BURSA
Giriş Tarihi : 22-11-2021 01:25   Güncelleme : 22-11-2021 01:25

Umut hep var

Bir gece vakti çaldı kapıyı lösemi hastalığı… Anne Meltem Can önce yıkım yaşadı sonra gözyaşlarını sildi ve kızı için mücadeleye başladı. Sevinçli haber geldi. Can derslik cümleyi kurdu: “Umut hep var!”

Umut hep var

Gülin ÖZDEMİR

LÖDER, tam 27 yıldır lösemili çocuklara yardım için çırpınıyor. Hayırsever iş adamı Sabahattin Gazioğlu'nun destekleriyle yapılan Rahime Gazioğlu Bursa Lösemili Çocuklar Hasta Konukevi, 9 yılda 60.000'den fazla hasta yakınını ağırladı.

Açıldığı günden bugüne kadar lösemili çocuklara umut dağıtan ihtiyaç sahiplerinin her zaman yanında olmaya çalışan Bursa Lösemili Çocuklara Yardım Derneği (LÖDER), Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bilim Dalı'nda uzun süreli tedavisi olan çocuk hastalıklarında, özellikle Bursa dışından gelen hasta ve yakınlarının, hijyenik ve güvenli bir ortamda barınma ihtiyaçlarını karşılıyor. Bursalı hayırsever iş adamı Sabahattin Gazioğlu destekleriyle 12 Nisan 2011 tarihinde kapılarını açan konukevi Bursa’da büyük bir açığı kapatıyor. LÖDER’in başkanlığını Prof. Dr. Adalet Güneş sürdürmektedir.  Yemek, dinlenme, kütüphane, mescit ve oyun oda alanları ile konferans salonuna sahip, hastaların ve yakınlarının huzur, güven ve hijyen kurallarına uygun kaldıkları bir kompleks. Açılışından bu güne kadar 60.000’den fazla hasta ve ailesine bağışçılar desteği ile ev sahipliği yapmış olan konukevinde,  Covid-19 pandemisi süresince hijyen kurallarına dikkat ederek hizmet vermeye devam etmiştir.

BURSALILARDAN DESTEK BEKLİYORUZ

Tedavi sürecinde çocukların motivasyonlarının çok önemli olduğunu ifade eden LÖDER İletişim Danışmanı Ebru Koçanalı, gazetemize yaptığı açıklamada, “Çocukların motivasyonları yüksek olsun diye yılbaşında gidip onların isteklerini öğreniyoruz. Yeni yıl isteklerini gerçekleştirmeye çalışıyoruz. annelerimize yönelik motivasyon etkinliklerimiz var. Bunları yapabilmek için tek gelir kaynağımız bağışlar.  O yüzden biz hep ‘Bursa Derneği’ne sahip çık’ diye bir slogan belirledik. Bursalılardan bu anlamda destek istiyoruz. Peki bu gelirleri nasıl elde ediyoruz. Onu da şu şekilde anlatayım; koşular var. Koşularda LÖDER adına koşan gönüllü koşucularımız var. Hem Bursa’da hem İstanbul’da maratonda koşuyorlar. Bunlar için kampanyalar açıyoruz. Gönüllülerimize destek olmaya çalışıyoruz. İkincisi; Trendyol, derneklere yardımcı olabilecek çok güzel bir sistem geliştirmiş. Dükkânlar açtı. Orada bağışçılarımızın verdiği ürünleri koyup satılması ile gelir elde ediyoruz. Üçüncüsü; ürün bağışları alıyoruz. Kermesler var. Kermeslerde bu ürünleri satıyoruz. Yanında bir de bağış sertifikalarımız var. Bunun yanında halkımız da bize destekte bulunuyor.  Türk halkı bu konuda duyarlı. Online bağış sitemiz var.

ÇOCUĞUM EN ZOR YOLU GÖRDÜ

Daha önce kanser hastalığını atlatmış bir çocuğun annesi Meltem Can, gazetemize bu süreci anlatan bir açıklama yaptı. Meltem Can,  çocuğumda belirtiler yavaş yavaş kendini göstermeye başlamıştı. Gece 38 dereceye çıkan bir ateş var. Ertesi gün hiç bir şey yok. Biz günaşırı doktordayız. Kızım birinci sınıfa giderken cildinde morarmalar oldu. Doktor şöyle söyledi: ‘bunlar çakma morluklar için rahat olsun. Kan Tahlil yapalım’ dedi. Kan tahlili temiz. Çocuğumun gün geçtikçe iştahı azalıyor. Yürümeye dermanı yok. ‘Ayaklarımın üzerine basamamaya başlıyorum’ demeye başladı. Daha 6.5 yaşındaydı. 2016 Mart ayında ayından itibaren başladı. 2009 doğumlu. 27 Nisan’da biz fakülteye yattık. O gece Çok zor geçti çocuğum için okulda. Ben hayatı zor yollardan öğrensin diye isterken çocuğum en zor yolu gördü. Gece ateş ve kolda şişlik. Götürdüğümde lösemi tanısı ve ilik alımıyla beraber konuldu.  Kol ağrısı çocuğumu çok sarstı. Hastaneye yattık. Çocukların saçsız olduğunu gördük. Bana ‘Benimde saçlarım dökülecek mi’ dedi. Bende dökülecek demeden önce. Dolaba yöneldim ‘saçın dökülecek ama tedavi olacaksın. Seçim senin.’ Sonra ‘ben ağrısına dayanamayacağım anne’ dedi ve tedavi olmayı kabul etti. Saçları döküldü. İlk adımımız bu şekildeydi.  Tedavimiz başladığı iki yıl gerçekten çok zordu. Çok zor günler yaşadı. Ben anne olarak zor günler yaşadım. Bazı hisler cümleye dökülemez ama biz sonunda başardık. Hep diyorum birlikte başardık. Adalet hocamız ve ekibi Türkiye’de belki belli başlı ekiplerden sadece bir tanesidir. Sağ olsunlar çocuğumu elime sapa sağlam verdiler” dedi.

