GÜNDEM
Giriş Tarihi : 10-05-2021 09:04   Güncelleme : 10-05-2021 09:04

Ser de köy mayası olunca

Bestecilerin esin kaynağı, halkın gözü ve kulağı, çalışkan bir öğretmendir Yıldırım Doğmuş. Gerek ailesinde ve gerçekse okulunda aldığı eğitimlerle donanmış, halkının aydınlanmasına adamıştır kendini.

Ser de köy mayası olunca

Hiçbir yerde uyum sorunu yaşamamış; her zorluğun üstesinden gelmeyi bilmiştir. Köy Enstitülü bir babanın, Köy Enstitüsü'nün izlerini ve kültürünü yaşatan Arifiye İlköğretmen Okulu'nun  elbette payı büyüktür bu gelişmede.

Gerçek bir yurtseverdir. Gereğinde ücret almadan da öğretmenlik yapacak denli bağlıdır yurduna. Bir eğitim gönüllüsüdür.

Atatürk ilke ve devrimlerini savunmak, Atatürk ışığını halkına yaymak için var gücüyle çalışır. Güler yüzlüdür. İçi insan ve doğa sevgisiyle doludur. Pek çok şiirinin bestelediği, şarkı ve türkü tarzında okunduğu bu okuldaşım, meslektaşım,  arkadaşım  Yıldırım DOĞMUŞ ile yaptığım söyleşiyi beğenilerinize sunarım.

Sizi kendi ağzınızdan, kendi kaleminizden tanımak isteriz. Nerede doğdunuz? Nerelerde okudunuz? Nasıl bir ailede ve ortamda büyüdünüz?

Sivas Divriği Mursal Köyü'nde 17/05/1950 tarihinde dünyaya geldim. Babam Vahip Doğmuş,  Sivas Yıldızeli Pamukpınar Köy Enstitüsü 1947 mezunudur.(o dönemlerde rahmetli büyük Ozan Aşık Veysel Köy Enstitülerinde Müzik Öğretmeni olarak görev yapmış. Babamın müzik öğretmenidir.

Annem Altun Doğmuş (herkes Ona Altın olarak seslenir),  köylü kızıdır,  ilkokul mezunudur ,Köy Enstitülü bir öğretmenle evli olmak onu da her yönden geliştirmiştir.

Babamın  çeşitli köylerde görevi nedeniyle bir çok köyüm olmuştur. Yazın babam kuzu alır ,öğrencileriyle yaylıma gönderirdi. Düvene biner derelerde yüzerdik. İlkokulu Bursa’nın Fodra  köyünde (bu günkü adıyla Alaadinbey  mahallesi) babamın öğrencisi olarak başladım. Daha sonra Cumalıkızık  köyünde gene babamın öğrencisi olarak devam ettim. Beş yaşında okula başlamıştım babam beni beşinci sınıfta sınıf tekrarı yaparak Bursa merkezde Emirbuhari ilkokulunda okumamı sağlayarak  diplomamı aldırdı.

1962 tarihinde Arifiye Öğretmen Okulu yatılı  sınavına girerek okumaya başladım.

Daha önce de belirttiğim gibi Babam  Köy Enstitülü bir öğretmendi .Bana dünya klasiklerinin resimli kitaplarını getirirdi .Onları okuyarak okuma alışkanlığı kazandım.

Babam tek maaşlı olmasına rağmen köyde  İneğimiz ,koyunumuz, kümeste tavuklarımız olurdu. Annem yoğurt ve peynirimizi kendi yapardı, Okulun uygulama bahçesinde her sebzeyi yetiştirirdi ,köye örnek olurdu.

Hele Cumalıkızık Köyünde iken kabzımala taze fasulye bile gönderirdi. Bursa 'dan bir gecekondu satın almıştı. Ben Öğretmen Okulu'na devam ediyordum. Babam ayda on lira gönderirdi. Maaşını aldığında bir kutumuz vardı ; parayı oraya koyar bize de ‘’bakın çocuklar herkes ihtiyacı kadar alacak, fazla gelirse kutuya koyacak’’ derdi .Ben babamdan hiç para istemedim. Böyle adaletli sevgi dolu bir yuvada büyüdüm ,Aynı şeyleri ben de kendi çocuklarıma uyguladım.

Öğretmenlerimiz bizlere "herkes Doğu'dan bir il yazacak , tayininiz oraya çıkacak "dediler. Biz de madem ki   Doğu olduktan sonra  neresi olursa olsun deyip herkes Batı'dan istediği illeri yazdı. 6/E sınıfı olarak kim hangi ili yazdı ise  hemen hemen tayini oraya çıktı.

