Geçtiğimiz günlerde Bursa, sadece akademik buluşmaya değil, aslında geleceğimizin en büyük tehditlerinden birine karşı örülen "savunma hattına" ev sahipliği yaptı. Bursa Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda; üniversitelerden emniyete, sağlık müdürlüğünden ceza infaz kurumlarına kadar kentin tüm dinamikleri tek bir masa etrafında toplandı.
Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan’ın "Gençler arasında kumar bağımlılığı ciddi boyutlara ulaştı" uyarısı, üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken bir alarm zili. Eskiden "kumarhane" denilen yerler artık birer cep telefonu uygulamasına dönüşmüş durumda.
BUÜ Öğretim üyesi Prof. Dr. Caner Mutlu’nunvurguladığı "sosyal medya bağımlılığı", bugün aile içi iletişimi felç eden sessiz bir virüs gibi. Özellikle çocuklarda ilk 6 yaşın kritik olduğunu hatırlatan uzmanlar, bizlere şunu söylüyor: Çocuğunuzun eline "oyalansın" diye verdiğiniz tablet, aslında onun sosyal ve akademik geleceğine vurulmuş bir kelepçe olabilir.
Bursa İl Sağlık Müdürü Mustafa Çetin de bağımlılığın ‘ciddi bir halk sağlığı sorunu’ olduğunun altını çizdi.
Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Osman Şahin’in konuşmasında vurguladığı, ‘ücretsiz danışmanlık ve rehabilitasyon’ ifadesi, bu mücadelenin sadece polisiye veya tıbbi tedbirlerle kazanılamayacağının kanıtı. Bağımlılık bir tercih değil, bir hastalıktır.
Dijital dünyanın hızla büyümesiyle birlikte ekran bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı ve dijital kumar gibi yeni tehditler de toplumun geleceğine yönelik sıkıntıların habercisi oluyor. Özellikle gençlerin ellerinden düşmeyen telefonlar, artık yalnızca bir iletişim aracı değil; zaman zaman bireyin sosyal hayatını, aile ilişkilerini ve psikolojisini etkileyen bir unsur haline dönüşmüş durumda.
Bursa Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde birçok kurumun paydaşlığında düzenlediği bu sempozyumun en önemli yönü ise sorunun yalnızca sağlık boyutuyla ele alınmaması oldu. Çünkü bağımlılık sadece tıbbi bir problem değildir. Aynı zamanda sosyal, kültürel ve psikolojik yönleri olan derin bir toplumsal yaradır.
Toplum olarak çoğu zaman bağımlılığı sadece “madde kullanımı” üzerinden değerlendirme hatasına düşüyoruz. Oysa günümüzde çocukların ve gençlerin ekran karşısında geçirdiği saatler, aile içi iletişimin azalması ve dijital dünyanın kontrolsüz etkisi de en az diğer bağımlılık türleri kadar tehlikeli hale geldi. Özellikle sosyal medya bağımlılığı, gençlerin gerçek hayatla bağını zayıflatırken; yalnızlaşmayı, öfkeyi ve iletişimsizliği artırıyor.
Sempozyumda uzmanların dikkat çektiği bir başka önemli konu ise çocukluk döneminin ‘kritikliği’ oldu. Özellikle ilk 6 yaşta verilen eğitim, kurulan aile bağı ve çocukların teknolojiyle ilişkisi gelecekteki davranış biçimlerini büyük ölçüde belirliyor. Bugün çocuklarına zaman ayırmayan aileler, yarın onların yalnızlaşmasından şikâyet edebiliyor.
Bu noktada en büyük görev ailelere düşüyor. Çocuklara sadece “yasak” koymak değil; onlarla kaliteli vakit geçirmek, onları anlamak ve dinlemek gerekiyor. Çünkü sevgi, iletişim ve ilgi; bağımlılıkla mücadelede en güçlü silahtır.
Elbette kurumların ortak hareket etmesi de son derece önemli. Gerçekleştirilen bu sempozyum, kamu kurumlarının, üniversitelerin ve sağlık kuruluşlarının aynı masa etrafında buluşmasının ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Sorun ortaksa, mücadele de ortak olmak zorunda.
Unutulmamalıdır ki bağımlılıkla mücadele yalnızca polisiye tedbirlerle başarıya ulaşamaz. Eğitim, bilinçlendirme, sosyal destek ve güçlü aile yapısı olmadan kalıcı çözüm üretmek mümkün değildir.
