EKONOMİ
Giriş Tarihi : 08-11-2021 15:26   Güncelleme : 08-11-2021 15:26

Enflasyonun başı dumanlı

Geçen ay sigara fiyatlarına gelen 1 liralık zam enflasyon rakamlarında kendini gösterdi. Vergileme şekli yüzünden yapılan 1 kuruşluk artış tüketiciye 6.8 kuruş olarak yansırken tütün ve alkollü içeceklerin enflasyon hesabında ağırlığı yüksek olduğu için ekimde aylık enflasyonu yüzde 0.26 yukarı taşıdı. Bu gurubun yıllık enflasyona katkısı 0.40 puan oldu.

Enflasyonun başı dumanlı

Merkez Bankası, 2021 yıl sonu enflasyon tahmini 4,3 puanlık güncellemeyle yüzde 14,1’den yüzde 18,4’e yükseltirken bunda sigara fiyatlarına yapılan 1 liralık zammın etkisi oldu. Merkez'in raporuna göre bir önceki rapor dönemine göre Türk Lirası cinsinden ithalat fiyatlarına bağlı güncelleme enflasyon tahminini 1,5 puan artırırken; gıda fiyatları varsayımındaki artıştan ilave 2,1 puan katkı geldi. Diğer yandan, yönetilen/yönlendirilen fiyatlar, büyük ölçüde alkol-tütün kaynaklı olarak, yıl sonu enflasyon tahminini 0,3 puan yukarı çekti. Yüzde 2.39 olan ekim ayı enflasyonunda sigara ve alkollü içkilerin payı 0.26 puan oldu. 1 liralık artışın getirdiği enflasyon artışı aylık yüzde 5.97 olarak tüketiciye yansıdı. Yıllık yüzde 19.89 olan yıllık enflasyona bu kalemden gelen katkı 0.40 puan olarak gerçekleşti.

ÖTV SATIŞ FİYATI ÜZERİNDEN HESAPLANIYOR

Fiyat artışlarının yüksek olmasının nedeni ise çoğunlukla vergi sisteminden kaynaklanıyor. Çünkü sigara üreticisi şirketler 1 kuruşluk fiyat artışına gitmek istese bunun tüketiciye yansıması 6.8 kuruş oluyor. Vergi sistemini biraz tanıyalım. Bu kez Merkez Bankası'nın 2018'de yayımladığı rapora bakarak sistemi anlamaya çalışalım. Tütün ürünlerinde Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) hesaplamasında kullanılan matrah, ÖTV’ye tabi ürünlerdeki genel uygulamadan farklı olarak, ürünün nihai perakende satış fiyatı. Fiyat oluşumu incelendiğinde, nihai satış fiyatı ile KDV oranı, ÖTV oranı ve bayi-dağıtıcı payı arasındaki ilişkinin doğrusal olmadığı izleniyor; vergi oranlarında seviye yükseldikçe bir birimlik artışın nihai fiyatlara yansıması (mali çarpan etkisi) daha yüksek bir oranda oluyor. Mevcut vergi yapısı yüksek oranda nispi vergiye dayalı. Nispi ÖTV oranın yüzde 67'den yüzde 63'e çekilmesine rağmen Avrupa Birliği ortalaması olan yüzde 27’lerden bir hayli yüksek bir seviyede. Türkiye’de sigara üzerindeki vergi yükünün yüzde 96’sı fiyata bağlı nispi unsurlardan oluşurken, bu oran AB’de yüzde 56 düzeyinde. Üstelik yıllar içinde azaltıldığı görülüyor. Ayrıca, AB-28 ülkeleri ile kıyaslandığında, en yüksek nispi ÖTV oranının Türkiye’de olduğu izleniyor. Ülkemizdeki nispi vergi ağırlıklı sigara vergilendirmesine karşılık AB ülkelerinde çoğunlukla maktu vergi ağırlıklı vergi sistemleri kullanılıyor. Özellikle 2008 global krizi sonrasında 28 AB ülkesinden 22’si, sigara vergilendirmesinde düzenleme yapıp nispi vergi oranını düşürdü, maktu vergi miktarını arttırdı. Böylece vergi gelirlerinde artış elde ederken, sigara vergilendirme sistemini çok daha öngörülebilir hale getirdi, enflasyon etkisini minimize etti.

