KADIN-YAŞAM
Giriş Tarihi : 19-06-2022 16:05   Güncelleme : 19-06-2022 16:05

Korkutucu rüyalar bize ne anlatıyor?

Rüyalarda gördüğümüz arketipler hatta korkutucu olabilen semboller nereden geliyor? Jung’un rüya teorisi bu konuda neler söylüyor? Kolektif bilinç dışı bizimle rüyalar üzerinden mi konuşuyor?

Korkutucu rüyalar bize ne anlatıyor?

Bilim dünyası hem Freud hem de Jung'un ortaya koyduğu teoriler ile rüyaları inceliyor, neden rüya gördüğümüzü ve rüyaların etkilerini araştırıyor. Nörobilim, her yeni araştırmada rüyaların farklı fonksiyonlarını ortaya çıkarıyor. Rüyalar Freud’a göre bilinçdışının, yani bilinen tabirle bilinçaltının arzularının, bastırılan duyguların telafi edildiği bir alan. Jung ise atalarımızdan gelen birikimin bize rüyalardaki arketipler ve semboller yoluyla mesajlar verdiğini öne sürüyor. Jung'un rüya teorisi, yeni yapılan bir nörobilim araştırması ışığında bize kabuslar ve çeşitli rüyalar hakkında önemli bir bakış açısı veriyor.

Uyku esnasındaki beyin aktivitelerinde öğrenme, depolama ve anıları düzenleme sağlanıyor. Rüyalar ise akla gelmeyecek faydalar sağlıyor. Kâbus veya korkutucu sayılan rüyalar da bunun bir parçası. Kötü rüyalar denilen türde rüyalar görmek, beynin kendini düzenleme faaliyeti olarak dikkat çekiyor.

Kabus görmek iyi bir amaca hizmet eder mi?

Rüya, bilim dünyasının halen gizemini araştırdığı bir fenomen. Cenevre Üniversitesi tarafından, Wisconsin Üniversitesi işbirliğiyle yapılan bir nörobilim araştırması, korkutucu rüyalar görme esnasında beyinde olan bitenlerin günlük hayatta bize yardımcı olduğunu ortaya koydu.

Araştırmada, rüyada korku duygusu yaşandığında beyinde aktive olan bölgenin, uyanıkken korkutucu durumlar yaşandığında daha iyi tepki vermeyi sağladığı tespit edildi. Başka bir deyişle kabusların, korku uyandıran durumlara çok daha etkili şekilde yanıt vermeyi sağlayan beyin bölgelerini aktive ettiği görüldü.

Araştırmada, rüyada hissedilen korkunun sinir ağları ile olan ilişkisi ilk defa tanımlanmış oldu. Yapılan deneyde bilinçli farkındalık durumuyla ilişkili olan medial prefrontal korteksteki aktivite, görülen kabus ile orantılı olarak artıyordu. Korku durumunda aktive olan amigdalanın etkinliği ise azalıyordu. Kısacası kabus görüldüğünde beyinde ilkel tepkilerle ilişkili olan bölüm yerine, bilinçli tepkilerden sorumlu bölüm daha aktif oluyordu.

Korkutucu rüya görmek, uyanık geçirdiğimiz zamanlardaki tepkilerimizin bilinçli olmasına yardımcı oluyor. Yani beynimiz, uykuda ve uyanıkken hissettiğimiz duygular arasındaki bağlantıyı ayarlamaya yardımcı oluyor. Bu sonuçlar, hem uykuda hem de uyanıkken hissettiğimiz duygular arasındaki güçlü bağlantıyı gösteriyor. Uyandığımızda rüyalara tepki vermek için, beynimiz rüya görürken olan korkutucu durumlara yönelik olarak bir nevi uyarlama yapıyor. Ortaya konan bu nörobilimsel teoriye göre beyin, ihtiyaç duyulan ayarlamaları kendiliğinden yapıyor.

Rüyalar, psikolojik durumlarla bağlantılı gösteriliyor. Gördüğümüz bazı rüyaların, beynin korkutucu durumlarla başa çıkmak için adeta bir hazırlayıcı işlemler yaptığını ortaya konuyor. Peki, nasıl rüya göreceğimizi önceden belirleyemeyeceğimize göre, rüyaların bu faydalı yönüne nasıl yakın durabiliriz? Bu aşamada akla Jung’un kolektif bilinçdışıyla ilişkili arketipsel rüya teorisi ve sembollerin, arketiplerin rüyalardaki rolü akla geliyor.