EKONOMİ
Giriş Tarihi : 05-01-2021 11:41   Güncelleme : 05-01-2021 11:41

Tasarruf yapmayı öğrenmeliyiz

Türkiye’nin dünya tasarruf ligindeki yeri pek parlak değil. Yurt içi tasarrufların yatırımların gerisinde kalması nedeniyle Türkiye, büyümenin kaynağı olan yatırımlarını daha çok dış ülkelerdeki tasarruflarla finanse etmek zorunda kalıyor. Büyüme için gerekli olan finansmanın yurt içi tasarrufla sağlanması büyük önem taşıyor.

Tasarruf yapmayı öğrenmeliyiz

Türkiye’deki hane halkı tasarruflarının son yıllarda önemli miktarda azalması dikkat çekiyor. Bu azalışta daha çok dayanıklı tüketim malları içinde ulaştırma ile cep telefonu ve bilgisayar gibi haberleşme araçları harcamalarının etkili olduğu görülüyor. Vatandaşı aşırı tüketime yönlendiren yöntemlerin başında ise kredi kartlarının kolay veriliyor olması geliyor. Mobilya, beyaz eşya, elektronik ve altın alışverişlerinde kredi kartlarına tanınan yüksek taksit miktarları, aşırı tüketimi beraberinde getiriyor. Kredi kartı taksitlerinin yüksek olduğu dönemlerde Türkiye’deki tasarruf oranlarının azalması dikkat çekiyor. Amerika ve Batı Avrupa ülkelerinde kredi kartı limitleri, tüketicinin bankadaki parası ile sınırlı tutuluyor. Türkiye’de ise parası olmasa da tüketicilere kredi kartıyla istediği kadar alışveriş yapma imkanı sunulması “israf kapısı” olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, akademisyenler ve tüketici dernekleri başkanları; bu alanda ciddi düzenlemeye ihtiyaç duyduğuna dikkat çekiyor.

SON ÜÇ YILDA 6 PUAN GERİLEDİ

2009’da yüzde 21,4 olan Türkiye’deki tasarruf oranı 2017’de yüzde 25,4’e kadar çıktı. Bu oran 2020 sonu itibariyle yüzde 19’a geriledi. Bu oran Türkiye’nin bulunduğu Orta-Yüksek Gelir grubuna göre düşük kalıyor. Türkiye dünya ortalamasına yakın, OECD ortalamasından ise yüksek bir yerde bulunuyor. Yüzde 19’luk tasarruf oranı, Türkiye’yi gelişmekte olan ülkeler ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin tasarruf oranlarının da gerisinde bırakıyor.

TASARRUFTA ASYA ÜLKELERİ ÖNDE

Dünyanın en fazla tasarruf eden ülkeler listesinde Çin başı çekerken, bu ülkeyi Lüksemburg, İsviçre ve İsveç gibi ülkeler takip ediyor. Bölgelere göre tasarruf oranı verileri incelendiğinde, Çin ve Hindistan’ın da içinde yer aldığı gelişmekte olan Asya ülkelerinin en yüksek tasarruf oranına sahip olduğu anlaşılıyor. Gelişmekte olan Asya ülkelerinde 2000-2009 yılları arasında ortalama yüzde 38,4 olarak gerçekleşen tasarruf oranı, 2017 yılında yüzde 41’e kadar yükseldi.

YÜKSEK BÜYÜMEYİ YAKALAYABİLİRİZ

1997-1998 Asya krizi sonrasında gerçekleşen yapısal dönüşümlerin etkisiyle tasarrufların artmaya başladığı Asya ülkeleri dünyada en fazla tasarruf oranına sahip ülkeleri olarak öne çıktılar. Bu ülke grubunda gözlenen yüksek tasarruf oranlarında son yıllarda görülen güçlü büyüme performansı da etkili oldu. Asya ülkeleri 2000-2017 döneminde yıllık ortalama yüzde 7,8 oranla büyürken, aynı dönemde ortalama dünya büyümesi 4,1 civarında kaldı.

ALMAK YERİNE ESKİYİ TAMİR ET

Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu, “Toplumumuz ‘İsraf haramdır’ kültürüne sahip olmasına karşılık son yıllarda kapitalist batı sistemi toplumumuzu, tüketen ekonomi modeline yöneltti” diyerek, şu tespitte bulunuyor: “Yenisini almak yerine eskiyi tamir edip kullanmak gerekiyor. Dünyada birçok ülkede tüketim çılgınlığına son vermek için farkındalık oluşturulurken, ülkemizde sosyal medyanın da etkisiyle sürekli yeni ürünler almamız teşvik ediliyor. Bu tuzağa düşmeyin.”

