EKONOMİ
Giriş Tarihi : 20-08-2021 16:31   Güncelleme : 20-08-2021 16:31

“Yüzde 8 büyüme bekliyoruz”

Bakan Elvan, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmede bulunarak, “Öncü göstergeler ekonomide büyüme ve yatırım eğiliminin üçüncü çeyrekte de sürdüğüne işaret ediyor. Bu çerçevede, salgınla ilgili dışsal bir şok olmaması durumunda 2021 yılı için yüzde 8'in üzerinde bir büyüme bekliyoruz” dedi.

“Yüzde 8 büyüme bekliyoruz”

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Kocaeli Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Kocaeli İş Dünyası Buluşması" programında konuştu. Bakanlık olarak, üretime, ihracata ve istihdama can verenlerin, yani ekonomide çarkları döndürenlerin yanında olmaya büyük gayret gösterdiklerine işaret eden Elvan, sağlıklı kararlar için ekonomideki gelişmeleri yerinde gözlemlemenin, ihtiyaçları sahada tespit etmenin ve karşılıklı istişarelerde bulunmanın değerini çok iyi bildiklerini dile getirdi. Bakan Elvan, 2020'nin tüm dünyada her türlü ekonomik ve sosyal düzenin test edildiği mücadele dolu bir yıl olduğunu, küresel ekonominin 2. Dünya Savaşı sonrası dönemin en derin daralmasını yaşadığını, milyonlarca insanın işsiz kaldığını ifade etti. Tüm ülkelerin ellerindeki imkanlar çerçevesinde krizin olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla görülmemiş ölçülerde genişleyici para ve maliye politikaları uyguladığına dikkat çeken Elvan, aşılanmanın hız kazanması, ertelenmiş talebin devreye girmesi ve geçen senenin düşük baz etkisinin de katkısıyla bu sene küresel çapta yüksek büyüme oranları beklendiğini söyledi. Bununla birlikte, virüsün yeni varyantlarının küresel toparlanmanın gücü ve sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretleri oluşturduğunu bildiren Elvan, dolayısıyla makro-finansal istikrar açısından dikkatle takip edilmesi ve temkinli olunması gereken bir dönemi yaşadıklarını belirtti.

SANAYİCİMİZİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR

Salgın sürecinin, küresel ekonomik görünüme ilişkin üç temel sorunu da beraberinde getirdiğini belirten Elvan, şunları kaydetti: "Bunlardan ilki, küresel enflasyon oranlarındaki artış. Ekonomik aktivitenin güçlenmesi, arz-talep uyumsuzlukları ve artan emtia fiyatları küresel enflasyonu yukarı çekiyor. Emtia fiyatları artışında, salgın döneminde uygulanan genişlemeci politikalar, kuraklık ve stoklama eğilimindeki yükselişin etkili olduğunu görüyoruz. Küresel emtia fiyatlarındaki bu artış, girdi maliyetleri kanalıyla sanayicimizi de doğrudan etkiliyor. İşin bir diğer boyutu daha var. Gelişmiş ülke otoriteleri, küresel enflasyondaki bu artış eğiliminin geçici olacağını düşünse de enflasyonun beklenenden daha kalıcı olabileceği riskini de göz ardı edemeyiz. Gelişmiş ülke merkez bankalarının önümüzdeki süreçte atacağı adımlar, küresel finansal piyasalar üzerinde doğrudan etkili olacak. Yani finansal piyasalarda küresel anlamda veri duyarlılığının artacağı bir döneme girmekteyiz. Bu da bizim gibi yükselen piyasa ekonomilerinde, sermaye akımları, dış ticaret ve bekleyişler yoluyla dalgalanmalar yaşanmasına sebep olabilir."

ÜRETİMİN AKSAMASINA NEDEN OLUYOR

Elvan, salgınla birlikte karşılaşılan ikinci sorunun, tedarik zincirinde yaşanan aksamalar olduğuna işaret ederek, "Yakından takip ettiğiniz gibi küresel çip krizi otomotivden beyaz eşyaya kadar birçok sektörü olumsuz etkiledi, etkilemeye de devam ediyor. Arz güvenliğini tehlikeye atan bu gelişmeler, üretimin de aksamasına neden oluyor. Küresel ekonominin önündeki üçüncü sorun ise borçluluk oranlarında yaşanan artışlar. Pek çok ülkede, gerek kamu gerekse özel sektör borçluluk oranlarının hızla yükseldiğine şahit oluyoruz. Bu durum, küresel ölçekte kamu maliyesi dengeleri ve reel sektör bilançoları açısından da risklerin arttığını gösteriyor" dedi.

