BURSA
Giriş Tarihi : 07-10-2020 09:00   Güncelleme : 07-10-2020 09:00

ŞAHİN BAŞKAN'LA  İLE YÜZ YÜZE

TOÇ BİR-SEN (Tarım Orman Çalışanları Birliği Sendikası) Bursa Şube Başkanı Sayın Şahin Değirmen ile günlük yaşamdan sendikal hayata, emeklilikten diğer sorunlara kadar kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik.

ŞAHİN BAŞKAN'LA  İLE YÜZ YÜZE

Özkan YILDIRIM
 

   Öncelikle Başkanım bizleri konuk ettiğiniz için size teşekkür etmek istiyorum. Toç Bir-sen, Memur-Sen camiası sizi  tanıyordur  muhakkak  ama okuyucularımız için bizlere  kendinizi tanıtır mısınız?

Elbette, memnuniyetle. Aslen Muşluyum, doğmadan önce Bursa ile teması olan bir ailenin mensubuyum. Eğitim hayatımın ilk kısmı olan  ilköğretime Muş'ta başladım sonrasında lise ve üniversite öğrenimi için Van'a geçtim. 10 yıl kadar Van'da bu eğitim hayatım sürdü. Arkasından 7 yıla yakın Tarım İlçe Müdürlüğü yaptım çok fazla idarecilik hevesim olmamasına rağmen öyle denk geldi diyelim. 7 yıl sonunda idarecilikten istifa ettim. İstifa edebilmek için Bursa'ya geldim. Üç yılı aşkın Yenişehir'de çalıştım. Belki de orada yaşadığım süreç  hayatımın en güzel günleriydi. Akabinde Bursa şubesinin kurulması söz konusu olduğunda şube kurulurken yeni bir ekip olsun diye kendi aralarında istişarelerinden  bizim gıyabımızda   üzerimize bir ittifak oluştuğunu öğrendik. Dolayısıyla da aynı zamanda Toç Bir-Sen'in Bursa'daki kurucu şube başkanlığını üstlendim. 2007  yılından 2011 yılına kadar iki dönem Bursa- Bilecik -Yalova o zaman diğer iki şehirde bizdeydi her 3 şehrin şube başkanlığını yürüttüm. 2011 yılının Ocak ayında yapılan kongre ile beraber Ankara'da genel başkan yardımcılığı görevini üstlendim. 2017 yılına kadar bu görevi sürdürdüm. 2017 yılında Sinop'ta Tarım İl Müdür  vekilliği görevi  bizden talep edildi kendi isteğim değildi, bunu vurgulamak isterim gerek siyaset, gerek  bürokrasi , sivil toplum da bizim orada ittifakla  sana ihtiyacımız  var dedikleri için oraya gittim. Hem maddi ,hem manevi olarak  aleyhime  olduğu halde inandığımız değerlerden dolayı görev istenmez verilir, memleket için yeri geldiğinde  fedakarlık yapmak şiarıyla Sinop'a gittim. 2 yıla yakın Sinop İl müdür vekilliği yaptım. Bakanlığın yönetim mekanizması içerisinde prensiplerime aykırı duruşlar, yönetim şekli ve  işleyişi ile alakalı  aykırılıklar  gördüğüm için gönüllü olarak il Müdürlüğü'nden istifa ettim. 1,5 yılı aşkın bir süre önce de Bursa'ya döndüm. Sinop'tan istifa edeceğimi buradaki yönetimdeki arkadaşlarım bildikleri için ve benim son kararım olduğunu öğrendiklerinde benden önceki başkan arkadaşımın büyük emeği var ekibi ile beraber Allah razı olsun onlardan çünkü samimi bir duruşları vardı. Hiç olmazsa yönetimde yer al tekliflerini kıramadım. Sonrasında başkanımızın  8 ay sonra  ailesinin rahatsızlığından  dolayı ayrıldığında tekrardan şube başkanlığına böylelikle dönmüş oldum. Hiçbir yerde 8 yılı devirmiş bir memur değilim, sizlerin de takip etmiş olduğunuz gibi, hayatım boyunca uzun süre aynı yerde bir teknik elemanın kalması uygun değil diye düşünüyorum bu manada da.

