Bu akşam öyle bir maç oynandı ki, taraftar 21 günlük ara nedeniyle Bursaspor’u çok özlemişti. Bursaspor da oynadığı futbolla taraftarını ne kadar özlediğini, onları mutlu etmek için canla başla mücadele ederek mükemmel bir oyunla gösterdi.
Bursa’da günlerdir herkesin büyük bir heyecanla beklediği ve sonucunu merak ettiği bir karşılaşma izledik. Bir yanda yeni hocasıyla son haftalarda yüksek form grafiğine sahip, bol gol atabilen bir Gebzespor; diğer yanda ise 8 maçtır yenilmeyen ve sadece bir gol yiyen bir Bursaspor vardı.
Maç öncesi, 37 günlük aradan sonra usta sanatçı Gökhan Kırdar yeniden Timsah Arena’nın zeminine ayak bastı ve o muhteşem eseri “Cendere”yi 45.000 kişilik koro eşliğinde söylemenin hazzını yaşadı. Sanatçı Gökhan Kırdar’ın Bursa’ya ve Bursaspor’a olan sevgisini tribünler de karşılıksız bırakmadı; sanatçıyı tek tek tribünlere çağırarak kendisine sevgi gösterilerinde bulundular. Bu maça gelmeyip bu inanılmaz anları canlı yaşayamayanlar, çok şey kaçırdıklarından emin olabilirler.
İnsan hayatında çok az rastlanabilecek güzellikleri, Bursaspor’un maçlarına gelenler son bir buçuk yıldır fazlasıyla ve doya doya yaşıyor.
Maça gelecek olursak, Bursaspor beklendiği gibi maça çok istekli, arzulu ve atak bir şekilde başladı. Ancak ileri uçtaki Halil Akpınar’ın sakatlığı planları bir nebze de olsa bozdu. Sakatlıktan dönen Salih Kavrazlı ve Ertuğrul İdris Fırat bu maça ilk 11’de başladılar.
Bursaspor, ilk yarıda baskılı oyunun neticesinde pozisyonlar da buldu; ancak Gebzespor kalecisi bunlarda gole izin vermedi ve böylece ilk devre 0-0 beraberlikle sona erdi.
İkinci devreye aynı kadroyla başlayan Bursaspor, ilerleyen dakikalarda Salih Kavrazlı’yı oyundan alarak yerine Baran Başyiğit’i oyuna dahil etti. Baran’ın oyuna girmesiyle Bursaspor’un hücum gücü daha da zenginleşti. Baran; inanılmaz zeki, atletik ve bitirici vuruş özelliği olan nadide bir yetenek. Bu yeteneğini, İlhan’ın mükemmel asistine topuğuyla yaptığı sihirli dokunuşla attığı golle gösterdi ve ileriki seneler için çok güzel bir ışık verdi.
Bu akşam takımda tek bir kötü oyuncu bile yoktu. Hatta kötüyü bırakın, orta seviyede oynayan bir oyuncu bile yoktu; her biri parıl parıl parladı. Ancak bir futbolcu vardı ki ona ayrı bir parantez açmak gerekir: İlhan Tepe. İlerlemiş yaşına rağmen o kadar istekli ve arzulu ki; oyun zekâsı güçlü, hem atan hem attıran, istediği an tabelayı değiştirebilen bir futbolcu. İlhan, bu akşam da insanüstü bir mücadele örneği göstererek hem bir gol attı hem de güzel bir asist yaptı.
Ayrıca defans hattımızdan da bahsetmeden olmaz; kendilerine haksızlık yapmış oluruz. Batuhan Yayıkçı ve Alperen Babacan için söylenebilecek tek kelime kocaman bir “maşallah” olabilir. Gebzespor’un gol makinesi Batuhan Altıntaş’a bırakın gol attırmayı, gol pozisyonuna dahi girmesini engellediler. Bence defansta bu ikilinin uyumu Bursaspor için adeta bir lütuf.
Sağ bekimiz Rahmetullah oldukça iyiydi; ancak ben sol bek Barış Gök’ü izlerken yoruldum, o ise yorulmak nedir bilmiyor. Gerçekten ona da söylenecek tek kelime “maşallah”.
Taraftarını mutlu etmeyen, keyif vermeyen bir futbol döneminden sonra Mustafa Er hocanın takıma gelişiyle Bursaspor seviye atladı. İzleyenlere keyif veren, rakibi boğan, özellikle son yarım saatte rakibin koşacak dermanını bırakmayan ezici futbol; doğal olarak şahane sonuçları da beraberinde getiriyor. Bu cesur oyun tarzını takıma oturttuğu için Mustafa Er hocayı ayrıca kutluyor ve teşekkür ediyorum.
