Bu günkü gençlik nereye gidiyor diye kendime sormadan edemiyorum. Her haber izlediğimde daha yolun başında olan geleceğimizin şu anki ruh halleri inanılmaz bir durum içinde. Neyin düşünce modeli onları bu duruma getiriyor. Neyin paylaşımını yapamıyorlar. Kendilerinden geçmiş bir halde, sonlarının ne gibi zararlar getireceğinden duyarsız, sadece şiddete meyilli, kendilerinden de geçme sarhoşluğu içindeler. Onları o anki ruh hallerindeyken durduracak hiçbir güç, kuvvet imkansız görülüyor. Ben onların bu anlarını haber programların da izlerken dahi kanım donuyor sanki. Bence devletin bu gidişata dur deme zamanı geldi. Meclisin acilen çıkaracağı bir kanunla gençlere ‘ruh ve akıl sağlığına yardımcı olacak terapi dersleri konulmalı’ fikrindeyim. Durum böyle devam ederse; ‘sağlam kafa sağlam vücutta’ bulunur sözünün aksi yaşanacak. Hasta beyinler, hasta ruhlar, hasta bedenler, geleceğimizin yöneticisi olacaklar. Maalesef öfkelerine hakim olamayan bir gençliğe sahibiz. Zira öfke kötü ahlakın en korkuncu, felaketi ve en kötüsüdür. Aklı ve gönlü perdeleyen bir ‘gadap’ (Kavga,öfke, şiddet)halidir. Öfkeli insanın iç dünyası intikam, kin hakaret, kavga ve cinayet gibi şerlerle dolu bir musibet içindedir. İnsanın kızgınlığından, öfkesinden, dargınlığından yani gadaba gelmesinden uzak durabilmesi; zamanında alacağı terapi derslerine, aile içi ilişkilerine, arkadaş, eş, dost seçimine ve çalışma ortamına yani iş yerindeki refahına bağlıdır. Aile huzuru bulamayan, yanlış arkadaş, çevre seçimi yapan, çalıştığı işinde hak ettiği yere gelemeyen, hak ettiklerini göremeyen, okulunda da istediği şefkat, sevgi ortamını hissedemeyen, hayatta isteyip de olmak istediği yere gelemeyen, hak ettiklerine erişemeyen gençlere; sakinlik, huzur, sabır, tevazu, mutluluk dolu günler geçirerek ömür sürebilmeleri için terapi görmeleri şart diyorum. Kızmak, bağırmak - çağırmak ruha zarar verdiği gibi bedene de fazlasıyla zarar vermekte. Dinimiz de Dünyalık için kızmamayı emreder. Gadap imanı bozar. Gel gör ki bu sözleri gençler kaide alabiliyor mu. Tabii ki almıyor. Ellerinde bulunan bilgisayarları ile büyüklerinden daha bilgili,akıllı, zeki nesil. Buna inanıyor da; sabırsız, öfke dolu, akan sular gibi şiddet fışkıran, geçimsiz olduklarına inanmıyorlar. Ne diyelim bize de Allah sonunuzu hayır etsin inşallah demek düşüyor. Saygılar...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Makbule Mazı
Gençler ‘gadap’a gelmeyin!
Bu günkü gençlik nereye gidiyor diye kendime sormadan edemiyorum. Her haber izlediğimde daha yolun başında olan geleceğimizin şu anki ruh halleri inanılmaz bir durum içinde. Neyin düşünce modeli onları bu duruma getiriyor. Neyin paylaşımını yapamıyorlar. Kendilerinden geçmiş bir halde, sonlarının ne gibi zararlar getireceğinden duyarsız, sadece şiddete meyilli, kendilerinden de geçme sarhoşluğu içindeler. Onları o anki ruh hallerindeyken durduracak hiçbir güç, kuvvet imkansız görülüyor. Ben onların bu anlarını haber programların da izlerken dahi kanım donuyor sanki. Bence devletin bu gidişata dur deme zamanı geldi. Meclisin acilen çıkaracağı bir kanunla gençlere ‘ruh ve akıl sağlığına yardımcı olacak terapi dersleri konulmalı’ fikrindeyim. Durum böyle devam ederse; ‘sağlam kafa sağlam vücutta’ bulunur sözünün aksi yaşanacak. Hasta beyinler, hasta ruhlar, hasta bedenler, geleceğimizin yöneticisi olacaklar. Maalesef öfkelerine hakim olamayan bir gençliğe sahibiz. Zira öfke kötü ahlakın en korkuncu, felaketi ve en kötüsüdür. Aklı ve gönlü perdeleyen bir ‘gadap’ (Kavga,öfke, şiddet)halidir. Öfkeli insanın iç dünyası intikam, kin hakaret, kavga ve cinayet gibi şerlerle dolu bir musibet içindedir. İnsanın kızgınlığından, öfkesinden, dargınlığından yani gadaba gelmesinden uzak durabilmesi; zamanında alacağı terapi derslerine, aile içi ilişkilerine, arkadaş, eş, dost seçimine ve çalışma ortamına yani iş yerindeki refahına bağlıdır. Aile huzuru bulamayan, yanlış arkadaş, çevre seçimi yapan, çalıştığı işinde hak ettiği yere gelemeyen, hak ettiklerini göremeyen, okulunda da istediği şefkat, sevgi ortamını hissedemeyen, hayatta isteyip de olmak istediği yere gelemeyen, hak ettiklerine erişemeyen gençlere; sakinlik, huzur, sabır, tevazu, mutluluk dolu günler geçirerek ömür sürebilmeleri için terapi görmeleri şart diyorum. Kızmak, bağırmak - çağırmak ruha zarar verdiği gibi bedene de fazlasıyla zarar vermekte. Dinimiz de Dünyalık için kızmamayı emreder. Gadap imanı bozar. Gel gör ki bu sözleri gençler kaide alabiliyor mu. Tabii ki almıyor. Ellerinde bulunan bilgisayarları ile büyüklerinden daha bilgili,akıllı, zeki nesil. Buna inanıyor da; sabırsız, öfke dolu, akan sular gibi şiddet fışkıran, geçimsiz olduklarına inanmıyorlar. Ne diyelim bize de Allah sonunuzu hayır etsin inşallah demek düşüyor. Saygılar...