BURSA
Giriş Tarihi : 20-09-2021 09:13   Güncelleme : 20-09-2021 09:13

Her haber bir ekmek

Türk Metal Sendikası organizasyonu ile Yerel Medya kurultayında konuşan Türk-İş Genel Sekreteri/ Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak, yerel medyanın gücü ve etkisinin farkında olduklarına dikkat çekti.

Her haber bir ekmek

Özlem ATAÇ

Kavlak, basın çalışanlarına seslenerek, “Bizim basın emekçilerinin desteğine ihtiyacımız var. Yapacağınız her haber, yazacağınız her yazı emekçilerin sofrasında bir dilim daha ekmek olacaktır, bebelerinin sütü olacaktır” dedi.

Türk Metal Sendikası tarafından ilk kez düzenlen Yerel Medya Kurultayı iki gün boyunca Büyük Anadolu Didim Resort Hotel’de gerçekleşti. ‘Türkiye’de Yerel Basın ve Sorunları’, ‘Türkiye’de Medya ve Sendikalar’, ‘Türkiye’de Toplu İş Sözleşmesi Düzeni ve MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi’ ile ‘Sendikalar ve Yerel Basın’ konularının masaya yatırıldığı kurultaya Türk-İş Genel Sekreteri/ Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak, Türk Metal Sendikası’nın faaliyet gösterdiği illerdeki örgütlerin başkanları, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dilek Takımcı, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdülrezzak Altun ve çok sayıda yerel medya mensubu da katılım gösterdi.

BURSA BASINIYLA KURDUĞUMUZ YAKIN İLİŞKİ SAYESİNDE…

Kurultayın açılış konuşmasını Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak yaptı. Kavlak, “Biz, Türk Metal Sendikası olarak, uzun zamandır, yerel medyanın siz değerli temsilcileriyle bir arada olmayı, birbirimizi daha yakından tanımayı, ilişkilerimizi geliştirmeyi hedefliyorduk. Çünkü biz, yerel basının gücünün ve etkisinin farkındayız. Özellikle iki yıl önce imzaladığımız MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi sürecinde Bursa yerel basınıyla kurduğumuz yakın ilişki sayesinde o bölgedeki 60 bine yakın üyemize çok daha kolay ulaştık. Mesajlarımızı doğrudan iletme olanağı bulduk ve gördük ki, gazetesiyle, televizyonu ve radyosuyla, yeni medya dediğimiz internet gazeteciliğiyle yerel medya gerçekten de sandığımızdan daha etkili, daha güçlü. O nedenle, her sözleşme döneminde böyle bir yerel medya kurultayını düzenleme kararı aldık. Bu kurultay bir sendika tarafından Türkiye'de ilk kez düzenleniyor. Bu anlamda hep birlikte bir ilki gerçekleştiriyoruz” dedi.  

ÜLKEMİZİN EN BÜYÜK SENDİKASIYIZ

Üye sayısının hızla arttığına değinen Kavlak, “Bir sendikanın en temel işlevi, faaliyet gösterdiği işkolunda çalışan işçileri örgütlemek ve onlar adına başarılı toplu iş sözleşmeleri imzalamaktır. Bizim de amacımız, hedefimiz budur. Biz, çok şükür ki örgütlenme konusunda başarılı bir sendikayız. Yalnızca pandemi sürecinde, herkesin evlerine kapandığı bir dönemde bile 62 yeni işyerinde 24 bine yakın işçiyi sendikamız ailesine kattık. Şu anda da, çeşitli bölgelerimizde, örgütlenme çalışmalarımız devam ediyor. Bu çabalarımız sonucunda, genel başkan olduğumda 81 bin üyeyle devraldığım Türk Metal'i bugün 215 bin üyesiyle ülkemizin en büyük sendikası haline getirdik” diye konuştu.

ARKADAŞLARIMIZ FABRİKA ÖNÜNDE YATIYOR!