Başkanım, şimdi de Toç Bir-Sen'le ilgili bilgi verelim okuyucularımıza isterseniz?


2010 REFERANDUMU MEMUR SENDİKALARI BAKIMINDAN EN ÜST NOKTADIR

Esasen en başından anlatmak lazım. 90'lı yılların başında kamu çalışanları içerisinde bir işçi sınıfı ve bir memur sınıfı söz konusu işçi arkadaşlarımız birçok haklarını talep edebilecekleri bir sözcülerine  sahipken memur arkadaşlarımızın böyle bir sözcüsü yoktu. Dolayısıyla 1992 yılında Merhum Mehmet Akif İnan Bey’in Eğitim hizmet kolundaki girişimleriyle Eğitim Bir-Sen 1991 yılında başlıyor, 1992'de kurulduğunu ilan ediyor, ancak  2001 yılına kadar bütün sendikalar memur-sen ve bağlı sendikalar hiçbirinin  resmi olarak kurulma tarihi değil. Çünkü 2001 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devleti Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde çıkarmış oldukları yasalarla kamu sendikacılığını, memur sendikacılığını  devlet kabul eder hale geldi. O yüzden değişti bütün sendikaların kuruluş tarihi 2001 yılında başlar resmi kuruluş tarihi önceki tarihler gayri resmi tarihlerdir.2010 referandumu da memur sendikaları bakımından en üst noktadır.2000'li yıllardan önceki sendikalaşma oranı çok düşüktür. Hatta kanuna rağmen 2010’lu  yıllara kadar çok düşüktür. 2010 yılındaki anayasal güvence ile beraber ve yapmak için zorlandığımız mesai  arkadaşlarımız kendileri bu sefer günlük olarak konularda, organlarda görev alma isteğine dönüştü. Bu da Memur-Sen'in en büyük başarılardan biridir bu bizim hayalimizdi Memur-Sen'in anayasal  bir güvence içine  alınması gerçekten bizim için çok büyük bir olaydı. Toç Bir-sen 23 Mayıs 2001 yılında resmi olarak kuruldu, bugünlere geldi yaklaşık 11 yıllık süreçte yetkiye ulaştık. Daha evvel başka arkadaşlarımız vardı hamdolsun biz sürekli olarak insanımızın  gönlünü kazanmak üzere kurgulandık. Kendi aramızda zaman zaman belki bir birimizi eleştirdiğimiz olmuştur  ama   top yekün baktığınız zaman Toç Bir-Sen'in yürüyüşü hep gönülden, insanlarla bağ kurmak samimi bir duruşla herkese  sahip çıkmaktır.

Değişimde hep en önde olduk

Peki Başkanım Toç Bir-Sen'in  çalışmalarından bizlere bahseder misiniz? Ne gibi kolaylıklar üyeleriniz ile ilgili ne gibi iyileştirmeler sağlandı?