BİLİME GÜVENİN

Ailelerin bilime güvenmesi gerektiğini söyleyen Meltem Can, “Umut hiçbir zaman tükenmeyecek. Hastalığın iki yolu var yürüyeceksiniz. Ya kaybedeceksiniz ya kazanacaksınız. Bu yol ayrımına geleceksiniz. Bunu bir kere kabul etmemiz gerekiyor. Bu yolda yürürken umut yüklü olmak lazım. Gülümsemek lazım. Ve en önemlisi bilime güvenmek lazım. Bilime ve adalet hocama çok güvendim. Çocuğumun çok eziyet çektiği acı çektiği anlar oldu. Ama inandım onlara sonsuz teslim oldum. Mesela ben alternatif bir şeyler yapmaya çalışan aileler de gördüm. Himalaya tuzu kullananlar. Bu yüzden hayatını kaybeden çocuklar gördüm. Bir deprem ama deprem sonrasında ayağı kalkıyorsunuz. Ne yapabilirimin peşine düşüyorsunuz.  Diyeceğim tek şey inanmak umut etmek gülümsemek ve bilime güvenmek” açıklamasında bulundu.

GÖZYAŞIMI DA SİLDİM

“Benim motivasyon aracım evlat sevgisi oldu” diyen Can, “Bazı zamanlarda aşağıda hep alıyordum. Fark ettirmediğimi zannediyordum çocuğuma. Bir gün bana ‘anne seni çok yoruyorum’ dedi. Ağladığımı görünce o günden sonra gözyaşımı da sildim. Hep söylüyorum ben Gücümü nurdan aldım nur fiziksel ruhsal olarak benden daha güçlü.  Hayatı çok seven motivasyonu yüksek birisi. Onun yaşaması gerekiyordu.”

GÜLÜMSETEN ŞEYLERDEN KONUŞUN

Can, “Hastalığın sürecinde çocukların koridorda bir araya gelmesi bile doğru davranış değil. Adalet Hocanın bize söylediği şey hijyen. Bu yüzden kısıtlı sürelerle diğer annelerle diyaloğa giriyorduk. Benim şansım şuydu. Gerçekten birbirini anlayabilen bir anne grubuyduk. Aşağı indiğimizde hiç hastalık konuşmuyorduk. Annelerimize de onu tavsiye ediyorum kesinlikle bir araya geldiğinizde hastalık konuşmayın. Gülümseten şeylerden konuşun.” Can konuşmasını şöyle sürdürdü: “İlk zamanlar kendimi çok sorgulamıştım. Neyi eksik yaptım diye. neden çocuğum kanser oldu dedim. Yeni boşanmıştım psikolojik mi acaba diye düşündüm. Adalet hocam bana şöyle yaptı; kolumdan tuttu ve koridora soktu. ‘Bak orada bir yaşında çocuk var. Ruhsal yıkım olsa bu çocuğun burada işi yok. Sen kendini suçlama’ dedi. İçtiği şeylere çok dikkat ederdim benim çocuğum kola nedir bilmez hamburger nedir bilmez. Ama oldu. Muhtemelen çevresel şartlar baz istasyonları… Evimin karşısında kocaman bir baz istasyonu vardı benim. Yaşadık bitti ama sonunda atlattık.”

MUTLU ANNE MUTLU ÇOCUK DEMEK

“Adalet Hocam şöyle demişti: ‘Beş yılı tamamlarsak senin de benim de Lösemi olma ihtimalimiz kadar olucak tekrar etmesi’ Tedavi iki yıl sürdü ondan sonra 15 günde bir kontrol oldu. Beş yılı tamamladığımız için üç ayda bire indirdiler bunu. Sonra altı olacak sonra yıllık olacak inşallah. Tabi o zamanında nelere dikkat ediyorsak beslenme açısından aynı şekilde doğal beslensinler, doğal yesinler, içsinler, ruh sağlıkları yerinde olsun. Önemlisi mutlu bir anneleri olsun Çünkü mutlu anne mutlu çocuk demektir.