BURSA
Giriş Tarihi : 01-01-2021 08:36   Güncelleme : 01-01-2021 08:36

Yaşam koçu ile hayata dokunmak

Her birey, içindeki yetenekleri ortaya çıkarmak, hedeflerini gerçekleştirmek ister. Bunun için küçük dokunuşlar gerekir. Yaşama bakış açısında ufak tefek de olsa değişimler yapma zorunluluğu doğar.

Yaşam koçu ile hayata dokunmak

* Kişi, kendi içindeki cevheri keşfedemiyorsa o zaman birilerinin yardımına gerek duyulur. Öğretmen olur, psikolojik danışman olur, bir rehber olur. Günümüzde bunların tümünü gerçekleştiren kişilere de 'yaşam koçu' denir.

Zeki BAŞTÜRK

Dernek çalışmalarında tanıdım bu seçkin yaşam koçunu. Sevimli, içtenlikli, becerikli. Kanım kaynayıverdi. Isınıverdim ona. Çünkü her konuda donanımlı ve birikimli biri. On parmağında on marifet vardır.

Ekip çalışmasına yatkın. Bir işin ucundan hemen tutar, çabucak sonuçlandırır o işi. Tam bir görev insanıdır. Sorumluluk sahibidir. Her konuda düşünce üretir, öneri getirir, çözüm üretir ve sonuçlandırır.  Yüreği sevgi doludur. Sevgisini esirgemez. Sımsıkı sarıverir herkesi. Kollarını açarak gelir, kucaklayıverir , sıkı sıkı sarılır. Tüm canlılara gösterir sevgisini. İnsan, hayvan ayırt etmeksizin sever her canlıyı. Başarılı bir iletişimci, gönüllü bir dernekçidir. Yardımseverdir. Kendini önce ailesine sonra da topluma ve insanlığa adamıştır. Nerede bir sorun varsa hemen orada biter. Sorunu çözer.

İşte bu çok yönlü yaşam koçunu tanıtmaya çalışacağım sizlere. Salgın döneminde yüzyüze yapamadığımız söyleşiyi sanal ortamda yaptık. Beğeneceğinizi umarak sizler adına Nazire Kangal'a sorularıma başlıyorum.

Sizi, kendi ağzınızdan, kendi kaleminizden tanıyalım. Kendinizi anlatır mısınız? Nerede doğdunuz? Nerelerde okudunuz? Nasıl bir ailede ve ortamda büyüdünüz?

Merhaba. 1980 yılında Bursa 'da gözlerimi dünyaya açmışım. İlk, orta ve lise eğitimimi ÖZEL İHSAN ÇİZAKÇA KOLEJ’ inde tamamladım. Sonrasında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Halkla ilişkiler ve Tanıtım, sonrasında sosyoloji eğitimi aldım. Tabii ki sadece bir iki eğitim almak çözüm getirmiyor. Yaşamda gelişimin ve değişimin sürekliliği var. Bu eğitimlerimin yanında bir çok eğitimlere katıldım. Bunlardan başlıcaları Beden Dili , Zaman Yönetimi , NLP ,Etkili İletişim Sanatı ve Psikolojik Analiz eğitimleri'dir Güzel bir çocukluk geçirdim, kalabalık bir ailem vardı. Sokak kültürünü yaşayabilen şanslı bir çocukluğum oldu benim.

AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR

Yetiştiğiniz ortam, aldığınız eğitimler, yaşamınızı nasıl etkiledi? Bu etkilerin izlerini şimdilerde yine taşıyor musunuz? Etkisinde kaldığınız olayların olumlu ya da olumsuz yanları nelerdir?

Bugünlere gelebilmemde aslına bakarsanız çok fazla insanın hakkı var üzerimde. Öncelikle annem ve babam ,sonrasında okulum Çizakça Koleji ,benim için çok büyük şans. Tabii bunun için de babama teşekkür etmeliyim bana bu şansı tanıdığı için.

Bir çok öğretmenimin hakkını ödeyemem. Bana özgürce düşünebilmeyi ve düşüncelerim için savaşabilmeyi öğrettiklerinde henüz daha 12 yaşlarındaydım sanırım. Büyükler boşuna dememiş; :ağaç yaşken eğilir" diye.

ÖNCEDEN ÇOK ŞEY VARDI

Sizi yakından tanıyan biri olarak başarılı bir yaşamkoçu olduğunuzu biliyoruz. Yaşam koçluğu bizler için yeni bir kavram ve yeni bir alan. Yaşam koçluğu nedir? Bize anlatır mısınız?