Ankara'da bir karar alındığında taşraya elem bile verse ya da çalışanların bir kısmına elem bile verse itiraz edebileceğimiz bir yapı yoktu önceleri. Toç Bir-sen ve diğer sendikalarla bu yapı oluştu ve bunların anayasal güvenceye alınması çok daha iyi oldu. Her platformda sesimizi çıkarabileceğimiz bir platform oluşmuş oldu. Onun dışında tabi bu bizim sadece siyasal olaylarla ilgili görüş beyan etmek değil bu bizim talihi  bir görevimiz. Birinci kuruluş amacımız memur sendikacılığı ,kamuda çalışan memur arkadaşlarımıza işçi dışında dediğimiz genel tabir edilen memur arkadaşlarımıza hizmet etmek olası haksızlıklara karşı haklarını savunmak ve mevcut haklarını  daha ileriye taşımaktır. Bunun yanında ekonomik olarak kazanımlarımız olduğu gibi  bir de ekonomik olmayan kazanımlarımız var. Örnek vereyim; Eskiden mesela kravatlı olmayan arkadaşlarımız öncesinde kınama ,uyarı cezası ve sonrasında para cezası alabiliyorlardı. Biz bunu 2012'de yılında yaptığımız kılık kıyafet serbestisi ile birlikte 10 Milyon imza kampanyasıyla Türkiye'de bunu kaldırmış olduk. Bu tür olaylarda kılık kıyafet ile ilgili Türkiye'de yapılan en büyük kampanyaydı ve şu anda hamdolsun gerek o kampanyadan sonra yapılan düzenlemeler olsun sonrasında yapılan yargı kararlarıyla  olsun, şu an arkadaşlarımız kravat takmadığı için uyarma, kınama gibi cezalarla karşılaşmıyor. Onun yanı sıra Anadolu'da birçok ailede  başı kapalı olan kişiler var başı açık insanlar da var. Evinizde olmasa bile 1 ve ikinci derecede akrabalarınızın başı kapalı olabilir, bu kişisel bir tercihtir. İran'da nasıl zorla kapatma varsa bizim ülkemizde de zorla açma vardı. Biz bununla ilgili kılık kıyafet serbestisi dedik ve yine 10 milyonluk bir imza kampanyası ile bunu da  ortadankaldırdık.

BİR ÇOK  YENİLİK İYİLEŞTİRME SAĞLADIK

   Ekonomik olan kazanımlarımızla ilgili örnekler  sunacak olursam; Şu an bizim hizmet konumuzda hemen söyleyebilirim şu an Ormancı arkadaşlarımız yangın çıktığı zaman ya da çıkmasa bile yangın sezonunda bu 7 aylık bir süreçtir. Bu süre için yangın tazminatı alıyorlar bizim arkadaşlarımız bunlardan bir müddet sonra bile olsa önce arkadaşlarımız o kazanımı elde etti. Bazı teftiş ve denetlemelerden kaynaklı yanlışlıklardan ötürü sağ olsun o anda toplu sözleşme masasında kamu adına oturanların da olaya vicdanı bakmalarından dolayı da bizim mühendis ve hekim arkadaşlarımıza 5996 sayılı kanuna göre bununla alakalı iş ve işlemler yapan arkadaşlarımız ister açıkta ister kapalı ortamda bu kanuna dayalı iş ve işlem yapıyorlarsa kontrol yapıyorlarsa “kontrol tazminatı” alıyorlar. Bu sadece Toç Bir-Sen'in çalışanları ve hatta şahsımın da İl Müdürlüğü yapmış olduğum sırada  katkımın olduğunu söyleyebilirim. Tabii benim dışımda da başka kaynaklardan da yoğun bir talep gelmiştir ama benimde  bu manada bir talebim olmuştu ve sonrasında bu konuyla ilgili bir düzenleme yapılmış oldu. Çok güzel bir kazanım, aylık yeküne  vurduğunuzda gerçekten  ciddi rakamlara ulaşabiliyor.

Örneğin arkadaşlarımızın döner sermaye ile alakalı her sene bir defaya mahsus bütün tarım bakanlığı çalışanlarına işçi dışı bütün çalışanları  döner sermayeden istifade ediyorlar artık. Ünvanagöre  tabi bu miktar değişebiliyor. Geçmişte bu hep ödenirdi ama sonrasında vergisi ile beraber geri alınırdı yani personel aleyhine bir durumdu aslında. Hekim ve  mühendislerimiz için bin liraya yakın diğer arkadaşlarımız için 700 liraya yakın bir para geri dönüşümü olmaksızın her sene baharda yaza girerken böyle bir katkı almış oluyorlar. Diğer kurumlarımızda da yine sıkıntılarımız vardı. Onların da önemli bir sorunu çözüldü yine aynı şekilde Tigem'de ki arkadaşlarımız ek ödemelerden  ilk defa faydalanmaya başladılar .Ek ödemeleri  12 puana  çıkartıldı. Diğer bütün kitler için kıdem ücretinin belirlenmesinde “kıdem yılı uygulaması” yıl ibaresi yerine 60, 120, 180 ,240 ayı tamamlama şeklinde ay uygulaması sağlandı, bu tür olumlu çalışmalar yapıldı. Adalet sağlandı anlayacağınız. Yine Kit'lerde konut kira bedelinin % 85’inin tahsil edilmesinin uygulamasına devam edildi. Fazla mesai ödemelerinin sağlanması sağlandı. TİGEM personelinin aylık bürüt  319 TL, yıllık aynı  şekilde 1915 TL'ye kadar bütün Kit’lerle birlikte aynı iyileştirmeler sağlandı. TKDK Personelleri de yine  çok güzel hizmet sunuyorlar kendilerini yakınen tanıyoruz süreç içerisinde arkadaşlarınızın tayini, nakli  gibi hakları söz konusu değildi ve bu tür sıkıntıları vardı. Her şartta Muş’ta ise   Muş’ta , Kars'ta ise Kars'ta kalmaları gerekiyordu sonrasında sürekli olarak bunları gündemi taşıyarak  problemlerini  ortadan kaldırdık.

