Bir bayramı yani Kurban Bayramı'nı daha tamamladık. Kurban Bayramımız mübarek olsun.
Her bayram olduğunda yine bu bayramda bir telaş bir koşturmaca. Çocukluğumuzda günler öncesinden heyecanını yaşamaya başladığımız, evlerin temizlendiği, mutfakların hareketlendiği, büyüklerin hazırlık yaptığı eski bayram günlerini hatırlıyoruz. Bunu hatırlarken artık her bayram klasikleşen, “Nerede o bayramlar?” repliğine atıfta bulunmak adına bu yazımı bunun üzerine yazayım istedim.
Bugün bayramlar hâlâ geliyor. Ancak sanki o eski bayramların sesi biraz daha kısık çıkıyor.
Bir zamanlar bayram sabahları bambaşka başlardı. Daha güneş doğmadan evlerde ışıklar Kurbanlar kesilir, kesilen kurbanlar ihtiyaç sahiplerine dağıtılır evde etler pişirilerek misafirlere de ikram edilirdi. Ardından başlayan ziyaretler gün boyu sürerdi. Bir evden çıkılır, diğerine gidilirdi. Çaylar içilir, sohbetler edilir, hal hatır sorulurdu.
Mahallelerde hayat vardı.
Kapılar kilitlenmez, insanlar birbirlerine yabancılaşmazdı. Komşular birbirlerinin çocuklarını kendi evlatları gibi severdi. Bayramlar sadece ailelerin değil, mahallelerin de bayramıydı.
Şimdi ise çoğu apartmanda insanlar aynı katta oturduğu komşusunun adını bile bilmiyor. Bayram kutlamaları birkaç saniyede gönderilen mesajlara sığdırılıyor. El öpmelerin yerini emojiler, uzun sohbetlerin yerini kısa telefon görüşmeleri alıyor. Kurbanlar bile el sürmeden bağışlanır oldu (ki buna da karşı değilim)
Belki teknoloji gelişti. Belki hayat hızlandı. Belki şehirler büyüdü. Ama bir şeyleri de geride bıraktık. Tüm değişmelerde bayramlaşma ve bayram kültürü de değişti.
Geçmiş bayramları özlemle anarken aslında eski evleri, eski sokakları ya da eski eşyaları özlemiyoruz. Özlediğimiz şey; birbirine vakit ayıran insanları, gönül bağlarını ve samimiyeti.
Bugün birçok evde bayram sofraları kuruluyor ama bazı sandalyeler boş kalıyor. Kimi zaman uzak şehirlerde yaşayan evlatlar gelemiyor, kimi zaman yıllar önce kaybettiğimiz anne babalar, dedeler ve nineler eksiliyor sofralardan. Bayramlar biraz da bu yüzden hüzün taşıyor artık. Belki de o yüzenden nerede o bayramlar diyoruz.
Çünkü insan yaş aldıkça bayramın neşesinden çok eksilenleri fark ediyor. Yine de bayramların bize hatırlattığı çok önemli bir gerçek var: Paylaşmak...
Kurban Bayramı sadece bir ibadetin yerine getirilmesi değildir. Aynı zamanda komşuyu hatırlamaktır. İhtiyaç sahibinin kapısını çalmaktır. Uzun zamandır görüşmediğimiz akrabayı aramaktır. Kırgınlıkları geride bırakıp yeniden aynı sofrada buluşabilmektir.
Belki eski bayramları geri getiremeyiz. Ama onların ruhunu yaşatabiliriz. Umarım bu bayram bir mesaj göndermek yerine bir büyüğümüzün kapısını çalmışızdır. Bir çocuğun yüzünü güldürmüşüzdür. Bir gönle dokunmuşuzdur. Çünkü bayramları bayram yapan ne kurulan sofralardır ne de alınan hediyeler...
Bayramları bayram yapan şey insandır. Ve insan, ancak başka bir insanın gönlüne değebildiği zaman gerçekten bayram eder.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Osman Yiğitoğlu
Bayramlar mı değişti yoksa biz mi?