Ben Antalya ilini yazmıştım. Tayinim Kemer Kuzdere Köyü’ne çıktı.(Çamyuva) Köye ilk gittiğimde "Öğretmen olarak bir çocuk geldi ,çocukları okutacakmış "dediler.  Haklıydılar , öğrenciler :" öğretmenim güreşelim mi? "  diyorlardı. Kızlar , feraceyle okula geliyorlardı yani benden üç, dört yaş küçüklerdi.

Yetiştiğiniz ortam, aldığınız eğitimler, yaşamınızı nasıl etkiledi? Bu etkilerin izlerini şimdilerde yine taşıyor musunuz? Etkisinde kaldığınız olayların olumlu ya da olumsuz yanları nelerdir?

İnsanın yetiştiği ortam tabii ki önemli. Ailede ve okulda aldığınız eğitim sizin kişiliğinizin gelişmesinde büyük rol oynuyor. Dediğim gibi çocukluk yıllarım köy hayatıyla geçti ; o kültürü yaşadım.  Bana faydası gittiğim köylerde hiç yabancılık çekmeden uyum sağladım. Biz öyle bir ruh ile yetiştik ki hiç maaş vermeseler bile gene o köye gidip eğitim verecek  kişilikte yetiştirildik. Ne yazık ki günümüz eğitimci yetiştiren  kurumların tamamen içi boşaltılıp bilgili, becerikli  öğretmenlerin yetiştirilmediğine  şahit oluyoruz. İlköğretimden tutun da üniversiteye kadar kalitede dünyada çok gerilerdeyiz.

Yaşadığımız olaylar psikolojik olarak bizlerde derin izler bırakır, okulda öğretmenlerimiz bize: ‘’Ne olursa olsun doğrudan sapmayacak, doğru bildiğinizi kim olursa olsun söyleyecek, haklının yanında ,zayıfın arkasında duracaksınız’’ derlerdi. Ben bunu hiç unutmadım ve  çekinmeden konuşarak doğruları daima savunmuşumdur. Aldığımız eğitim bizi çevremizde sayıp sevilen, fikri sorulan haline getirmiştir.

KİŞİ, KENDİNİ SÜREKLİ YENİLEMELİ

Durmadan üreten, bu işleri İşine severek  ve  isteyerek yapan bir emeklisiniz. Paylaşımlarınızdan görebiliyor, anlayabiliyoruz.

Herkeste olmayan bir özellik bu. İşinizi, neler yaptığınızı, işinize düşkünlüğünüzün nedenlerini ve sonuçlarını bizimle paylaşır mısınız?

Burada üretimden anladığım emeklilikten sonra ki durum söz konusu  olsa gerek. Benim üreten ,yeni bir şeyleri çevreme  yaymaya çalışan bir yapım var .Yurdumun içinde bulunduğu kötü gidişatı bazen internette yazılarımla çoğu zaman da eleştirel sosyal içerikli şiirlerimle  dile getirmeye çalışırım. Kişi ,  kendini sürekli  yenilemeli ve çağın gereklerine uyum sağlamalı .Bu gün  sanal medyayı yaşım 71 olmasına rağmen bir çoklarından daha iyi kullanıyorum. Yani ‘’unumu eleyip, eleğimi duvara asmadım’’.

Bir öğretmen olarak emekli de olsanız göreviniz bitmez ,sadece okulunuzda değilsinizdir ama bu hayat okulunda daima görev başındasınızdır. Birilerinin öğrenmesi, gözlerinin açılması, görmesi için devamlı mücadele içindesinizdir.

O yüce insan ATATÜRK biz öğretmenlere çok güvenmiştir. Bize düşen O'nun güvenine layık olmaktır.

İşinizin  dışında başka uğraşlarınızın da olduğunu , görüyor ve  biliyoruz. Şiirler  yazıyorsunuz.

Yazma isteği ve merakı ne zaman ve nasıl başladı? Okuyucularla paylaşır mısınız?

Yazma isteğim  öğretmen okulu son senelerimde başladı. Genç olmanın coşkusu ile  hatıra defterlerine şairlerimizin şiirlerinden yazarken yavaş yavaş kendi dörtlüklerimizi yazmaya başladık. Öğretmenliğimin  ilk  yıllarında  iki defter şiir yazmıştım. Bu gün onlara bakınca   gülümsüyorum. Zaman geçtikçe bol şiir kitabı okuyorsunuz ,roman, deneme yazıları  yani elinize ne geçerse okuyorsunuz okudukça doluyorsunuz   taşmaya başlayınca da yazmaya başlıyorsunuz.

