Osmanlı döneminin görsel iletişim aracı günümüzün ise tarihi yad etmek için kullanılan en önemli unsurlarından biri ‘mahya’ sanatı… Bitmeye yüz tutmuş kadim sanatın mucizelerini kalan son ustası olan Kahraman Yıldız anlattı.
Haber Giriş Tarihi: 08.04.2023 13:16
Haber Güncellenme Tarihi: 08.04.2023 13:16
Kaynak:
Haber Merkezi
Haberyazilimi.com
Ezgi Özdaş
Ramazan ayının gelmesiyle birlikte eski adetlerimiz de daha çok gündeme gelir oldu. Ramazan pidesi, iftar ve sahur topu, güllaç derken birçok eski geleneğimiz ile hasret giderme şansımız oldu. Osmanlı’dan bize kalmış 450 yıllık bir gelenek olan ‘mahya sanatı’ ise her gün gözümüzün önünde, camilerimizde boy gösteriyor. Mahya sanatını günümüze taşıyan Kahraman Yıldız ise bu sanatın son temsilcilerinden... Hacı Ali Ceyhan’dan mahya sanatının eğitimini görerek bu yola gönül veren Yıldız, ustası Hacı Ali Ceyhan’ı Osmanlının son mahyacısı olarak tanımlıyor. Önceden yağ kandilleri ile yapılan bu sanatın elektriğin günlük hayatımıza yerleşmesi ise dönüştüğünü vurgulayan Ceyhan, mahyaları elektriğe çeviren ilk kişinin ustası Hacı Ali Ceyhan olduğunun da altını çiziyor.
BİNALAR İHTİŞAMI GÖLGELİYOR
Mahya sanatı Sultanahmet Camii ile birlikte Sultan Ahmet döneminde ilk örneklerini vermeye başladı. Ahmet Kefefi üstadın başlattığı bu kadim sanat günümüzde form değiştirse de özgünlüğünden ödün vermeden devam ediyor. Osmanlı döneminde bir iletişim aracı olarak kullanılan mahyalar henüz görsel iletişim ekipmanlarının olmadığı bir dönemde adeta bir yayın olarak kullanıldı. Yıldız, her caminin kendine ait mahyacısı olduğunu ifade ederken, ‘Teravihten önce ayrı, teravihten sonra ayrı mahya oluşurdu’ diyerek döneme ışık tuttu.
Günümüzde dikey mimarinin hızla artması camilerimizin minareleriyle birlikte mahyaların da ihtişamını da gölgeliyor. Kahraman Yıldız, ‘Eskiden farklıydı, şimdi çok ışık kirliliği var. Binalar büyüdü, mahyalar biraz gölgede kalıyor’ dedi.
Bu kadim sanatın varlığını sürdürebilmesi için Vakıflar Genel Müdürlüğü de önemli adımlar attı. Müdürlük bünyesinde bu meslek adına kadrolar açılırken günümüzde yurtdışından da çok fazla talep geliyor. Şehrimizin gözdesi Ulucami’ye ait mahyalar da Kahraman Yıldız ve 6 kişilik ekibinin hünerli ellerinden çıkıyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ramazan ayının tacı: Mahyalar
Osmanlı döneminin görsel iletişim aracı günümüzün ise tarihi yad etmek için kullanılan en önemli unsurlarından biri ‘mahya’ sanatı… Bitmeye yüz tutmuş kadim sanatın mucizelerini kalan son ustası olan Kahraman Yıldız anlattı.
Ezgi Özdaş
Ramazan ayının gelmesiyle birlikte eski adetlerimiz de daha çok gündeme gelir oldu. Ramazan pidesi, iftar ve sahur topu, güllaç derken birçok eski geleneğimiz ile hasret giderme şansımız oldu. Osmanlı’dan bize kalmış 450 yıllık bir gelenek olan ‘mahya sanatı’ ise her gün gözümüzün önünde, camilerimizde boy gösteriyor. Mahya sanatını günümüze taşıyan Kahraman Yıldız ise bu sanatın son temsilcilerinden... Hacı Ali Ceyhan’dan mahya sanatının eğitimini görerek bu yola gönül veren Yıldız, ustası Hacı Ali Ceyhan’ı Osmanlının son mahyacısı olarak tanımlıyor. Önceden yağ kandilleri ile yapılan bu sanatın elektriğin günlük hayatımıza yerleşmesi ise dönüştüğünü vurgulayan Ceyhan, mahyaları elektriğe çeviren ilk kişinin ustası Hacı Ali Ceyhan olduğunun da altını çiziyor.
BİNALAR İHTİŞAMI GÖLGELİYOR
Mahya sanatı Sultanahmet Camii ile birlikte Sultan Ahmet döneminde ilk örneklerini vermeye başladı. Ahmet Kefefi üstadın başlattığı bu kadim sanat günümüzde form değiştirse de özgünlüğünden ödün vermeden devam ediyor. Osmanlı döneminde bir iletişim aracı olarak kullanılan mahyalar henüz görsel iletişim ekipmanlarının olmadığı bir dönemde adeta bir yayın olarak kullanıldı. Yıldız, her caminin kendine ait mahyacısı olduğunu ifade ederken, ‘Teravihten önce ayrı, teravihten sonra ayrı mahya oluşurdu’ diyerek döneme ışık tuttu.
Günümüzde dikey mimarinin hızla artması camilerimizin minareleriyle birlikte mahyaların da ihtişamını da gölgeliyor. Kahraman Yıldız, ‘Eskiden farklıydı, şimdi çok ışık kirliliği var. Binalar büyüdü, mahyalar biraz gölgede kalıyor’ dedi.
Bu kadim sanatın varlığını sürdürebilmesi için Vakıflar Genel Müdürlüğü de önemli adımlar attı. Müdürlük bünyesinde bu meslek adına kadrolar açılırken günümüzde yurtdışından da çok fazla talep geliyor. Şehrimizin gözdesi Ulucami’ye ait mahyalar da Kahraman Yıldız ve 6 kişilik ekibinin hünerli ellerinden çıkıyor.
En Çok Okunan Haberler