benzeri baba figürlerinin bolca işlediğini görüyoruz.
Aile için yapılan bu dejenere çalışmalar, sadece baba ile ilgili değildir. Anne ve çocuklar üzerinde de uygulanmakta. Epstein davası hala devam ederken, çocuklarımıza daha sıkı sarılmak, aile birliğimizi korumak ve bağlarımızı daha sağlamlaştırmak için elimizden ne geliyorsa yapmalıyız.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Osman Yiğitoğlu
Filmlerde Baba Figürü
Dizi ve filmlerde baba figürü nasıl kullanılır? Aslında bu sorunun cevabı biraz karışık. Karışıklıktan kastım, soruyu filmlerin kullanım alanına göre cevaplamanın daha doğru olduğu yönündedir. Filmler ve yapımlar, toplumu şekillendirme adına önemli birer etkendir. Bu etkeni nasıl kullanılıyor sorusunun cevabı yukardaki sorunun da cevabıdır aslında.
Bir topluma yön vermek isterseniz önce o toplumun temel taşı olan aileyi şekillendirmelisiniz. Günümüzdeki yapımlarda da aileyi şekillendirmekten ziyade yok etmeye yönelik çalışıldığı aşikâr.
Bir aile nasıl şekillenir ya da yok edilir? Önce aile bireylerini tek tek ele alıp onları tekilleştirip tek suçlu sanki o imiş gibi göstermek ile başlanır. Sonra aile bireyleri arasındaki bağı kopartmak için pek çok çalışma yapılır. Tüm sorunların aile içinde çözülmesi gerekirken sanki o sorunları, ailenin en güçlülerinin çıkardığı ve asıl sorunun aile bireyleri olduğu vurgulanır. Öncelikle ailenin koruma kalkanı olan baba figürü, silik, işe yaramaz, baskıcı, vurdumduymaz bir tip olarak lanse edilmelidir. Hatta bu figür o kadar sorunludur ki tüm olayları en son duymalıdır. Çünkü ilk önce duyarsa sorunu çözmeye kalkar. Oysaki o sorun hemen çözülmemelidir. Sorun büyümeli ki aile içindeki bağ bu sorunlar sayesinde iyice kopma noktasına gelsin. En son babalar duymalıdır ki planlar işe yarasın.
Baba figürü saygın, ailesini koruyan kollayan ve tüm sorunlarını çözen biri olmalı. Örneğin, 'The Godfather'daki Vito Corleone, güçlü bir aile reisi olarak hem korku hem de saygı uyandırırken, 'To Kill a Mockingbird'daki Atticus Finch ise adalet ve vicdanın personifikasyonudur. Türk yapımlarında ise baba figürü birkaç yapım hariç çokta iyi işlenmez. Türk yapımlarında baba, çoğu zaman travmatize edici unsurlarla ortaya çıkar ve birkaç yaygın tema etrafında şekillenir. Baba, genelde tüm olayları sonradan öğrenir. Yani yukarıda da bahsettiğim gibi “en son babalar duyar” planı işlenmelidir.
Günümüzde yapılan yapımlarda, baba figürü kimi zaman aşırı disiplin, baskı ve otoriteyle karakterize edilir. Çocuklar bu baskıya karşı mücadele ederken baba figürü güvenlik simgesi olması gerekirken maalesef bu yapımlarda daha çok korku kaynağı şeklinde simgeleştirilir. Baba güvenliğin garantisi görülmeliyken, davranışları travmaya yol açan biri olarak lanse edilir.
Filmlerde işlenen, mafya, politik entrika, borçlar veya suç örgütleriyle ilişkili hikâyelerde baba karakterleri, verdiği kararlar ile çoğu kez vicdan ile yükümlülük arasındaki çatışmayı doğurur ve ebeveynlik rolünü travmatik hale getiren kişi olarak işlenir. Çocuklarıyla ilgili tehlikeler, ihmalkârlık veya ihmal temaları, baba figürünün travmatikleşmesini tetiklemek için kullanılır. Bu, karakterin ebeveynlik iddiasını sarsar ve izleyiciye, baba-çocuk ilişkisinin bozulmasını tetikler.
Günümüz yapımlarında işlenen işsizlik, borçlar, alkol veya madde bağımlılığı gibi sorunlar işlenir. Bu da bu amaca hizmet edenlerin istediği gibi babanın kimliğini zedeler ve aile içi gerilimi artırır. Aile içi ihanetler, sadakatsizlikler veya çatışmalar, babanın güvenilirliğini sorgulatır. Baba figürünün, kendi travmasını çocuklarına yansıtarak kuşaklar arası travmayı göstermek için kullanmak da ayrı kırılma noktasıdır.
Aile bağlarını koparmak için baba üzerine yapılan bu tip çalışmalar başarılı da oluyor. Televizyonu açtığımız da hemen hemen her yapımda bu ve benzeri baba figürlerinin bolca işlediğini görüyoruz.
Aile için yapılan bu dejenere çalışmalar, sadece baba ile ilgili değildir. Anne ve çocuklar üzerinde de uygulanmakta. Epstein davası hala devam ederken, çocuklarımıza daha sıkı sarılmak, aile birliğimizi korumak ve bağlarımızı daha sağlamlaştırmak için elimizden ne geliyorsa yapmalıyız.