BURSA
Giriş Tarihi : 09-11-2021 08:58   Güncelleme : 09-11-2021 08:58

Çatılarda tehlike çanları çalıyor!

Eskiden çatıya TV çekmediği zaman çıkılırdı şimdi ise ‘sosyal medya da kim daha cesur’ akımının gençleri ölüme meydan okurcasına pozlar vererek çıkıyor. Son günlerde cesur gençlerin mekanı olan çatılardan gelen tehlike çanlarının sesini duyar olduk. Bu durumun önüne nasıl geçilmeli, gençlerimizi kaybetmeden geri kazanmanın yolu var mı? Gelin Çocuk, Ergen ve Yetişkin Terapisi Psikolog Nihal Gazi, anlatsın.

Çatılarda tehlike çanları çalıyor!

Özlem ATAÇ

Eskiden çatıya TV çekmediği zaman, kar yağdığında çıkardık, her çıktığımızda da korkarak çıkar, ‘düşeriz de pisi pisine gideriz’ diye. Şimdi ise yeni çağın sosyal medya hastalığı ‘sosyal medya da kim daha cesur’ akımına katılıp, ölümle dans edenlerin mekanı olmuş. Geçtiğimiz ağustos ayında genç bir kızın ölümüyle sarsıldık, tik-tok çekmek için çatıya kuzeyle çıkan kız dengesini kaybediyor ve düşüyor, oracıkta hayatını kaybediyor. Yine geçtiğimiz gün Bursa’dan geçen bir haberde iki gencin terasta video çeken görüntüleri tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. Peki bunun önüne nasıl geçebiliriz, bu tehlikeli oyunların ölümle sonuçlanmayan bir sonucu var mı? Bizde bu soruları Çocuk, Ergen ve Yetişkin Terapisi Psikolog Nihal Gazi’ye sorduk.

ÇOCUKLARIMIZI TAKİP ETMELİYİZ

“İnternet, faydalı ve zararlı içeriklerle kaplı bir evrendir” diyen Gazi, “Ebeveynler olarak çocuklarımızın hangi sitelerde, uygulamalarda vakit geçirdiğini takip etmeliyiz. Çocuklarımızı takip etmediğimiz süre zarfında kötü sonuçlarla karşılaşma ihtimalimiz oldukça yükselmiştir. Çocuklarımızı takip etmeyerek; onların değerli vakitlerini çöpe atmalarına seyirci kalmış oluyoruz. Sadece uzaktan bakıyoruz, sonra da yakınıyoruz. Bu çocuk bilgisayarda geçirdiği vakti derse çalışmaya verse neler yapardı. Telefona gelince pür dikkat bize gelince sözümüzü dinlemiyor. Peki sadece söyleniyor muyuz yoksa bunlar için bir aksiyon alıyor muyuz? Her seans sonrası yada okulda velilerimle görüşmelerimde bu söylemlerin bir çoğunu duyuyorum ve sorduğum soruların cevabı ne yazık ki çoğu zaman boş oluyor. Anne babaya, baba anneye, anne çocuğa topu atarak bu döngü maalesef devam ediyor. Şikayetlerden önce şu soruyu sormalıyız. Yeterince çocuklarla ilgilenip iletişim kurabiliyor muyuz? Onlarla dertleşiyor muyuz? Dijital dünyasında çocuğumuzun gün içinde neler yaptığını biliyor muyuz? Eğer cevabınız hayır veya buna yakın cevap ise kurduğunuz düzeni bozmaktan başlayabilirsiniz. Elinizden gelen çok şey var” diye konuştu. 

HER 10 ÇOCUKTAN BİRİ TİKTOKER OLMAK İSTİYOR

Yapılan araştırmalara göre her 10 çocuktan 1 tanesinin youtuber ve tiktoker olmak istediğini belirten Gazi, “Bunun en büyük etkenlerinden bir tanesi ise kendilerine yeni bir rol model bulma arzuları. Çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimine doğrudan etki edecek türdeki videolar günden güne artmaktadır. Aynı içeriklerin farklı kullanıcılar tarafından paylaşılması da çocukların kontrolsüz şekilde vakit geçirmesine neden olmaktadır. Çocukların uygunsuz içeriklerle kaplı TİKTOK gibi videolar ve paylaşımlar aracılığıyla çok kısa zamanda ve fark edilerek ünlü olma çabaları psikolojik rahatsızlık belirtisidir. Bu uygulamalarda bir amaç uğruna çocukların karakterleri başka biri olma yoluna girerek hayatlarını tehlikeye atıp eylemlere yöneltebilmektedir. Çocuk ve ergenlerde kullanımı hızla yaygınlaşan Tiktok, gençleri sanal dünyanın ve sosyal medyanın çıkmazları içine iterek savunmasız bir halle getirmektedir” dedi.

İNTERNETTE GEÇEN SÜRE KISITLANMALIDIR

Çocukların internette geçirdiği süre zarfının kısıtlanılması gerektiğini savunan Gazi, şöyle anlattı: “Kulllanılan internet operatöründen güvenli internet hizmetinin açılması talep edilmelidir. Çocuklarımızı denetlemediğimiz sürece hayatlarındaki değişimler, zararlar ve psikolojik problemler, aile ilişkilerindeki kırıntılar gün geçtikçe devam ederek problemler ortaya çıkmaktadır.”