Çalışma yaşamının güncel sorunlarına değinen Kavlak, “Bildiğiniz gibi, ülkemizde en sorunlu alanların başında sendikal örgütlenme geliyor. Çünkü ne yazık ki, bazı işverenler, endüstri ilişkileri sisteminin olmazsa olmazı olan sosyal diyalogdan ısrarla kaçıyorlar. Sendikayla çalışmak istemiyorlar. Bu işverenler, çalışma yaşamında dikensiz bir gül bahçesi istiyor. Çalışanlarını sömürmek, onları adeta boğaz tokluğuna çalıştırmak istiyor. Belki çoğunuzun haberi vardır... Yaklaşık bir aydır, Çin kaynaklı bir telefon firması olan Şayomi'de Örgütlenme mücadelesi veriyoruz. Bakanlıktan çoğunluk tespitini almamıza ve işyerinde yetkimizin kesinleşmesine rağmen, işveren, sendikalı 170 arkadaşımızı işten atarak sendikalaşmanın önünü kesmeye çalışıyor. Çoğunluğu kadın olan arkadaşlarımız günlerdir fabrika önünde yatıyor. Yalnızca Şayomi'demi? Ülkemizin dört bir yanında direniş çadırları var” dedi.  

BEDEL ÖDEYEN HEP EMEKÇİLER OLUYOR

“İşçiler hakları için direniyor” diyen Kavlak, “Sendikalaşmak istiyor. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam için mücadele veriyor. Peki değerli dostlarım, sormak istiyorum. Bu ülkede sendikalaşma hakkı var mı? Var. Anayasal bir hak mı? Evet, anayasal bir hak. Peki, biz bu hakkımızı Özgürce kullanabiliyor muyuz? Hayır, kullanamıyoruz... Peki, sendikalaşma hakkını engelleyenlere ceza yasamızda hapis cezası var mı? Evet, var. Peki, bunca yıldır, Sadece sendikalaştıkları için İşinden atılan, ekmeğinden olan dünya kadar işçi varken, siz hiç hapis yatan bir işveren duydunuz mu? Duymadınız. Duyamazsınız. Birileri işçileri sorgusuz sualsiz işten atıyor, tazminatını, hakkını vermiyor, ondan sonra da arabulucu adı altında birileri devreye girip zaten ekmeksiz kalmış işçiyi Üç kuruşa razı etmeye çalışıyor. Bu yasalar birilerine işlemiyor. Birileri bedel ödemiyor. Bedel ödeyen hep biz oluyoruz, emekçiler oluyor” ifadelerini kullandı.

GREVE ÇIKSAK İŞÇİNİN KADERİ DEĞİŞECEK

Sendikaya üye olan işçinin Kod 29'la, sorgusuz sualsiz işten atıldığını söyleyen Kavlak, “Olan yine emekçilere oluyor. İşte biz, böyle bir kara düzenle baş etmeye çalışıyoruz. Bakın, grev hakkımız da anayasada güvence altına alınmış bir haktır. Peki, bu hakkımızı özgürce kullanabiliyor muyuz? Ne yazık ki, hayır. Birkaç belediye grevi dışında son 20 yıldaki bütün grevler ertelendi. Biz Türk Metal olarak her sözleşme döneminde grev kararı alıyoruz, Ama bir türlü grev yapamıyoruz. Çünkü yaptırmıyorlar. Oysa grev yapabilsek. Üç gün, beş gün bile greve çıkabilsek, belki de metal işçisinin kaderi değişecek. Ama yaptırmıyorlar. Emekçilerin işverenlere karşı en etkili silahı olan grev hakkı resmen ellerinden alındı. Anayasal bir hak kullanılamaz hale geldi. Değerli dinleyenler, demek ki, her hangi bir hakkın anayasada, yasalarda var olması, ne yazık ki, o hakkın kullanılması anlamına gelmiyor. O haklar kağıt üstünde kalıyorsa, bizim için bir anlam ifade etmiyor. Ortada haklarımızın yazılı olduğu anayasa var. Yasalar var. Uluslararası sözleşmeler var. Ama işçiler bu hakların hiçbirini kullanamıyor” dedi.

ZİHNİYETLERİN DEĞİŞMESİNİ TALEP EDİYORUZ!