Yaşam koçluğu hayatımıza 2000’li yılların başında giren bir kavram aslında. Bir nevi kişiye yol arkadaşlığı diyebiliriz. Günümüzde malum hepimiz bir girdabın içinde çırpınıyoruz. Dertleşmeye ,fikir alış verişinde bulunmaya ihtiyacımız var; her zaman vardı . Önceden komşuluk ilişkileri vardı ahretlikler vardı ,şimdi yaşam koçları var

İŞİME AŞIĞIM GÖZLERDE SÖNEN IŞIĞI BEN YAKIYORUM

İşinizi ve çocukları çok sevdiğinize tanık oldum. İşini severek yapan biri olarak yaşamını değiştirdiğiniz , onlara dokunduğunuz çocuklar oldu mu? Öğrencilerinize , çocuklara nasıl dokundunuz? Onlarda neleri, nasıl değiştirdiniz? Öğrenmek isteriz.

İşime aşığım diyebilirim. Bu mesleğin daha öncesinde ne anlama geldiğini bilmediğim yıllarda orta 2. Sınıfta okurken karar vermiştim. "Benim öyle bir mesleğim olacak ki insanların göz bebeklerinde sönen ışığı ben yakacağım "dediğimi hatırlıyorum. Öğrencilerime, danışanlarıma hatta sokakta herkese zihni anlatıyorum. Nasıl çalıştığını ,yaşamı kendimizin zorlaştırdığımızı, aslında yaşamın ne kadar yalın ve kendi akışında olduğunu anlatıyorum.

Hayatta sevmemenin, istememenin sevmekten ve istemekten daha zor olduğunu ,zoru başarabildiklerine göre tam tersi olan sevmenin, istemenin onlar için çok daha kolay ve başarılabilir olduğunu anlatıyorum. İşte tam da bu noktada o gözbebeklerinde yanan ışığı görüyorum.

Hepimizin yaratılışında merak ve bilmek var. Neden , Niçin ve Nasıl sorularına cevaplar arıyoruz her birimiz. Fakat bize NE yapmamız gerektiği söyleniyor sadece ve tüm problemler buradan kaynaklanıyor. Çünkü insan Nedenini Niçinini ve Nasılını merak ediyor. Aldığı cevap şu : "Sen yap, iyi olacak."

Öğrencilerin yaşadığı da bu. Ders çalış .Bu cümle onlarda kaygı ,stres, dikkat eksikliği vb. durumların oluşumuna sebep oluyor. İşte bu noktada öğrenci koçları devreye giriyor. Merak edilen neden, niçin ve nasıl sorularına cevap vermek için.

Elbette ismini sayamayacağım kadar çok öğrencim ,danışanım oldu. Şimdi net bir örnek vermek istemem fakat şundan eminim ki her biri bir yerlerde insanlık adına ışık yakmaya devam ediyorlar.

OKUMAK HERKESİN HAKKI

Yaşam koçluğunun dışında başka uğraşlarınızın da olduğunu biliyoruz. Derneklerde çalışıyorsunuz. Gönüllü çalışmalar yapıyorsunuz. Sosyal ve kültürel etkinliklere katılıyorsunuz.

Gönüllülük , gönüllü çalışma isteği ve merakı ne zaman ve nasıl başladı? Okuyucularla paylaşır mısınız?

Gönüllülük, yardım severlik ailemden gelen bir görüş ,öyle yetiştirildim. Annem ve babam çok yardımsever insanlar.

"Kuş yuvada gördüğünü işlermiş." Yaşamda her şeyin paylaşarak çoğaldığına inanan ve buna binlerce kez şahit olan biriyim. Tabii benim de zamanında paylaşamadıklarım vardı :KİTAPLARIM. İnanılmaz bir şekilde bağlıydım ; hala daha öyle ama kırdım oradaki bencilliğimi. Şimdilerde hiç tanımadığım kişilere, hiç gitmediğim yerlere kitaplar gönderiyorum. Herkesin okumaya hakkı var.

YARDIMLAŞMA SORUMLULUKTUR

Yardımsever biri olarak tanınıyorsunuz. Yardım kuruluşlarına, yardıma gereksinim duyan kişilere yardımlarda bulunuyorsunuz. Ailenizin sorumluluğu sizin omuzlarınızda. Yardımsever biri olmanın özel bir nedeni var mıdır?

Daha önce de söylediğim gibi bu dünya hepimizin ve hepimiz biriz. Bundan dolayı da hepimizin birbirimize karşı olan sorumluluğudur yardımlaşma.