KİŞİNİN ÖZGÜRLEŞMESİ, ÖZGÜR DÜŞÜNMESİNE BAĞLIDIR

Şiirlerinizde kendinize özgü bir teknik, bir biçem(üslup) yarattınız. Çoğunlukla  halk şiirinin nazım biçimlerini , uyak düzenini kullanıyorsunuz.  Şiirlerinizde özgün imgeler kullanıyorsunuz.  Şiirlerinizi okurken, insanları derin derin düşünmeye, yaşananları sorgulamaya yönlendiriyorsunuz. Bunun özel bir nedeni var mıdır?

Efendim burada uzun uzadıya "şiir nedir ? ne değildir ? " gibi konulara girip okuyucuyu sıkmadan şunu söyleyebilirim .Teknik terimlere girmeden  aşk, tabiat, sevgi, umut ,gurbet vatan ,din ve ölüm gibi şiirlerin yanında, kır yaşamı, kahramanlık, öğretici ,taşlama özellikle sosyal içerikli , yurttaşın farkında olması gerekenleri  yazarak öğretmeye çalışıyorum. Önceleri serbest şiirler,  zamanla halk şairlerinin nazım biçimlerini, uyak, duraklı hece sayıları göz ününe alarak yazmaya başlıyorsunuz.

Şiirlerimde sorgulamayı telkin ediyorum ."Ben nasıl  sorguluyorsam sen de sorgula "  diye  bas bas bağırıyorum. Okuyan kişiyi düşünmeye  davet ediyorum. Bunun özel nedeni vatandaşımızın daha özgürlükçü bir düşünceye ulaşmasıdır. Özgür düşünce yoksa hiçbir şey özgürleşemez.

Dergilerde yayınlanmış şiirleriniz var mı? Basılı kitaplarınız var mı?  Okuyucuların merakını gidermek için yanıtlarını bekliyoruz.

Arkadaşlarım yakın çevrem ,beni tanıyanlar ,"artık bir kitap çıkar" diye  sıkıştırınca "önce babama çıkaralım sonra ben" diye atlatıyordum. Babama iki şiir kitabı çıkardık .Daha önce  Antoloji kitaplarında şiirlerim yayımlandı. Zeynep Eman ( hikaye  şiir yazarıdır) öğretmenimizin eşliğinde ‘’ŞİİR YAĞMURU’’,  ÇOCUKLAR İÇİN ŞİİRLER,  Safiye Samyeli  Hanım'ın eşliğinde( şair ve yazar) ‘’İNSANLIK ÖLÜYOR DÜNYA UTANSIN’’  kitabında yayımlandı. Ayrıca  Şükrü Öksüz hocamızın önderliğinde ‘’AYDIN EFESİ’’ bünyesinde şiir antoloji kitabında şiirlerim yayımlanıp bu ay elimizde olacak. Şu anda yeni bir projemiz ‘’ÖĞRETMENLERİN ANILARI’’  kitabımız Ramazan Bayramı sonu elimizde olacak.

Lafı kalabalığa getirip benim şiir kitabımı unutturdum sanmayın.  Bu ay itibari ile ‘’ZİNDE YAYINCILIK’’dan  ‘’YILDIRIM DOĞMUŞ GÖNÜL ŞELALESİ ‘’adıyla çıktı ve raflarda yerini aldı.

Altı yüz otuza yakın şiirlerimi de derleyip 320 sayfalık bir kitap çıkardık.

Şiirlerim Nihat İlikçioğlu’nun  çıkardığı ‘’ÖNCE VATAN DUYGULARIN ADRESİ’’  Gazetesinde zaman zaman yayımlanmıştır.

Geçen sene Didim' de  şiir geesi düzenledik, inşallah bu sene de düzenleme olanağı buluruz.

8- Şiirlerinizde günümüzün konularına değiniyor; halkın sorunlarını dile getiriyorsunuz. Bu özelliklerinizin Dünya  görüşünüzle  bir ilgisi var mıdır? Okurla paylaşırsanız sevinirim.

Tabii  her insanın bir dünya görüşü vardır. Bizim nasıl  bir dünyada yaşamamız gerektiğini  ATATÜRK   yol göstererek önderlik etmiştir. Bizler de  modern ,aklın  ve bilimin  ışığında  herkesin özgür  ve eşit; Adaletin olduğu laik bir  dünyada herkesin dini inancına saygılı olarak yaşamasını  ,  ırkçı zihniyeti olmayan  ‘’ YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ” ilkelerini amaç edinmeliyiz. Benim dünya görüşüm bu yöndedir. Şiirlerim de bu görüşleri sık sık vurgulamışımdır.