Soğuk havaya ve yağmura rağmen kapalı gişe bir maç… Yaklaşık 45 bin biletli seyirci, küçük çocuklar ve davetlilerle birlikte 50 bin kişilik bir koro, öyle bir resital sundu ki tüm izleyenlerin gözlerinin ve kulaklarının pası silindi. Bugün stadyumdaki atmosfer öyle bir atmosferdiki hani diyoruz ya Bursaspor’un yeri bu lig değil, Süper Lig diye hayır Bursaspor’un yeri Süper Lig ile birlikte Avrupa Ligi, Şampiyonlar Ligi olmalı. Süper Lig klasmanı bile bu taraftara, bu şehre, bu takıma bence yetersiz kalıyor.
Bursaspor’da başkanından futbolcusuna, teknik direktöründen taraftara kadar herkes çıtayı öyle bir yükseltti ki bu seviyeye ulaşabilmek artık neredeyse diğer takımlar için imkansız hale geldi. Olay sadece 45 ya da 50 bin kişilik kuru kalabalık değil. Gelen taraftarların 3 yaşında olanıda 70 yaşında olanıda aynı tezahüratı yapıyor, aynı tepkiyi veriyor, aynı katılımı gösteriyor, aynı coşkuyu yaşıyor. Bu, kolay kolay başarılabilecek bir şey değil.
Yazının başında da dediğim gibi Bursa’da hava oldukça serin ve zaman zaman sağanak yağmurluydu. Ama bu olumsuz hava şartları, maça gelen 50 bin kişilik kitleyi en ufak şekilde etkilemedi.
Maça gelecek olursak; sol bekte cezalı Barış Gök’ün yerine Talha Yünkuş, yine kırmızı kart cezalısı Eyüp Akçan’ın yerine Sefa Narin ilk 11’de başladı. Ertuğrul İdris Furat ve son haftaların golcüsü Baran Başyiğit yedek kulübesindeydi.
Bursaspor maça beklendiği gibi topa hakim, istekli, arzulu ve baskılı başladı. Dakikalar ilerledikçe taraftarının da yoğun desteğini arkasına alan Bursaspor, birkaç minik hata dışında rakibi Mardinspor’a pozisyon dahi vermedi. Maalesef ileri uçta, santrfor mevkiinde oynayan Emir Kaan Gültekin, bir an önce çok şey yapmak istemenin getirdiği baskıyla olsa gerek, çok top kaybı yaptı ve gol pozisyonlarına bir türlü giremedi.
Bu durum, Bursaspor’un ilk devrede gol bulma konusunda sıkıntı yaşamasına neden oldu. Halil Akbunar ve İlhan Depe ile zaman zaman pozisyonlar bulunsa da ilk devre, beklendiği gibi baskılı oyuna rağmen 0-0 sonuçlandı.
Mustafa Er Hoca, gol yollarındaki bu durgunluğu aşmak için devre arasında Salih Kavrazlı’yı dışarı alarak Ertuğrul İdris Furat’ı sahaya sürdü. Bu hamle, hücum gücünü artırmak adına yapılmıştı ve beklendiği gibi tuttu.
Halil’in sağdan nefis bir vücut çalımıyla kazandığı topu, sol tarafa ceza alanı içine Ertuğrul İdris Furat’a adeta “al da at” diye verdiği pası, Ertuğrul yerden düzgün bir plase vuruşla ağlara gönderdi. Ve işte o an 50 bin kişilik Timsah Arenanın tribünlerini dolduranlar, ömürleri boyunca unutamayacakları güzelliklere şahit oldular.
Gol sonrası en unutulmaz anlardan biri ise tribünlerin, “Uğrunda mesafeler yıkılır tüm engeller” bestesini dev bir koro halinde kesintisiz söylemesiydi. O anı canlı izleyen herkesin tüylerinin diken diken olduğuna eminim.
İkinci yarının ortalarına doğru, sol bekte oynayan Talha Yünkuş ciddi sayılabilecek bir sakatlık geçirerek yerini, son haftalarda sahada göremediğimiz Hamza Gür’e bıraktı. Hamza Gür'de bugün oynadığı oyun ve gösterdiği mücadeleyle ne kadar önemli ve üst düzey bir oyuncu ve karakter olduğunu bir kez daha ispat etti.
1-0’lık skorlar her zaman risklidir. Tribünler de bunun farkındaydı. Bir sıfırdan sonra bir kaza golü yiyebilme ihtimaline karşı stresli ve temkinli dakikalar yaşansa da 87. dakikada Baran Başyiğit, rakibin hatasını çok iyi değerlendirerek tabiri caizse fişi çekti ve Bursaspor karşılaşmadan 2-0 galip ayrıldı.
Karşılaşmanın bitiş düdüğüyle birlikte stadyumda adeta bir şenlik havası oluştu. En görülmesi gereken anlardan biri, futbolcuların tribünlerin önüne gelerek başkan ve yönetimle birlikte karşılıklı yaptıkları tezahürattı.