ALTYAPI HAZIRLANMALIYDI

2003 yılında Köymer olarak kurulan  2007 yılında Targel’e dönüşmüş olan Bakanlığımızın en büyük personel yapılanmalarından biriydi aynı zamanda. En büyük personel alımı o kalemden yapılmıştı ,yanılmıyorsam toplamda 12.000- 13.000 arkadaşımız  katılmıştı. Biz elbette  bu projeyi destekliyorduk   ama bazı eksikler  vardı, burada da arkadaşlarımız belli başlı köylere verilmişti, mevzuatı hazırlamadan , arkadaşlarımızı hiç hazırlamadan bu köylere gönderecek şekilde uygulanmıştı. Esasında  köylere hizmet verilecek  bu mükemmel projenin  bir yol haritasının  çizilmesi gerekiyordu. Aslında biz bunlara  itiraz ettik. Kesinlikle burada arkadaşlarımızın istihdam edilmesine karşı çıkmadık. 2016 yılının ilkbaharında ne kadar sürdü mücadelemiz. Düşünün Anadolu'nun köylerini 2010’lu yıllar eskiden ülkemizin yaşayan nüfusu yaklaşık %75'ten fazlası kırsalda iken şimdi kırsaldaki nüfus kabaca %20'nin altına bile düşmüş durumda. Yeni mezun arkadaşlarımızı bu  köylere  gönderiyorsunuz köyde yaşayabileceği ,çalışabileceği bir ortam oluşturmadan, bütün bunların dikkate alınmadan yapılmasından dolayı birçok arkadaşımız ailevi dramlar elemler yaşadı. Araç yok, konaklama yeri yok, büro yok ama işte bir köy değil 6 köye birden hizmet edeceksin denilmesi çok yanlıştı. Toç Bir-sen bunun  yanlış olduğunu ama  arkadaşlarımızın işe alınmasının doğru olduğunu fakat altyapısının hazırlanması bunlardan başlanmasının yanlış olduğunu söyledik. Nihayetinde hamd olsun Toç Bir- Sen 2016 yılında bu projeyi sonlandırdık. Daha buna benzer birçok kolaylıklar sağlamaya çalıştık Üyelerimize.

EMEKLİLİKTE ADALET SAĞLANMALI

 Başkanım son olarak  halihazırda Toç Bir-Sen olarak beklentileriniz neler?

