BURSA
Giriş Tarihi : 01-08-2022 10:03   Güncelleme : 01-08-2022 10:03

Mustafa Sarkı ile bire bir

Sivil Toplum Kuruluşu dendiğinde Bursa'da akla gelen ilk STK’lardan olan, aktif çalışmalarıyla dikkatleri üzerinde toplayan Diyanet-Sen 1 Nolu Şube Başkanı Mustafa Sarkı ile gündemi değerlendirdiğimiz Diyanet-Sen'in çalışmaları ve faaliyetlerini anlattığımız detaylı bir röportaj gerçekleştirdik.

Mustafa Sarkı ile bire bir

Özkan YILDIRIM/ÖZEL RÖPORTAJ

SİZ ÜYE DEĞİLSENİZ ‘BİZ BİR EKSİĞİZ’

Diyanet-Sen'in kazanımları çok fazla, 2003’ten itibaren aşağı-yukarı 19 yıldır tek yetkili sendika, Diyanet-Sen idare ile hükümetle, siyasilerle hep görüşen, memurlarımızın, diyanette çalışan değerli hocalarımızın, meslektaşlarımızın problemlerini bu görüşmeler neticesinde belirli bir takvime bağlayan sendika bizim sendikamızdır. Elbette bizim sendikamızın karşısında bizi eleştirecek bize muhalif sendikalarda olacak bu eşyanın tabiatına aykırı olur zaten olmazsa. Biz sendikacılığı “Erdemliler Hareketi” olarak yapıyoruz. Ben muhaliflerimi hiçbir zaman çok özür dilerim belden aşağı vuracak şekilde açıklama yapmadım ve bundan sonra yapmayacağımı da söyleyerek ilkesel bir tavır içine giriyorum. Beni tanıyanlar benim böyle bir şey yapmayacağımı görür ve bilirler. Bizim Bursa’da zaten bütün müftülüklerimizle diyaloğumuz devam etmekte. Şu anda Bursa'da 2300’in üzerinde üye sayımız var, en büyük sendika biziz, bizi takip eden en yakın sendikanın tahmini 350-400 üyesi vardır. Onun haricinde biz kendi çalışmalarımızı yürütüyoruz, teşkilat çalışmalarını yapıyoruz, ziyaretlerimizi gerçekleştiriyoruz, temsilci ziyaretlerimizi, kurumsal ziyaretlerimizi gerçekleştiriyoruz. Üyelerimizin sorunları ile ilgilenmeye çalışıyoruz, yeri geldiğinde kurumumuzla ilgili kurumsal çalışmalarımızla ilgili basın açıklamalarımızı da yapıyoruz. Üyelerimizin menfaatine olacak şekilde imza atmaya çalışıyoruz. Elbette ki yaptığımız bütün işlerden dolayı herkes ‘%100 biz bu işten memnunuz’ da diyemez. Yani eksikliğimiz de olacaktır bazen ki bunu da çok doğal karşılıyoruz. Basiretli, erdemli aynı zamanda feraset sahibi bir topluluk olarak Memur –Sen'i ben kesinlikle böyle değerlendiriyorum, bu toplum içerisindeki bütün arkadaşlarımızın bütün meslektaşlarımızın derdi bizim derdimizdir. Şöyle bir anlayış vardır, Ben de bunu hep devam ettiririm ‘siz bana üye değilseniz ben bir eksiğim’ ben bunu her zaman söylerim. Sizlerin gönlünü kazanmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ama illa da bana üye olacaksınız diye bir kayıt da yok, zorlama da yok. Sizin demokratik tercihiniz bu.

TEK YUMRUK HALİNDE  ‘YEKVÜCUDUZ’

Elbette tabii ki buraya üye olursanız çok memnun oluruz, daha güçlü oluruz sayısal yeterlilik olmazsa biliyorsunuz, bu tür sivil toplum kuruluşlarında, sayısal çoğunluk çok önemli, çok olursanız kurumlara karşı, siyasetçilere karşı, siyasilere karşı, yanlış yapan kişilere karşı daha güçlü oluruz ama bütün bunların yanı sıra yekvücut olmayı da bilen bir erdemliler topluluğu olarak yeri geldiğinde yekvücut olmayı biliriz, ülkemiz için, vatanımız için, milletimiz için, dinimiz için, bayrağımız için ve nihayetinde insanımız için ve mazlumlar için hep tek yumruk halinde yekvücuduz.

Başkanım daha yeni 15 Temmuz’un yıldönümünü alanlarda kutladık bu konuyla ilgili neler söylersiniz?