MALİ ÇARPAN 9.3'TÜ

Peki çare ne? Nispi ÖTV oranının düşmesinin mali çarpan etkisini de azalttığını görelim. Örneğin 2020 Aralık ayında yapılan düzenlemeye kadar nispi vergi yüzde 67'yken mali çarpan yaklaşık 9.3 düzeyindeydi. Bu durum üretici ya da maktu ÖTV tutarında 10 kuruşluk bir artışın nihai satış fiyatına 93 kuruş civarında yansımakta olduğu anlamına geliyor. Diğer bir ifadeyle, yüksek çarpan nedeniyle maktu vergideki ya da üretici fiyatındaki küçük bir artışın nihai satış fiyatına yansıması yüksek bir oranda oluyor. Nispi ÖTV oranının yüzde 67’den yüzde 63’e indirilmesi sonrası, kısa vadeli enflasyon baskıları sınırlanmakla kalmadı daha da önemlisi mali çarpan 8’den 6,8 seviyesine geriledi. Böylelikle, önümüzdeki dönem için üretici fiyatı ya da maktu vergilerdeki bir artışın olası enflasyona yansıma potansiyeli de sınırlandı.

AB'YE GÖRE HALA ÇOK YÜKSEK

Diğer yandan fiyata bağlı vergi unsurunun toplam vergi içindeki payının düşüşünün enflasyon üzerindeki etkisinin yanı sıra vergi gelirlerinde de sürdürülebilirliği sağladığı görülüyor. Ernst&Young’ın 2020 yılında yaptığı Sigaradan Değer Yaratımı, Türkiye Sigara Pazarı Analizi ve Öneriler çalışmasında nispi ÖTV’de aşağı yönlü revizyon yapan pek çok ülkenin hem ÖTV gelirlerini hem de pazarın sürdürülebilirliğini artırabildiğine değiniliyor. Örneğin, İsveç 2011 yılında nispi ÖTV oranını yüzde 39,2’den yüzde 1’e düşürürken, 2011 yılı ÖTV gelirlerinde yüzde 12’lik artış yakalandı. Nispi ÖTV oranını yüzde 24’ten yüzde 16,5’a çeken Birleşik Krallık, bu sayede ÖTV gelirlerinde yüzde 4’lük bir iyileşme sağladı. 2013 yılı ortasında nispi ÖTV oranını yüzde 30’dan yüzde 24’e düşüren Moldova, 2014 yılında yüzde 18 daha fazla ÖTV geliri elde etti. AB ülkeleri ile yapılan kıyaslama bu alanda halen kat edilecek mesafe olduğuna ve bu düzenlemenin, uluslararası uygulamada vergilendirme yapısı ile uyum konusunda bir başlangıç oluşturduğuna işaret ediyor.Orta/uzun vadeli bir perspektifle bakıldığında, nispi verginin nihai satış fiyatı içindeki ağırlığı düşürülürken maktu verginin payının arttırılması vergi ve üretici fiyat ayarlamalarının nihai satış fiyatı üzerindeki çarpan etkisini azaltan ve aynı zamanda AB ortalamalarına yakınsama anlamında da önem arz ediyor. Merkez Bankası 2018 3'üncü çeyrek Enflasyon Gelişmeleri Raporu'nda nispi verginin düşürülmesinden duyduğu memnuiyeti şu cümlelerle ifade etmişti: "Bu yönüyle, yapılan düzenleme para ve maliye politikaları arasında artan eşgüdüme örnek teşkil etmekle birlikte, önümüzdeki dönemde yönetilen/yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamaları dışındaki alanlarda da eşgüdümün güçlendirilmesi enflasyonla mücadeleye önemli katkı sağlayacaktır." (haberturk.com)