“Anayasalar, yasalar değişebilir, ama biz asıl olarak zihniyetlerin değişmesini talep ediyoruz” diyen Kavlak, “Kağıt üzerindeki yasaların değil, kafalardaki yasakların kalkmasını istiyoruz. Bu ülkede hiç kimse, haktan, hukuktan, insan haklarından söz ederken, emekçilerin haklarını görmezden gelmemelidir. İşçi hak ve özgürlüklerinden söz etmeden, insan haklarından da, demokrasiden de söz edilemez. Bunu da herkes böyle bilmelidir. Bakınız, Ülkemizde sendikalı işçi oranı hala yüzde 14 düzeyinde. İki milyon civarında sendikalı işçi var. Toplam 15 milyon işçinin yalnızca iki milyonu sendikalı... Bunun da ancak1.5 milyonu toplu sözleşme düzeninden yararlanıyor. Bu durum bize şunu gösteriyor, ülkemizde işçi sınıfı içinde sendikal güvenceye sahip küçük bir azınlık var. Sözleşme yapıyor, ücret artışı alıyor, sosyal hakları var, işten çıkarılırsa tazminatı garanti. Peki diğerleri? Bunların hiçbiri yok” diye konuştu.

BİZİM SİZLERE İHTİYACIMIZ VAR!

Kavlak, salondaki basın çalışanlarına seslenerek şunları söyledi: “Bizim sizlere, basın emekçilerinin desteğine ihtiyacımız var. Sesimiz olmanıza, nefesimiz olmanıza ihtiyacımız var. Bizim mücadelemize vereceğiniz her destek, yapacağınız her haber, yazacağınız her yazı emekçilerin sofrasında bir dilim daha ekmek olacaktır. Onların bebelerinin sütü olacaktır. Alın terlerinin karşılığı olacaktır. ”

İNSANLIĞIN ÜRETENLERE BORCU VAR

Pandemi döneminde yaşamını kaybeden işçilerin büyük emeği olduğuna değinen Kavlak, “Bu ülkeyi yönetenlerin, ülkemizin birliği, beraberliği için Şehit olan Ahmetlere, Mehmetlere olduğu kadar, ekonomiyi ayakta tutmak için hastalanıp işbaşında şehit olan Covid-19 virüsü nedeniyle can veren o kardeşlerimize, canlarımıza, herkesin borcu var. Bize göre, yaşadığımız bu süreçten alnının akıyla çıkanların, bütün övgüyü, alkışı hak edenlerin başında İşçi sınıfı gelmektedir. Emekçilerin fedakarlığı, çabası, özverisi olmasaydı, insanlık bu salgın koşullarını çok daha ağır bir şekilde yaşardı. İşçi sınıfı canı pahasına üretmeseydi, ekonominin çarkları dönemezdi. İşçiler ölümüne çalışmasaydı, hayat olmazdı. Bu nedenle, ısrarla belirtmek istiyorum ki, bütün insanlığın işçi sınıfına, emekçilere, üretenlere borcu var” diye konuştu.

AHMET EMİN YILMAZ KONUŞMACI OLARAK KATILDI

Genel Başkan Kavlak'ın konuşmasının ardından, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdülrezak Altun ‘Türkiye’de Yerel Basın ve Sendikalar’ başlığında bir sunum yaptı. Abdülrezak Altun’un konuşmasından sonra, Genel Başkan Yardımcımız Uysal Altundağ’ın başkanlık ettiği, ‘Türkiye’de Medya ve Sendikalar’ başlıklı oturum başladı. Emekli öğretim üyesi ve gazeteci Dr. Atilla Özsever, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş ve Ekonomi Muhabirleri Derneği Başkanı Turgay Türker’in katıldığı oturumun ardından kurultayın ilk günü tamamlandı. Kurultayın ikinci gününde; oturum başkanlığını Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Odabaş’ın yaptığı ‘Türkiye’de Toplu İş Sözleşmesi Düzeni ve MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi konulu oturumda TAEM Başkanı Dr. Naci Önsal, Türk Metal Sendikası Genel Sekreteri Av. Talip Kıymaz konuştu. Oturum başkanlığını Genel Başkan Yardımcısı Halil Faki Erdal’ın yaptığı son oturumda ise, ‘Yerel Genele Bakış: Sendikalar ve Yerel Basın’ başlıklıydı. Bursa Olay Gazetesi Yazarı Ahmet Emin Yılmaz, Eskişehir Son Haber Gazetesi Yazarı Sadi Seda, Özgür Kocaeli Gazetesi Muhabiri Süriye Çatak Tek ve Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dilek Takımcı yerel medyanın sorunları üzerine sunumlar yaptı.