Gebzespor takımı her hâliyle beraberliğe geldiğini bu akşam belli etti. Ancak kendilerine de teşekkür etmek istiyorum; bir futbolsever olarak oyunu hiç çirkinleştirmediler. Ayrıca Gebzespor taraftarına da bir tebrik göndermek istiyorum. Kendilerine ayrılan bölümü tamamen doldurarak takımlarına çok güzel bir destek verdiler ve futbolun taraftarla güzel olduğunu bir kez daha gösterdiler.
Bursaspor taraftarı ise salı akşamı saat 19.00 gibi riskli bir saatte oynanmasına rağmen 45 bin kişiyle stadı doldurarak yine kendine yakışanı yaptı. Bu akşam tribünlerin geçmiş maçlardan en büyük farkı, Mustafa Er hocanın da basın toplantısında belirttiği gibi, agresif bir tribün olmasıydı. Yaptıkları şovlarla hem gözlerin hem kulakların pasını sildiler.
Soğuk havaya rağmen binlerce minik taraftarımızı tribünlerde görmek beni hem çok duygulandırdı hem de çok mutlu etti. Kendileri minik ama yürekleri kocaman olan tüm minik Bursasporlu kardeşlerimi canıgönülden kutluyorum.
Bursaspor’un bundan sonraki süreçte bu oyun planına sadık kaldığı takdirde kesinlikle puan kaybetmeyeceğini düşünüyorum. Hafta sonu Fethiye maçı ve sonrasında sahamızda oynayacağımız Mardin maçıyla şampiyonluğun yüzde 99 kesinleşeceğine inanıyorum. Şampiyonluk turunun ya Ankara Demirspor deplasmanında ya da Somaspor ile oynanacak maçta atılacağını düşünüyorum.
Geçen yazımda dediğim gibi Ramazan Bayramı’nı kutladık, sırada şampiyonluk bayramı var. Sonrasında Kurban Bayramı’nı kutlayarak bu sezonu tamamlayacağız ve yeni sezonun heyecanıyla yanıp tutuşmaya başlayacağız.
Tüm bu masalsı duyguları yaşamamıza vesile olan başkanımız Sayın Enes Çelik’e ve değerli yönetimine bir kez daha sonsuz teşekkürler.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İbrahim Çubukçu
Masal gibi bir akşam
Bu akşam öyle bir maç oynandı ki, taraftar 21 günlük ara nedeniyle Bursaspor’u çok özlemişti. Bursaspor da oynadığı futbolla taraftarını ne kadar özlediğini, onları mutlu etmek için canla başla mücadele ederek mükemmel bir oyunla gösterdi.
Bursa’da günlerdir herkesin büyük bir heyecanla beklediği ve sonucunu merak ettiği bir karşılaşma izledik. Bir yanda yeni hocasıyla son haftalarda yüksek form grafiğine sahip, bol gol atabilen bir Gebzespor; diğer yanda ise 8 maçtır yenilmeyen ve sadece bir gol yiyen bir Bursaspor vardı.
Maç öncesi, 37 günlük aradan sonra usta sanatçı Gökhan Kırdar yeniden Timsah Arena’nın zeminine ayak bastı ve o muhteşem eseri “Cendere”yi 45.000 kişilik koro eşliğinde söylemenin hazzını yaşadı. Sanatçı Gökhan Kırdar’ın Bursa’ya ve Bursaspor’a olan sevgisini tribünler de karşılıksız bırakmadı; sanatçıyı tek tek tribünlere çağırarak kendisine sevgi gösterilerinde bulundular. Bu maça gelmeyip bu inanılmaz anları canlı yaşayamayanlar, çok şey kaçırdıklarından emin olabilirler.
İnsan hayatında çok az rastlanabilecek güzellikleri, Bursaspor’un maçlarına gelenler son bir buçuk yıldır fazlasıyla ve doya doya yaşıyor.
Maça gelecek olursak, Bursaspor beklendiği gibi maça çok istekli, arzulu ve atak bir şekilde başladı. Ancak ileri uçtaki Halil Akpınar’ın sakatlığı planları bir nebze de olsa bozdu. Sakatlıktan dönen Salih Kavrazlı ve Ertuğrul İdris Fırat bu maça ilk 11’de başladılar.
Bursaspor, ilk yarıda baskılı oyunun neticesinde pozisyonlar da buldu; ancak Gebzespor kalecisi bunlarda gole izin vermedi ve böylece ilk devre 0-0 beraberlikle sona erdi.