Bir bayramı yani Kurban Bayramı'nı daha tamamladık. Kurban Bayramımız mübarek olsun.
Her bayram olduğunda yine bu bayramda bir telaş bir koşturmaca. Çocukluğumuzda günler öncesinden heyecanını yaşamaya başladığımız, evlerin temizlendiği, mutfakların hareketlendiği, büyüklerin hazırlık yaptığı eski bayram günlerini hatırlıyoruz. Bunu hatırlarken artık her bayram klasikleşen, “Nerede o bayramlar?” repliğine atıfta bulunmak adına bu yazımı bunun üzerine yazayım istedim.
Bugün bayramlar hâlâ geliyor. Ancak sanki o eski bayramların sesi biraz daha kısık çıkıyor.
Bir zamanlar bayram sabahları bambaşka başlardı. Daha güneş doğmadan evlerde ışıklar Kurbanlar kesilir, kesilen kurbanlar ihtiyaç sahiplerine dağıtılır evde etler pişirilerek misafirlere de ikram edilirdi. Ardından başlayan ziyaretler gün boyu sürerdi. Bir evden çıkılır, diğerine gidilirdi. Çaylar içilir, sohbetler edilir, hal hatır sorulurdu.
Mahallelerde hayat vardı.
Kapılar kilitlenmez, insanlar birbirlerine yabancılaşmazdı. Komşular birbirlerinin çocuklarını kendi evlatları gibi severdi. Bayramlar sadece ailelerin değil, mahallelerin de bayramıydı.
Şimdi ise çoğu apartmanda insanlar aynı katta oturduğu komşusunun adını bile bilmiyor. Bayram kutlamaları birkaç saniyede gönderilen mesajlara sığdırılıyor. El öpmelerin yerini emojiler, uzun sohbetlerin yerini kısa telefon görüşmeleri alıyor. Kurbanlar bile el sürmeden bağışlanır oldu (ki buna da karşı değilim)
Belki teknoloji gelişti. Belki hayat hızlandı. Belki şehirler büyüdü. Ama bir şeyleri de geride bıraktık. Tüm değişmelerde bayramlaşma ve bayram kültürü de değişti.
Geçmiş bayramları özlemle anarken aslında eski evleri, eski sokakları ya da eski eşyaları özlemiyoruz. Özlediğimiz şey; birbirine vakit ayıran insanları, gönül bağlarını ve samimiyeti.
Bugün birçok evde bayram sofraları kuruluyor ama bazı sandalyeler boş kalıyor. Kimi zaman uzak şehirlerde yaşayan evlatlar gelemiyor, kimi zaman yıllar önce kaybettiğimiz anne babalar, dedeler ve nineler eksiliyor sofralardan. Bayramlar biraz da bu yüzden hüzün taşıyor artık. Belki de o yüzenden nerede o bayramlar diyoruz.
Çünkü insan yaş aldıkça bayramın neşesinden çok eksilenleri fark ediyor. Yine de bayramların bize hatırlattığı çok önemli bir gerçek var: Paylaşmak...
Kurban Bayramı sadece bir ibadetin yerine getirilmesi değildir. Aynı zamanda komşuyu hatırlamaktır. İhtiyaç sahibinin kapısını çalmaktır. Uzun zamandır görüşmediğimiz akrabayı aramaktır. Kırgınlıkları geride bırakıp yeniden aynı sofrada buluşabilmektir.
Belki eski bayramları geri getiremeyiz. Ama onların ruhunu yaşatabiliriz. Umarım bu bayram bir mesaj göndermek yerine bir büyüğümüzün kapısını çalmışızdır. Bir çocuğun yüzünü güldürmüşüzdür. Bir gönle dokunmuşuzdur. Çünkü bayramları bayram yapan ne kurulan sofralardır ne de alınan hediyeler...
Bayramları bayram yapan şey insandır. Ve insan, ancak başka bir insanın gönlüne değebildiği zaman gerçekten bayram eder.