En önemli, en mühim soruyu sordunuz şimdi Özkan Bey. Şu anda bizim taban aylık dediğimiz bir maaşımız  var , bir de giydirilmiş  dediğimiz taban alanı dışında ücretlerimiz var. Şu anda kamuda emekli olmaya hazır binlerce insan var. Bu “ EYT” dediğimiz bir hususun yanında diğer bir husus daha var “emekliliğini doldurduğu halde emekli olamayanlar “ buna daha isimlendirme yapılmadı, kodlaması yapılmadı. Ama en az EYT kadar önemli bir husus. Eyt'de yaşa takılanlar , burada  ise “ücrete”  takılanlar var. Yanılmıyorsam İLO’nun normlarına göre bir kişi  çalıştığı zaman aldığı ücret 100 TL  ise  emekli olduğunda en az 75 TL alıyorsa bu makul kabul edilebilecek bir emeklilik maaşıdır. 100 TL’den  60 TL’ye  düşüyorsa bu kabul edilebilecek bir durum değildir ve şu an bizim Türkiye'de yaşadığımız bu ikinci örnektir. Türkiye'de kuruma göre değişiyor ama işte “A” Kurumunda emekli olan arkadaşımız çalışırken 100 TL aldığında yarın emekli olduğunda 120 TL alabiliyor. Neden bu böyle oluyor? Çünkü o arkadaşımızın  almış olduğu fazla mesai ve yan ücretlerin tamamı  emekliliğe  dahil edildiği için aldığı emekli  maaşı  daha fazla oluyor. Dolayısıyla da o A Kurumundaki iş arkadaşımız günü dolduğunda hemen  emekli oluyor.  Diğer bir yandan “B” Kurumunda ki  iş arkadaşımız 100 TL maaşı  emekli olduğunda 80 TL olabiliyor bu arkadaşımız da 20 TL için çalışmaya değmez diyor o da emekli oluyor ama memur arkadaşımız 100 TL maaş alıyor ama emekli olduktan sonra 60-65 TL  emekli maaşı alıyor o zaman da tabii emekli olmayı göze alamıyor. Bunu meslek meslek anlatmaya kalkarsam burada ne zamanımız yeter ,ne de sizin gazeteniz de  yeriniz  yeter. Bu çok büyük bir eksiklik bunun mutlaka düzenlenmesi lazım. Bu burada bütün kamu çalışanlarını ilgilendiren bir husus benim kurumumla alaka  2007 yılında bir yanlışlık yapıldı. O zamanlar çekirge ile  mücadele yapıyorduk , toz ilaçlar vardı ilaçlamaları takip   ettiğim için biliyorum Muş Ovası devasa bir ova  Türkiye'nin 3. büyük ovası iki sefer zehirlendim birinde 6 gün yattım, diğerin de de 3 gün yattım hastanede. O dönemki devlet bizim bakanlığımız devleti yönetenler bu durumları bildikleri için bizim fiili hizmet zammı süresi  hakkımız vardı 2007 yılında bu kaldırıldı. Bunu geri getirmekle ilgili çalışmalar yapılması lazım gelir diye düşünüyorum. Gerek laboratuvarlarda, gerek Tarım İl Müdürlüğünde farklı farklı birimlerde çalışanlar  göz önüne alınmak kaydıyla tekrardan fiili hizmetin özellikle sağlık çalışanlarının kimyasallarla hemhal olan arkadaşlarımız için alınması lazım. Bunun acısını yaşamış biri olarak bu haksızlığın giderilmesi lazım gelir diye düşünüyorum, şu an o alanda çalışmıyorum ama dünü  unutursak kaybederiz.

ALEYHTE OLANLAR GİBİ LEHTE OLANLARDA YANSITILMALI

Son tahlilde, Sağlık Bakanlığı'nda Sağlık Hizmetleri sınıfının  aleyhine bir düzenleme yapıldığı zaman otomatikman bizim arkadaşlarımıza da bizim bakanlığımızda ki sağlık hizmetleri sınıfındaki arkadaşlarımıza otomatikman aleyhte düzenleme yapılıyor ama Sağlık Bakanlığı'nda Sağlık Hizmetleri sınıfındaki kişilere yapılan iyileştirmeler bizim Sağlık Hizmetleri sınıfımızdaki arkadaşlarımıza otomatikman  yansıtılmıyor. Bu konuyla ilgili mutlaka nasıl aleyhte  olanlar yansıtılıyorsa , lehte olanların da yansıtılması lazım gelir diye düşünüyorum.  Son olarak buradan Başta meslektaşlarım olmak üzere bütün kamu çalışanlarına  bütün Toç Bir-Sen ve Memur-Sen üyelerine, bütün vatandaşlarıma  sevgilerimi, selamlarımı gönderiyor, esenlikler diliyorum.