Çok az bilinen ama çok özellikli, çok sevilen birisiniz. Kendini sürekli geliştiren, yeniliklere açık birisiniz. Hayvanseversiniz. Bu hayvanseverlik nasıl oluştu? Nasıl bir duygu? Okuyucuların merakını gidermek için yanıtlarını bekliyoruz.

Teşekkür ederim. Hayvan sevgisi yine ailemden geliyor. Çocukluğumda babam ve rahmetli amcam kanarya yetiştirirlerdi. Oturduğumuz evin bodrumunda kuş odamız vardı. Kuşları ayrı severim.

Örneğin şu anda da bir papağanım var. Adı Efe. Evimizde kuş, akvaryum hiç eksik olmadı. Bir de köpeğimiz vardı .Hektor. Şimdi de bir köpeğimiz var. Adı Prens. Evin maskotu.

Başarılı bir yaşam koçu olmanızın yanında başarılı bir girişimci ve araştırmacısınız. İnsan ilişkileriniz çok iyi . İnsanlarla çabuk ve kolay iletişim kurabiliyorsunuz. Bunun nedeni nedir ? Bunda sosyoloji okumanın bir yararı var mı?

Teşekkür ederim. Tabii ki olmaz olur mu ? Kişilik yapılarını, temsil sistemlerini bildiğinizde aslında anlaşabilmek o kadar kolay ki. Sosyoloji bana anlaşmanın dışında uzlaşabilmenin kolaylığını kattı.

ÖYLE YAŞAM ÖYKÜLERİ VAR Kİ

Bir sosyolog ve bir yaşam koçu olarak topluma sağlıklı ve başarılı kişiler kazandırıyorsunuz. Kişilerdeki yetenekleri ortaya çıkarıyorsunuz. Bu konuda ilgi çeken kimseler oldu mu? Yanıtlarınızın ilgi çekeceğini umuyorum.

Öğrencilerimle danışanlarımla 3 test üzerinden çalışıyorum Baskın kişilik, Temsil sistemleri ve İlgi Yetenek Envanteri. Bu testler bize kişinin özelliklerini ve neye, nasıl tepki verdiklerini, nelere yeteneği olduğunu, nelere ilgi duyduğunu ve nelerde başarılı olabileceğini gösteriyor. Bunları tespit ettikten sonra hummalı bir çalışmaya koyuluyoruz ve başarılı mutlu bir yaşama kavuşuyoruz.

Ben tabii ki de bir çok yaşama, yaşam öyküsüne şahit oluyorum. Bir örnek vermek gerekirse bir danışanım iyi bir matematik öğretmeni, fakat mutsuzdu.

Yaptığımız çalışmalar sonucunda öğretmenliğin onun için en uygun meslek olduğunu kavradık. Ama tarih anlatıp öğretirse daha mutlu olacağını anladık. Şimdilerde başarılı ve mutlu bir tarih öğretmeni var.

HER ZAMAN YAŞAMA TUTUNACAK BİR NEDEN VARDIR

Güler yüzlüsünüz. İletişimcisiniz. İnsan ilişkileriniz çok iyi. Etkileyici bir konuşmanız var. Güzel şiir okursunuz, güzel konuşursunuz,. Bu özelliklerinizin dışında çağdaş görünümlü , aydınlık düşünceli birisiniz. Bir sosyolog, bir yaşam koçu ve sorumlu bir aydın olarak okurlara ne söylemek istersiniz? Son sözünüz ne olabilir?

Öncelikle sizlere çok teşekkür ederim bana zaman ayırdığınız için ve sonrasında yaşama teşekkür ederim sizlerle yollarımızı kesiştirdiği için .

Tüm okurlara söyleyebileceğim asla vazgeçmemeleri ,bolca okumaları, merak etmeleri ve her nerede olurlarsa olsun her ne şartta olurlarsa olsun yaşamın bir ucundan tutunabilecek bir nedenimizin mutlaka var olduğunu bilmelerini isterim. Sevgiyle kalın  Koltuğunun altında bir çok karpuzu birden taşıyan sosyolog, yaşam koçu ve gönüllü dernek çalışanı Nazire Kangal ile yaptığımız söyleşi burada sona erdi. Sorularımıza içtenlikle yanıt verdiği ve bize zaman ayırdığı için kendisine teşekkür ederiz. Unutmayınız. Asla vazgeçmek yok. Yılgınlık yok. Bezginlik yok. Yaşama tutunmak için mutlaka bir neden vardır.