Yüreklerin Şampiyon Melekler’i Nilüfer’den dünyayı selamlayacak
Yazının Giriş Tarihi: 25.05.2026 08:53
Yazının Güncellenme Tarihi: 25.05.2026 08:55
Hayatımın belki de en zor basın toplantısıydı. Duyguların tavan yaptığı o salonda, katılan herkesin gözyaşları birbirine karıştı. Tarif edilmez bir acı ile buruk bir mutluluğun aynı anda yaşandığı, hafızalardan silinmeyecek bir sahneye tanıklık ettik.
Benim için o salonda bulunmak, sadece bir gazetecilik görevi değildi. 'Asrın felaketi' diye adlandırılan 6 Şubat gecesinde; Hatay - Antakya’da Ali ve Aylin Müjde iki gencecik yeğenlerimi ve henüz dünyaya teşrif bile etmemiş masum bir melek bebeği toprağa vermiş bir insan olarak, o salonda aslında kendi kıyametimi yeniden yaşadım. Birçok dostumu, arkadaşımı ve en önemlisi canımdan canları o enkazlarda bırakmış biri olarak, Nilüfer’deki o kürsüye bakarken gözlerimden akan yaş sadece Şampiyon Melekler için değil, Hatay’da yarım kalan kendi evlatlarım içindi de...
Bazı acılar vardır, zamanın yıpratıcı kollarına bıraktıkça es kaza unutulur sanılır. Gündem değişir, hayat o gürültülü akışına döner ve geride kalanlar sadece istatistiksel birer sayıya dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Ancak 6 Şubat’ın karanlığında, Adıyaman’daki -aslında Acıyaman - o malum otelin enkazında bıraktığımız Gazimağusa Türk Maarif Koleji’nin voleybol takımı, yani bizim "Şampiyon Meleklerimiz", hiçbir zaman sadece bir "kayıp listesi" olmadı. Onlar, bu toprakların dinmeyen adalet arayışı, sızlayan vicdanı ve asla vazgeçmeyeceğimiz toplumsal hafızası oldu.
Şehirleri sadece imar planlarıyla, yükselen devasa beton bloklarla ya da şatafatlı caddelerle ölçenler yanılırlar. Bir kenti asıl büyüten, sokaklarında gezen insanların birbirinin acısına ne kadar sarılabildiğidir; yani vefadır. Tam da bu yüzden, Nilüfer Belediyesi’nin attığı adım, sıradan bir isim değişikliği ya da resmi bir açılış töreninin çok ötesinde bir anlam taşıyor.
Artık Bursa’da, Beşevler Şampiyon Melekler CimnastikSalonu’nun kapısından giren her çocuk, aslında sadece spor yapmaya gelmeyecek. O kapıdan içeri adım atan her genç, Kıbrıs’tan yükselen ve Türkiye’nin kalbinde yankılanan o yarım kalmış çocuk düşlerini de sırtlanacak.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in törendeki, "Onların yarım kalan hayalleri artık bizim için bir sorumluluk" sözü, bugüne kadar duyduğumuz en kıymetli vaatlerden biri. Çünkü bu bir anma töreninden ziyade, geleceğe verilmiş namus sözüdür.
İnsanoğlu unutmaya meyillidir. Bu salon, hafızasızlaşmaya karşı dikilmiş bir vicdan anıtıdır.
"Spor salonları sadece madalyaların kazanıldığı, skor tabelalarının tutulduğu soğuk yapılar değildir. Oralar; dostluğun, emeğin, gözyaşının ve en önemlisi dayanışmanın harmanlandığı yaşayan mekanlardır."
Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, “Spor salonları sadece müsabaka yeri değil; dostluğun, dayanışmanın, emeğin ve hayallerin büyüdüğü alanlardır. Çocuklarımızın isimlerinin böyle bir yerde yaşayacak olması bize tarifsiz bir gurur veriyor. Bizler adalet mücadelemizi sürdürürken, onların adlarını sporda ve umut dolu projelerde yaşatmaya devam edeceğiz. Çünkü şampiyonlar asla ölmez” dedi.
Bugün o salonda yankılanacak her çocuk çığlığı, her top sesi ve her sevinç nidası, Adıyaman’da susturulan o güzel çocukların sesine birer nefes olacak. Evet, deprem onların hayatlarını, şampiyonluk kupalarını ellerinden aldı; ama isimlerini bu topraklardan silmeye gücü yetmedi, yetmeyecek.
Çünkü bazı isimler tabelalara değil, insanlığın ortak vicdanına yazılır. Ve ardında umut bırakan, ülkesini gururla temsil etmekten başka hiçbir günahı olmayan o çocukların isimleri, her yeni nesille birlikte yeniden filizlenecek.
Depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, geride kalan acılı ailelerine ve sevdiklerine sabırlar diliyorum. Mekânları cennet, ruhları şad olsun.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet Çetinkaya
Yüreklerin Şampiyon Melekler’i Nilüfer’den dünyayı selamlayacak
Hayatımın belki de en zor basın toplantısıydı. Duyguların tavan yaptığı o salonda, katılan herkesin gözyaşları birbirine karıştı. Tarif edilmez bir acı ile buruk bir mutluluğun aynı anda yaşandığı, hafızalardan silinmeyecek bir sahneye tanıklık ettik.
Benim için o salonda bulunmak, sadece bir gazetecilik görevi değildi. 'Asrın felaketi' diye adlandırılan 6 Şubat gecesinde; Hatay - Antakya’da Ali ve Aylin Müjde iki gencecik yeğenlerimi ve henüz dünyaya teşrif bile etmemiş masum bir melek bebeği toprağa vermiş bir insan olarak, o salonda aslında kendi kıyametimi yeniden yaşadım. Birçok dostumu, arkadaşımı ve en önemlisi canımdan canları o enkazlarda bırakmış biri olarak, Nilüfer’deki o kürsüye bakarken gözlerimden akan yaş sadece Şampiyon Melekler için değil, Hatay’da yarım kalan kendi evlatlarım içindi de...
Bazı acılar vardır, zamanın yıpratıcı kollarına bıraktıkça es kaza unutulur sanılır. Gündem değişir, hayat o gürültülü akışına döner ve geride kalanlar sadece istatistiksel birer sayıya dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Ancak 6 Şubat’ın karanlığında, Adıyaman’daki -aslında Acıyaman - o malum otelin enkazında bıraktığımız Gazimağusa Türk Maarif Koleji’nin voleybol takımı, yani bizim "Şampiyon Meleklerimiz", hiçbir zaman sadece bir "kayıp listesi" olmadı. Onlar, bu toprakların dinmeyen adalet arayışı, sızlayan vicdanı ve asla vazgeçmeyeceğimiz toplumsal hafızası oldu.
Şehirleri sadece imar planlarıyla, yükselen devasa beton bloklarla ya da şatafatlı caddelerle ölçenler yanılırlar. Bir kenti asıl büyüten, sokaklarında gezen insanların birbirinin acısına ne kadar sarılabildiğidir; yani vefadır. Tam da bu yüzden, Nilüfer Belediyesi’nin attığı adım, sıradan bir isim değişikliği ya da resmi bir açılış töreninin çok ötesinde bir anlam taşıyor.
Artık Bursa’da, Beşevler Şampiyon Melekler Cimnastik Salonu’nun kapısından giren her çocuk, aslında sadece spor yapmaya gelmeyecek. O kapıdan içeri adım atan her genç, Kıbrıs’tan yükselen ve Türkiye’nin kalbinde yankılanan o yarım kalmış çocuk düşlerini de sırtlanacak.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in törendeki, "Onların yarım kalan hayalleri artık bizim için bir sorumluluk" sözü, bugüne kadar duyduğumuz en kıymetli vaatlerden biri. Çünkü bu bir anma töreninden ziyade, geleceğe verilmiş namus sözüdür.
İnsanoğlu unutmaya meyillidir. Bu salon, hafızasızlaşmaya karşı dikilmiş bir vicdan anıtıdır.
"Spor salonları sadece madalyaların kazanıldığı, skor tabelalarının tutulduğu soğuk yapılar değildir. Oralar; dostluğun, emeğin, gözyaşının ve en önemlisi dayanışmanın harmanlandığı yaşayan mekanlardır."
Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, “Spor salonları sadece müsabaka yeri değil; dostluğun, dayanışmanın, emeğin ve hayallerin büyüdüğü alanlardır. Çocuklarımızın isimlerinin böyle bir yerde yaşayacak olması bize tarifsiz bir gurur veriyor. Bizler adalet mücadelemizi sürdürürken, onların adlarını sporda ve umut dolu projelerde yaşatmaya devam edeceğiz. Çünkü şampiyonlar asla ölmez” dedi.
Bugün o salonda yankılanacak her çocuk çığlığı, her top sesi ve her sevinç nidası, Adıyaman’da susturulan o güzel çocukların sesine birer nefes olacak. Evet, deprem onların hayatlarını, şampiyonluk kupalarını ellerinden aldı; ama isimlerini bu topraklardan silmeye gücü yetmedi, yetmeyecek.
Çünkü bazı isimler tabelalara değil, insanlığın ortak vicdanına yazılır. Ve ardında umut bırakan, ülkesini gururla temsil etmekten başka hiçbir günahı olmayan o çocukların isimleri, her yeni nesille birlikte yeniden filizlenecek.
Depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, geride kalan acılı ailelerine ve sevdiklerine sabırlar diliyorum. Mekânları cennet, ruhları şad olsun.