BURSA
Giriş Tarihi : 12-01-2022 10:37   Güncelleme : 12-01-2022 11:17

Gel köyümüze geri dönelim!

Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Dr. Fevzi Çakmak, gelecek günlerde tarım alanlarımızı kaybedebileceğimizi dile getirerek, “Tarımda sürdürülebilirliği sağlamak adına genç nüfusu tekrar köylere döndürmemiz gerekiyor. Köylere döndüremediğimiz takdirde mevcut olan şu an 55 üzerinde olan nüfus bir süre sonra tarım yapamaz hale gelecek. Bu defada topraklarımız hızlı bir şekilde el değiştirecek” dedi.

Gel köyümüze geri dönelim!

Özlem ATAÇ/ÖZEL HABER

Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Dr. Fevzi Çakmak, çiftçinin yaşadığı sıkıntıları ve ülkemizde tarımda yaşanan olumsuz gelişmeleri gazetemize anlattı. Çakmak, önümüzdeki yıl tarımı zor günler beklediğini belirterek, bir an önce önlem alınması gerektiğini dile getirdi. Son zamanlarda gübrenin iç piyasadaki enflasyona bağlı olarak yükselmesinin yanında, buğday ekiminin tamamlandığı şu dönemde çiftçinin gübresini atamadığını ya da çok az attığını ve bu durumun önümüzdeki yılda çok büyük sorunlar getireceğini söyleyen Çakmak, “Özellikle buğdayda bu yıl zaten kuraklığa bağlı olarak bir verim düşüklüğü yaşandı. Genelde 15-16 milyon ton civarında bir ürün elde edildiği tahmin ediliyor, oysa normalde 20 milyon tonlar civarında bir üretimimiz vardı. Kuraklığın yanında önümüzdeki yıl gübre atmamasından, bitki besini maddesinin yeterli kullanılmamasından kaynaklı olarak buğdayda ciddi anlamda dışa bağımlı hale geliyoruz” ifadelerini kullandı.

‘DEVLETİMİZ BİR AN ÖNCE ÇÖZÜM BULMALI’

“Normalde 25-30 milyon ton buğday ihtiyacımız var, bu da demektir ki biz büyük oranda dışarıya bağımlı kalacağız” diyen Çakmak, “Dış satım yoluyla un, makarna gibi işleyerek sattığımız ürünler nedeniyle yaklaşık 8-10 milyon ton da o nedenle tüketiyoruz. Devletimizin bir an önce bu duruma çözüm bulması ve gübredeki yüzde 500-600’lere varan artışı önleyecek tedbirler alması gerekiyor. Bununda en büyük çözümü kısa vadede devlet destekleri artırmalı, uzun vadede ise dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak, içerde bu üretimleri yapabilecek alt yapıyı ve teknolojiyi kurmamız gerekiyor. Özellikle de ürenin tam maddesi doğalgaz ve doğalgazın aşırı yüksek ısılarla dönüştürülmesi amonyak ve bunun türevleri olan üreye dönüştürülüyor. Bu çerçevede de bunu sağlayacak özellikle yaz döneminde doğalgazın az tüketildiği zamanlarda bu ürünleri içerde kuracağımız tesislerle sağlayabiliriz. Bu şekilde de üretimimizi dışa bağımlılıktan bir nebze olsun kurtarabiliriz” dedi.

‘TOPRAKLARIMIZI KAYBEDEBİLİRİZ’

Tarımın ayakta kalması için genç nüfusun köylere geri dönmesi gerektiğini dile getiren Çakmak, “Bizim köylerde yaşayan nüfusun yaş ortalaması 55 ve üzeri. Tarımda sürdürülebilirliği sağlamak adına genç nüfusu tekrar köylere döndürmemiz gerekiyor. Köylere döndüremediğimiz takdirde mevcut olan şu an 55 üzerinde olan nüfus bir süre sonra tarım yapamaz hale gelecek. Bu defada topraklarımız hızlı bir şekilde el değiştirecek. Bu el değiştirme sonucu topraklarımızın nerede ve kim tarafından alınacağını bilmiyoruz. Büyük ihtimalle büyük holdingler, uluslararası firmalar bu topraklarımızı alacaklar ve kendi içimizde maalesef köylü nüfus yabancılaşacak. Bunu önlemek adına genç nüfusu köye çekecek projeler üretmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘TALEPLERE KULAK VERİLMELİ’

“Köylünün kazanmaması bir nedendir, öncelikle maddi imkan olması gerekiyor” diyen Çakmak, “Bir maddi imkan elde etmesi gerekir ki genç nüfus orada kalsın veya köyüne geri dönsün. Bu da yetmiyor, kente göç etmemelerinin altındaki birçok neden var, mesela, ‘ben sigortalı bir işte çalışmak ve gelecek güvencesi istiyorum’, ‘ben çocuğumu iyi bir okulda okutmak istiyorum’, ‘ben sosyal, eğlence mekanlarına kolay ulaşmak istiyorum’ diyor. Bütün bu talepleri de düşünerek gençlerin isteklerine cevap verecek köy ortamını sunmamız gerekir. Onlara sunmadığımız takdirde genç nüfusu tekrar köye geri getirmemiz mümkün değil” diye konuştu.

‘Köylünün sorunu kentlinin de sorunu’

Köylünün sorununun kentlinin de sorunu olduğunu söyleyen Çakmak, şunları söyledi: “Köyden kente göç demek kentin altyapı sorununu artırması demektir. Çalışma iş gücü sorununu artırması demek. Bunların hepsini aslında köylüyü köyde tutarak herkesi kendi yaşadığı mekanlarda tutarak çözebilir. Köylüyü köyde tutacak projeler üretmemiz lazım. Köylünün kazanabileceği bir modeli getirmemiz gerekiyor. Burada da en önemli şey köylünün kendi içinde örgütlenebileceği bir model oluşturmamız gerekiyor. Köylü tüccara mahkum edilmeden kendi ürününü üretebileceği, pazarlayabileceği katma değer oluşturacak kooperatifçilik desteklenmeli. Bu anlamda köylüleri kooperatifçiliğe özendirecek modellerin oluşturulması lazım. Özellikle büyükşehir ve ilçe belediyelerine büyük görevler düşüyor.”