“ÜRETİM KAPASİTEMİZİ KORUDUK”

Bakan Elvan, Türkiye ekonomisine ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu: ''Salgın sürecinde, kapsamlı ve koordineli ekonomi politikaları uyguladık. Bu çerçevede pandemiden etkilenen tüm kesimler için tedbirler aldık. Bu tedbirlerin katkısıyla Türkiye ekonomisi salgın sürecinde üretim kapasitesini korudu ve büyümeye devam etti. Sanayi üretimi, güçlü ihracatın da desteğiyle çarpıcı bir şekilde artarak, büyümenin motoru haline gelmiş durumda. Diğer sevindirici gelişme ise yatırımlardaki artış eğilimidir. Başta makine-teçhizat olmak üzere yatırımlar artıyor, üretim kapasitemizi güçlü bir şekilde destekliyor. 2021'in ikinci çeyreğinde üretim, ihracat, hizmetler sektöründeki güçlü toparlanma ve baz etkisinin de katkısıyla yüzde 20'nin üzerinde bir büyüme bekliyoruz. Aşılanma oranının daha da artmasıyla, başta turizm olmak üzere hizmetler sektöründe kademeli canlanma eğilimi devam ediyor. Öncü göstergeler ekonomide büyüme ve yatırım eğiliminin üçüncü çeyrekte de sürdüğüne işaret ediyor. Bu çerçevede, salgınla ilgili dışsal bir şok olmaması durumunda 2021 yılı için yüzde 8'in üzerinde bir büyüme bekliyoruz. Büyümenin temel sürükleyicilerinin ise yatırımlar ve dış talep olması, sağlıklı ve dengeli bir büyüme patikasında ilerlediğimizi gösteriyor. Bu yılın büyüme performansı açısından dikkat çekici bir diğer özelliği de yüksek büyüme oranını düşük bir cari açıkla gerçekleştirecek olmamızdır."

TEMEL ÖNCELİK ENFLASYON

Verimli ve nitelikli yatırım ortamı için düşük enflasyon, kur istikrarı, risk algısının azaltılması ve bekleyişlerin iyi yönetilmesinin kritik önemde olduğunun altını çizen Elvan, “Bu nedenle önümüzdeki en temel önceliğimiz, enflasyon eğiliminin bir an önce terse çevrilmesidir. Bu çerçevede ihtiyatlı ve kararlı para ve maliye politikaları uygulamaya devam etmemiz gerekiyor. Kur istikrarını sağladığımız ve bekleyişleri iyi yönettiğimiz ölçüde enflasyonu düşürme başarımız artacaktır” dedi. Bakan Elvan, para politikasının etkinliğini güçlendirmek adına, maliye politikalarıyla da enflasyonla mücadeleye destek verdiklerine dikkat çekerek şöyle devam etti: "Örneğin akaryakıtta eşel-mobil sistemi uygulaması kapsamında KDV ve ÖTV gelirimizden feragat ediyoruz. KDV, ÖTV ve stopaj indirimleri ile bir yandan salgından en fazla etkilenen sektörleri desteklerken, diğer yandan da enflasyonla mücadeleye destek veriyoruz. Bu çerçevede, kamu maliyesi tarafında yapılan indirim ve fiyat ayarlamaları sonucunda 103 milyar liralık kamu gelirinden vazgeçtik. Ayrıca son dönemde, iç talebin dengeli artışını destekleme amacıyla makro-ihtiyati tedbirleri de uygulamaya aldık ve bu tedbirlerin olumlu etkisini kısmen görmeye başladık. Yılın son çeyreğinde enflasyon eğiliminin belirgin bir düşüş sürecine girmesini öngörüyoruz."

“34 AYDAN 52 AYA YÜKSELTTİK”

Borçlanma konusunda da son derece dikkatli bir yaklaşım izlediklerini vurgulayan Bakan Elvan, "Uyguladığımız borçlanma politikaları sayesinde yurt içinden döviz cinsi borçlanmayı kademeli olarak düşürmeye başladık. 2021 yılında yurt içinden yaptığımız döviz cinsi borçlanma, döviz cinsi ödemelerin yaklaşık yarısı kadar. Borç yönetiminde bir diğer amacımız, maliyetleri de dikkate alarak borçlanmanın vadesini mümkün olduğu kadar uzatmak. İzlediğimiz yaklaşım sayesinde yurt içinde borçlanmanın vadesini 34 aydan 52 aya yükselttik. Bu stratejiler sayesinde faiz yükünü azaltarak, bütçede alan oluşturmak ve bu alanı da ihtiyaç duyulan yerlerde kullanmak istiyoruz" dedi. (ntv.com)