YALANCI İNDİRİMLERE ALDANIYORUZ

Ağaoğlu, günümüzde insanların çok daha giyecek kıyafeti olmasına rağmen, 3 al 2 öde gibi yalancı indirim kampanyalarının cazibesine kapıldığını belirterek, oradaki tuzağın fark edilmediğini söyledi. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sanal alışveriş kolaylığı, kredi kartı ve taksit imkânlarının tüketimi kamçıladığını ifade eden Ağaoğlu, “Uzaktan çalışma modeliyle ailecek evde geçen süre arttı. Tüm ihtiyaçlarımızı neredeyse yeme-içme dahil internet üzerinden elektronik ortamdan sağlıyoruz. Orada da kartlı ödeme yapıldığından dolayı, farkında olmadan israfa varacak boyutta harcamalarda bulunuyoruz. Nakit öderken insanının eli paraya değiyor. Kredi kartla yapılan alışverişte sanki para cepten çıkmıyor, hiç ödenmeyecek gibi, bir his oluşturuyor” dedi.

AVRUPA’DA HİÇBİR ÜRÜN ÇÖPE GİTMİYOR

Aydın Ağaoğlu, Türkiye’de ihtiyacımızın dışında cep telefonu ve bilgisayar gibi elektronik eşyalara çok para harcandığına dikkat çekerek, şunları kaydetti: “Bizim gibi gelişmekte olan ülkeleri tüketim kültürüne alıştırdılar. Kendileri ise tasarruf eğilimine girdiler. Bugün İsveç’te Almanya’da bir traş bıçağının küçücük çeliğini bile çöpe atıldığını göremezsiniz. Onu alır yeniden dönüşüme gönderir. Plastik ambalaj atıkları için sitelerin önünde, büyük zincir marketlerin giriş ve çıkışlarında ve belli noktalarda iade kumbaraları yapılarak, o plastiğin ekonomiye dönmesi sağlanıyor. Biz de pet şişeyi alıp çöpe atıyoruz.”

İHTİYAÇLARINIZA SINIR KOYUN

Aydın Ağaoğlu, vatandaşlara evde tasarruf yapabilmeleri için şu tavsiyelerde bulunuyor: “İhtiyaçlarınıza sınır koyun ve planlama yapın. Evinizde kullanmadığınız odaların ışığını ve ısısını kapatın. Bayatlayan ekmeklerinizi değerlendirin ve çöpe atmayın. Suyu doğru kullanarak israftan kaçınalım. Mümkünse rezervuarlarının gider suyunu düşürün. Bugün borçla yaptığınız tüketim yarın para olarak bütçenizden çıkacak. Borç sarmalı içinde tüketici yaşamını sürdürüyor.”

'İHTİYAÇ MI?'  DİYE SORUN

Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, tasarruf kelimesinin anlamının tam olarak bilinmediği için uygulamakta güçlük çekilen bir konu olduğunu söyledi. Şahin, “Alışveriş yapmasını bilmiyoruz. Alışveriş merkezlerinde ve marketlerde ne yapacağını bilmiyor gibi dolaşıyoruz. Alışveriş yapmamızı biz değil dış etkenler belirliyor. Kampanyalara bakıp ne alacağımıza karar veriyoruz. İndirim yazısını görünce gerçek olup olmadığını araştırmadan hemen alıyoruz. 'İhtiyaç mı?' diye düşünmeden alıyoruz. Her gün alıp yediğimiz ekmekte bile sayıyı tutturamıyor her gün 5 milyon ekmeği çöpe atıyoruz. Kaldı ki diğer aldığımız ürün ve hizmetlerde daha fazla israfa sebep oluyoruz” dedi. Şahin, ilköğretimde alış veriş dersleri verilmesi önerisinde bulunarak, şöyle konuştu: “Çocuğa ihtiyaç olan şeylerin alınması gerektiği pratik olarak öğretilmeli. Uzaktan satış kolaylığı ile birlikte pandemide alışverişlerde tasarruf değil aksine israfı artırdık. Bir kere ihtiyaç listesini yapmayı öğrenmeden tasarruf edemeyiz.”

YILDA 14.5 MİLYAR DOLAR ÇÖPE GİDİYOR

İstanbul Ticaret Borsası(İSTİB) Başkanı Ali Kopuz, Türkiye’de yılda 33 milyon ton ağırlığında çöp toplandığını, bunun 1 milyon tonunun da gıda olduğunu ifade etti. Türkiye’nin neredeyse yıllık tarımsal ihracatı kadar gıdanın israf edildiğini vurgulayan Kopuz, “Bu, her yıl 14.5 milyar dolarımızın çöpe gitmesi demek. Bunun da parasal değeri neredeyse yıllık gıda ihracatımız kadar” diye konuştu. İSTİB olarak gıda israfını engellemeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini de söyleyen Kopuz, “Gıda israfının boyutlarını tam olarak ortaya çıkarmayı hedefliyoruz. Eş zamanlı olarak; gıda israfını azaltmak, gıda israf olmadan ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak, farkındalık çalışmaları ile halkımızı bilinçlendirmek, gıda çöp olarak israf olduğunda, geri dönüşüm sayesinde ekonomiye tekrar kazandırmak için de çalışmalar yapıyoruz. Uzun vadede ‘Gıda İsrafını Engelleme Projesi’ni bir sosyal girişimcilik projesine dönüştürmeyi hedefliyoruz” dedi. (yenisafak.com)