İkinci devreye aynı kadroyla başlayan Bursaspor, ilerleyen dakikalarda Salih Kavrazlı’yı oyundan alarak yerine Baran Başyiğit’i oyuna dahil etti. Baran’ın oyuna girmesiyle Bursaspor’un hücum gücü daha da zenginleşti. Baran; inanılmaz zeki, atletik ve bitirici vuruş özelliği olan nadide bir yetenek. Bu yeteneğini, İlhan’ın mükemmel asistine topuğuyla yaptığı sihirli dokunuşla attığı golle gösterdi ve ileriki seneler için çok güzel bir ışık verdi.
Bu akşam takımda tek bir kötü oyuncu bile yoktu. Hatta kötüyü bırakın, orta seviyede oynayan bir oyuncu bile yoktu; her biri parıl parıl parladı. Ancak bir futbolcu vardı ki ona ayrı bir parantez açmak gerekir: İlhan Tepe. İlerlemiş yaşına rağmen o kadar istekli ve arzulu ki; oyun zekâsı güçlü, hem atan hem attıran, istediği an tabelayı değiştirebilen bir futbolcu. İlhan, bu akşam da insanüstü bir mücadele örneği göstererek hem bir gol attı hem de güzel bir asist yaptı.
Ayrıca defans hattımızdan da bahsetmeden olmaz; kendilerine haksızlık yapmış oluruz. Batuhan Yayıkçı ve Alperen Babacan için söylenebilecek tek kelime kocaman bir “maşallah” olabilir. Gebzespor’un gol makinesi Batuhan Altıntaş’a bırakın gol attırmayı, gol pozisyonuna dahi girmesini engellediler. Bence defansta bu ikilinin uyumu Bursaspor için adeta bir lütuf.
Sağ bekimiz Rahmetullah oldukça iyiydi; ancak ben sol bek Barış Gök’ü izlerken yoruldum, o ise yorulmak nedir bilmiyor. Gerçekten ona da söylenecek tek kelime “maşallah”.
Taraftarını mutlu etmeyen, keyif vermeyen bir futbol döneminden sonra Mustafa Er hocanın takıma gelişiyle Bursaspor seviye atladı. İzleyenlere keyif veren, rakibi boğan, özellikle son yarım saatte rakibin koşacak dermanını bırakmayan ezici futbol; doğal olarak şahane sonuçları da beraberinde getiriyor. Bu cesur oyun tarzını takıma oturttuğu için Mustafa Er hocayı ayrıca kutluyor ve teşekkür ediyorum.
Gebzespor takımı her hâliyle beraberliğe geldiğini bu akşam belli etti. Ancak kendilerine de teşekkür etmek istiyorum; bir futbolsever olarak oyunu hiç çirkinleştirmediler. Ayrıca Gebzespor taraftarına da bir tebrik göndermek istiyorum. Kendilerine ayrılan bölümü tamamen doldurarak takımlarına çok güzel bir destek verdiler ve futbolun taraftarla güzel olduğunu bir kez daha gösterdiler.
Bursaspor taraftarı ise salı akşamı saat 19.00 gibi riskli bir saatte oynanmasına rağmen 45 bin kişiyle stadı doldurarak yine kendine yakışanı yaptı. Bu akşam tribünlerin geçmiş maçlardan en büyük farkı, Mustafa Er hocanın da basın toplantısında belirttiği gibi, agresif bir tribün olmasıydı. Yaptıkları şovlarla hem gözlerin hem kulakların pasını sildiler.
Soğuk havaya rağmen binlerce minik taraftarımızı tribünlerde görmek beni hem çok duygulandırdı hem de çok mutlu etti. Kendileri minik ama yürekleri kocaman olan tüm minik Bursasporlu kardeşlerimi canıgönülden kutluyorum.
Bursaspor’un bundan sonraki süreçte bu oyun planına sadık kaldığı takdirde kesinlikle puan kaybetmeyeceğini düşünüyorum. Hafta sonu Fethiye maçı ve sonrasında sahamızda oynayacağımız Mardin maçıyla şampiyonluğun yüzde 99 kesinleşeceğine inanıyorum. Şampiyonluk turunun ya Ankara Demirspor deplasmanında ya da Somaspor ile oynanacak maçta atılacağını düşünüyorum.
Geçen yazımda dediğim gibi Ramazan Bayramı’nı kutladık, sırada şampiyonluk bayramı var. Sonrasında Kurban Bayramı’nı kutlayarak bu sezonu tamamlayacağız ve yeni sezonun heyecanıyla yanıp tutuşmaya başlayacağız.
Tüm bu masalsı duyguları yaşamamıza vesile olan başkanımız Sayın Enes Çelik’e ve değerli yönetimine bir kez daha sonsuz teşekkürler.