Daha sonra Amigo Selim, iki evladıyla birlikte orta sahaya gelerek futbolcularla birlikte üçlü çektirdi. Bu an muazzamdı. Yaşadığı önemli rahatsızlığa rağmen takımını bir an olsun yalnız bırakmayan Amigo Selim’e kocaman bir helal olsun diyor, acil şifalar diliyoruz.
Çekilen üçlünün ardından futbolcuların orta sahada bir sevinç yumağı oluşturmaları da günün en güzel anlarından biriydi. Daha sonra takım hep birlikte Teksas’ın önüne giderek taraftarlarla bütünleşmeye devam etti.
Teksas’ın önünde yaşanan en duygusal an ise kaptan Muhammed Demir’in koltuk değnekleriyle takım arkadaşlarını yalnız bırakmayarak tribüne gelmesiydi. Taraftarların “Büyük kaptan” tezahüratları eşliğinde gözyaşlarına hakim olamayan Muhammed Demir, Baran Başyiğit ile birlikte taraftara üçlü çektirdi.
Güzel sahneler eşliğinde, yılın maçı diyebileceğimiz bu çok önemli karşılaşma Bursaspor adına adeta peri masalı gibi geçti. Bursaspor, herhangi bir olumsuzluk yaşamadan net bir skorla maçı tamamlayarak şampiyonluk kupasının ikinci kulpundan da tuttu diyebiliriz.
Artık geriye sadece kupayı havaya kaldırmak kaldı.
Başkanımız Enes Çelik, maç sonu basın mensuplarına verdiği röportajda, yüzde 99 ihtimalle önümüzdeki Ankara Demirspor maçının büyük stadyumlardan birinde oynanacağı müjdesini verdi. Başkanımız o kadar neşeli ve moralliydi ki ben şimdiden bu yönetimin nasıl bir takım kuracağını, Bursa’yı nasıl yeniden kenetleyeceğini ve bu şehri nasıl heyecanlandıracağını hayal etmeye başladım.
Günlerdir herkesin heyecanla ve stresle beklediği, zor geçebilir ihtimali olan bu maç; Bursaspor için adeta peri masalı tadında, mükemmel ötesi geçti.
İnşallah Ankara Demirspor maçında alınacak bir galibiyet ve sonrasında Somaspor maçında taraftarın önünde atılacak şampiyonluk turu, herkesin hayallerini şimdiden süslemeye başladı.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İbrahim Çubukçu
Peri masalı gibi
Soğuk havaya ve yağmura rağmen kapalı gişe bir maç… Yaklaşık 45 bin biletli seyirci, küçük çocuklar ve davetlilerle birlikte 50 bin kişilik bir koro, öyle bir resital sundu ki tüm izleyenlerin gözlerinin ve kulaklarının pası silindi. Bugün stadyumdaki atmosfer öyle bir atmosferdiki hani diyoruz ya Bursaspor’un yeri bu lig değil, Süper Lig diye hayır Bursaspor’un yeri Süper Lig ile birlikte Avrupa Ligi, Şampiyonlar Ligi olmalı. Süper Lig klasmanı bile bu taraftara, bu şehre, bu takıma bence yetersiz kalıyor.
Bursaspor’da başkanından futbolcusuna, teknik direktöründen taraftara kadar herkes çıtayı öyle bir yükseltti ki bu seviyeye ulaşabilmek artık neredeyse diğer takımlar için imkansız hale geldi. Olay sadece 45 ya da 50 bin kişilik kuru kalabalık değil. Gelen taraftarların 3 yaşında olanıda 70 yaşında olanıda aynı tezahüratı yapıyor, aynı tepkiyi veriyor, aynı katılımı gösteriyor, aynı coşkuyu yaşıyor. Bu, kolay kolay başarılabilecek bir şey değil.
Yazının başında da dediğim gibi Bursa’da hava oldukça serin ve zaman zaman sağanak yağmurluydu. Ama bu olumsuz hava şartları, maça gelen 50 bin kişilik kitleyi en ufak şekilde etkilemedi.
Maça gelecek olursak; sol bekte cezalı Barış Gök’ün yerine Talha Yünkuş, yine kırmızı kart cezalısı Eyüp Akçan’ın yerine Sefa Narin ilk 11’de başladı. Ertuğrul İdris Furat ve son haftaların golcüsü Baran Başyiğit yedek kulübesindeydi.
Bursaspor maça beklendiği gibi topa hakim, istekli, arzulu ve baskılı başladı. Dakikalar ilerledikçe taraftarının da yoğun desteğini arkasına alan Bursaspor, birkaç minik hata dışında rakibi Mardinspor’a pozisyon dahi vermedi. Maalesef ileri uçta, santrfor mevkiinde oynayan Emir Kaan Gültekin, bir an önce çok şey yapmak istemenin getirdiği baskıyla olsa gerek, çok top kaybı yaptı ve gol pozisyonlarına bir türlü giremedi.