Bugün çocuklarımızı koruyamazsak, yarın onların kaybolan hayatlarını konuşmak zorunda kalabiliriz. Bu nedenle bağımlılıkla mücadele sadece bir sağlık politikası değil, aynı zamanda geleceği koruma meselesidir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet Çetinkaya
Bağımlılıkla mücadele geleceği korumaktır
Geçtiğimiz günlerde Bursa, sadece akademik buluşmaya değil, aslında geleceğimizin en büyük tehditlerinden birine karşı örülen "savunma hattına" ev sahipliği yaptı. Bursa Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda; üniversitelerden emniyete, sağlık müdürlüğünden ceza infaz kurumlarına kadar kentin tüm dinamikleri tek bir masa etrafında toplandı.
Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan’ın "Gençler arasında kumar bağımlılığı ciddi boyutlara ulaştı" uyarısı, üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken bir alarm zili. Eskiden "kumarhane" denilen yerler artık birer cep telefonu uygulamasına dönüşmüş durumda.
BUÜ Öğretim üyesi Prof. Dr. Caner Mutlu’nun vurguladığı "sosyal medya bağımlılığı", bugün aile içi iletişimi felç eden sessiz bir virüs gibi. Özellikle çocuklarda ilk 6 yaşın kritik olduğunu hatırlatan uzmanlar, bizlere şunu söylüyor: Çocuğunuzun eline "oyalansın" diye verdiğiniz tablet, aslında onun sosyal ve akademik geleceğine vurulmuş bir kelepçe olabilir.
Bursa İl Sağlık Müdürü Mustafa Çetin de bağımlılığın ‘ciddi bir halk sağlığı sorunu’ olduğunun altını çizdi.
Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Osman Şahin’in konuşmasında vurguladığı, ‘ücretsiz danışmanlık ve rehabilitasyon’ ifadesi, bu mücadelenin sadece polisiye veya tıbbi tedbirlerle kazanılamayacağının kanıtı. Bağımlılık bir tercih değil, bir hastalıktır.
Dijital dünyanın hızla büyümesiyle birlikte ekran bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı ve dijital kumar gibi yeni tehditler de toplumun geleceğine yönelik sıkıntıların habercisi oluyor. Özellikle gençlerin ellerinden düşmeyen telefonlar, artık yalnızca bir iletişim aracı değil; zaman zaman bireyin sosyal hayatını, aile ilişkilerini ve psikolojisini etkileyen bir unsur haline dönüşmüş durumda.
Bursa Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde birçok kurumun paydaşlığında düzenlediği bu sempozyumun en önemli yönü ise sorunun yalnızca sağlık boyutuyla ele alınmaması oldu. Çünkü bağımlılık sadece tıbbi bir problem değildir. Aynı zamanda sosyal, kültürel ve psikolojik yönleri olan derin bir toplumsal yaradır.
Toplum olarak çoğu zaman bağımlılığı sadece “madde kullanımı” üzerinden değerlendirme hatasına düşüyoruz. Oysa günümüzde çocukların ve gençlerin ekran karşısında geçirdiği saatler, aile içi iletişimin azalması ve dijital dünyanın kontrolsüz etkisi de en az diğer bağımlılık türleri kadar tehlikeli hale geldi. Özellikle sosyal medya bağımlılığı, gençlerin gerçek hayatla bağını zayıflatırken; yalnızlaşmayı, öfkeyi ve iletişimsizliği artırıyor.
Sempozyumda uzmanların dikkat çektiği bir başka önemli konu ise çocukluk döneminin ‘kritikliği’ oldu. Özellikle ilk 6 yaşta verilen eğitim, kurulan aile bağı ve çocukların teknolojiyle ilişkisi gelecekteki davranış biçimlerini büyük ölçüde belirliyor. Bugün çocuklarına zaman ayırmayan aileler, yarın onların yalnızlaşmasından şikâyet edebiliyor.
Bu noktada en büyük görev ailelere düşüyor. Çocuklara sadece “yasak” koymak değil; onlarla kaliteli vakit geçirmek, onları anlamak ve dinlemek gerekiyor. Çünkü sevgi, iletişim ve ilgi; bağımlılıkla mücadelede en güçlü silahtır.
Elbette kurumların ortak hareket etmesi de son derece önemli. Gerçekleştirilen bu sempozyum, kamu kurumlarının, üniversitelerin ve sağlık kuruluşlarının aynı masa etrafında buluşmasının ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Sorun ortaksa, mücadele de ortak olmak zorunda.
Unutulmamalıdır ki bağımlılıkla mücadele yalnızca polisiye tedbirlerle başarıya ulaşamaz. Eğitim, bilinçlendirme, sosyal destek ve güçlü aile yapısı olmadan kalıcı çözüm üretmek mümkün değildir.
Bugün çocuklarımızı koruyamazsak, yarın onların kaybolan hayatlarını konuşmak zorunda kalabiliriz. Bu nedenle bağımlılıkla mücadele sadece bir sağlık politikası değil, aynı zamanda geleceği koruma meselesidir.