SON DAKİKA
Hava Durumu

Devrim Muhafızları 

Yazının Giriş Tarihi: 27.04.2026 09:12
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.04.2026 09:18

Dünyanın en güçlü üç ülkesi Amerika, Rusya ve Çin ülkesi kabul edilir.
İrana bakıldığında Ortadoğu'da askeri güçleri sıralamasında üçüncü sırada bulunur.
Ilk bakışta bir devin bir kuzuyla vuruştuğu düşünülse işin aslı tamda öyle değildir.
1979 yılında Humeynin'in emri ile kurulan 'Devrim Muhafızları' İran ordusunun yanında ikinci bir ordu olarak bulunur ve kanun uygulamasından, İran'ın füze güçlerinden, iç güvenliğin sağlanması, denetimleri ve ordunun güvenliğinin yönetimi bunların elindedir.
Hükümetten bağımsız, iç güvenlik, dış politika ve bölgesel stratejiler konusunda önemli yaptırım gücüne sahiptirler.
İran'ın kendini bu kadar güçlü görmesi, devlere kafa tutmasının nedeni tarih öncesine dayanır.
İran'ın geçmiş tarihine bakıldığında bin yıl boyunca Türk hanedanları tarafından yönetilmiş bir ulus olduğu görülür.
1040 Dandanakan Savaşı ile Büyük Selçuklular'ın hakimiyetine giren bölge 1925 yılına kadar Türk hakimiyeti altındadır. Bir nevi master yapmışlardır. Öyle ki boynuz kulağı geçip sonunda kendi hakimiyetini kurdular.
Türk kültürünü her alanda kendilerine mal etmeyi öğrenen bu ulus, bugünkü gücünü de geçmişteki Türk hanedanlarından almıştır.
Dünya lideri bir ülkeye kafa tutmak, şartlar koymak, tavizler vermemek, ancak bir Türk otoritesinden mezun olmuş bir devletin harcıdır.
Adından da anlaşıldığı gibi 'Devrim Muhafızları' kolay yutulur ve başa çıkılabilir bir güç değildir.
Bilindiği ve tarihte örneği görüldüğü gibi bazı insanüstü güçler teknolojinin sınırlarını zorlar.
Amerika ve Avrupa teknolojik açıdan kendilerini ilim sınırlarının üstünde görseler de korkma sebepleri çok.
Alabilecekleri bütün önlemlere karşın karşılarındaki rakibini durduramayacaklarını çok iyi bildiklerinden, gözdağı verme politikasını oynamaktalar.
11 Eylül saldırılarını unutmadılar asla da unutamazlar. Bütün korkuları tekrardan böyle bir saldırı yaşama iltimalidir.
Farklı bir bakış açısından da bakıldığında konunun altında yatan gizli gerçek olası Müslüman-Hıristiyan savaşının kaybedenleri kendileri olur.
İnsan ömrü sınırlıdır. Kendilerine ayrılan bir süre dolunca giderler.
Maalesef savaşın hiçbir dönemide kendine ayrılan bir sürenin sonu yoktur. Yeri ve zamanı geldikçe hep vardır. Hep de var görünmektedir. Savaşın görevinin sonu yok. Sonsuza kadar hep var olacak acı gerçektir.
İnsanlığın ve dünyanın sonunu getirecek.
Bu savaşlara 'Dur' demek imkansız.
Umudumuz, huzurlu sakin barış dolu bir dünya.
İlkemiz, "Yurtta Barış, Dünyada Barış"
Saygılar

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.