'DESTANSI DİRENİŞ İLE YERLE YEKSAN ETTİK'

Ezanları susturan darbelerden, darbeleri durduran salalar dönemi bu milletin iradesinin açık tezahürü olmuştur! Bu asil millet tarih boyunca asla esaret altına alınamayacaktır. Yüzyıllardır barış adalet ve kardeşlik duygularıyla bu topraklara sahip çıkan bizler, tarih boyunca olduğu gibi yine düşmana boyun eğmedi. Vatan, millet ve bayrak uğruna canını feda etmiş tüm şehitlere Allah’tan rahmet yakınlarına sabır diliyorum.

’SİYONİST VE EMPERYALİSTLERİN İŞGAL GİRİŞİMİ’

15 Temmuz, tarihten aldığı güçle medeniyet ve gönül coğrafyamızın umudu olan, tüm Müslümanları kardeşlik hukukuyla gözetmeye çalışan, adalet duygusuyla dünya mazlumlarının hakkını arama gayreti gösteren, emperyalizme yüksek sesle itiraz eden ülkemize karşı siyonist ve emperyalistlerin içerideki ırgatları ve mankurtlarıyla birlikte kalkıştıkları kanlı işgal girişimidir. Bu haince planlanmış kanlı kalkışmaya karşı milletimiz inancını imkân, vatanını namusu için miğfer ve özgürlüğünü vazgeçilmez meşale olarak görmüş, destansı direnişiyle darbecileri yerle yeksan etmiş, ülkemiz topyekûn dirilişe geçmiştir.

ÖZGÜR RUHUN GÜNCELLENEN HALİ

Milletimizin tarih boyunca cesareti, direnişi ve istiklale meftun duruşuyla örnek olduğunu belirten Başkan Mustafa Sarkı: İstiklal ve istikbal ısrarını, ezanın aslında bir özgürlük çağrısı olduğu haykırışını, tarihten esen rüzgârlarla dalgalandırdığı bayrağını savunmaktan hiçbir surette çekinmeyeceğini geçmişten aldığı şuurla bir kez daha dosta düşmana göstermiş. Bu toprakları yurt edinmenin bedelini şehit ve gazi olarak yine ödemiş. Kutsal değerleri için kendini feda etmenin ilahi mükâfatına her zaman iman etmiştir. 15 Temmuz, Malazgirt’ten Mohaç’a Çanakkale’ye kadar asla teslim alınamayan, köle edilemeyen özgür ruhun güncellenen canlı ve fiili deklarasyonudur.

HAK ETTİKLERİNİ BULDULAR

Bu tarihin, istiklal ve istikbalimizi muhafaza ederek ülke ve millet bütünlüğümüzü geleceğe taşıma iddiamızın, zamanın hafızasına bir kez daha perçinlenmesinin altını çizen Sarkı, “15 Temmuz, vatan sevgisi ve bağımsızlıkla kaynaşmış imanı için yaşayan bu şanlı millete vurulmak istenen esaret kelepçesinin bir kez daha paramparça edildiği tarihtir.  Şehit kanlarıyla İslâm vatanı yapılmış bu coğrafyaların işgal edilemeyeceğinin tescili, hür yaşamış, hür yaşayacak milletimizin zaferle sonuçlanmış yeni kurtuluş mücadelesidir. 15 Temmuz, kirli amaçları için dini bile istismar edecek düzeyde alçalan içerideki işbirlikçilerin, akıl donduran hile ve hıyanetleri karşısında ferasetiyle diri ve uyanık kalan bir milletin alesta gücüdür. Kanlı bir darbe girişimiyle başlayan işgal girişiminin, devletin her kademesinde örgütlenmiş paralel yapısıyla kök salmış olması, karşı koyduğumuz tehlikenin derinlik ve büyüklüğünü anlamak için yeterlidir. On yıllar boyu insanımızın maneviyat ve yardım duygularını istismar eden FETÖ, her türlü yolu kullanarak devletin hücrelerine kadar sızmış, başta eğitim, yargı ve güvenlik olmak üzere, devletin bütün imkânlarını kendi hain planları için kullanmıştır. Bu ihanet şebekesi, siyonist emperyalistlere hizmet ederek millî varlığımızı yok etmeyi amaçlayan kalkışmada aktif rol üstlenmiştir. Küresel şeytanî odaklar, 15 Temmuz darbe girişimiyle, Orta Doğu ve İslâm dünyasındaki hâkimiyetlerine engel olan Türkiye’yi, FETÖ aracılığı ile ele geçirme, içine girilecek kaotik süreçte çıkaracakları iç savaşla ülkeyi bölme, dış müdahalelere açık hâle getirme, varlığımızı bütünüyle tarihten silme planıyla kanlı bir oyun sahneye koymuşlardır. Milletimiz o gün, Çanakkale savaşındaki ruhla çıkmış ve o kanlı karanlık geceyi zalimlere cehennem etmiştir. Son olarak başta Bursa’da yaşayan insanlarımız olmak üzere yurt genelinde yaşayan 85 Milyon insanımıza Bursa’dan sevgilerimi selamlarımı iletiyorum, esenlikler diliyorum.”