Bu durum, Bursaspor’un ilk devrede gol bulma konusunda sıkıntı yaşamasına neden oldu. Halil Akbunar ve İlhan Depe ile zaman zaman pozisyonlar bulunsa da ilk devre, beklendiği gibi baskılı oyuna rağmen 0-0 sonuçlandı.
Mustafa Er Hoca, gol yollarındaki bu durgunluğu aşmak için devre arasında Salih Kavrazlı’yı dışarı alarak Ertuğrul İdris Furat’ı sahaya sürdü. Bu hamle, hücum gücünü artırmak adına yapılmıştı ve beklendiği gibi tuttu.
Halil’in sağdan nefis bir vücut çalımıyla kazandığı topu, sol tarafa ceza alanı içine Ertuğrul İdris Furat’a adeta “al da at” diye verdiği pası, Ertuğrul yerden düzgün bir plase vuruşla ağlara gönderdi. Ve işte o an 50 bin kişilik Timsah Arenanın tribünlerini dolduranlar, ömürleri boyunca unutamayacakları güzelliklere şahit oldular.
Gol sonrası en unutulmaz anlardan biri ise tribünlerin, “Uğrunda mesafeler yıkılır tüm engeller” bestesini dev bir koro halinde kesintisiz söylemesiydi. O anı canlı izleyen herkesin tüylerinin diken diken olduğuna eminim.
İkinci yarının ortalarına doğru, sol bekte oynayan Talha Yünkuş ciddi sayılabilecek bir sakatlık geçirerek yerini, son haftalarda sahada göremediğimiz Hamza Gür’e bıraktı. Hamza Gür'de bugün oynadığı oyun ve gösterdiği mücadeleyle ne kadar önemli ve üst düzey bir oyuncu ve karakter olduğunu bir kez daha ispat etti.
1-0’lık skorlar her zaman risklidir. Tribünler de bunun farkındaydı. Bir sıfırdan sonra bir kaza golü yiyebilme ihtimaline karşı stresli ve temkinli dakikalar yaşansa da 87. dakikada Baran Başyiğit, rakibin hatasını çok iyi değerlendirerek tabiri caizse fişi çekti ve Bursaspor karşılaşmadan 2-0 galip ayrıldı.
Karşılaşmanın bitiş düdüğüyle birlikte stadyumda adeta bir şenlik havası oluştu. En görülmesi gereken anlardan biri, futbolcuların tribünlerin önüne gelerek başkan ve yönetimle birlikte karşılıklı yaptıkları tezahürattı.
Daha sonra Amigo Selim, iki evladıyla birlikte orta sahaya gelerek futbolcularla birlikte üçlü çektirdi. Bu an muazzamdı. Yaşadığı önemli rahatsızlığa rağmen takımını bir an olsun yalnız bırakmayan Amigo Selim’e kocaman bir helal olsun diyor, acil şifalar diliyoruz.
Çekilen üçlünün ardından futbolcuların orta sahada bir sevinç yumağı oluşturmaları da günün en güzel anlarından biriydi. Daha sonra takım hep birlikte Teksas’ın önüne giderek taraftarlarla bütünleşmeye devam etti.
Teksas’ın önünde yaşanan en duygusal an ise kaptan Muhammed Demir’in koltuk değnekleriyle takım arkadaşlarını yalnız bırakmayarak tribüne gelmesiydi. Taraftarların “Büyük kaptan” tezahüratları eşliğinde gözyaşlarına hakim olamayan Muhammed Demir, Baran Başyiğit ile birlikte taraftara üçlü çektirdi.
Güzel sahneler eşliğinde, yılın maçı diyebileceğimiz bu çok önemli karşılaşma Bursaspor adına adeta peri masalı gibi geçti. Bursaspor, herhangi bir olumsuzluk yaşamadan net bir skorla maçı tamamlayarak şampiyonluk kupasının ikinci kulpundan da tuttu diyebiliriz.
Artık geriye sadece kupayı havaya kaldırmak kaldı.
Başkanımız Enes Çelik, maç sonu basın mensuplarına verdiği röportajda, yüzde 99 ihtimalle önümüzdeki Ankara Demirspor maçının büyük stadyumlardan birinde oynanacağı müjdesini verdi. Başkanımız o kadar neşeli ve moralliydi ki ben şimdiden bu yönetimin nasıl bir takım kuracağını, Bursa’yı nasıl yeniden kenetleyeceğini ve bu şehri nasıl heyecanlandıracağını hayal etmeye başladım.
Günlerdir herkesin heyecanla ve stresle beklediği, zor geçebilir ihtimali olan bu maç; Bursaspor için adeta peri masalı tadında, mükemmel ötesi geçti.
İnşallah Ankara Demirspor maçında alınacak bir galibiyet ve sonrasında Somaspor maçında taraftarın önünde atılacak şampiyonluk turu, herkesin hayallerini şimdiden süslemeye başladı.