GÜNDEM
Giriş Tarihi : 11-05-2021 09:04   Güncelleme : 11-05-2021 09:04

RAMAZANANDA KAZANDIK SONRA KAYBETMEYELİM!

Başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu ateş azabından kurtuluş olan on bir ayın sultanı birRamazan ayını daha dini vecibelerimizi geniş bir yelpazede eda ederek geçirdik.Allah ve Rasûl’ ünün yasakladığı ya da hoş görmediği yanlış tutum ve davranışlar ile kötü alışkanlıkları terk ederek dolu dolu yaşamaya çalıştık. Şimdi ise İslâm’ın ruhuna uygun bir hayat yaşamaya ve dindarlığı bir süreç haline dönüştürmeye yönelik yoğun çaba sarf ettiğimiz bu kutlu zamanı geride bırakmanın arefesindeyiz.

RAMAZANANDA KAZANDIK SONRA KAYBETMEYELİM!

Aslolan bu rahmet ikliminde kâmil iman, salih amel ve güzel ahlak üçgeninde eldeettiğimiz kazanımları korumak, bu kazanımları bir sonraki Ramazan ayına kadar yılın tamamına yaymaktır. Zira İslâm, süreğen bir teslimiyet halidir. Bu itibarla “Eğirdiği ipliğisağlamca eğirdikten sonra gerisin geriye çözüp bozan kimsenin yaptığı gibi…”(Nahl, 16/92)ayetinde dünya işlerindeki geriye dönüşü, gevşeyip tavsamayı bile hoş karşılamayan Yüce Allah dinî yaşantı noktasında da bunu istemez. Kerim Kitabımızda bu gerçeğin ifadesi sadedinde yineYüce Allah “Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!”(Hicr, 15/99) buyurmaktadır. Hz. Peygamber(s.a.v.) ise bir hadis-i şerifinde “Allah’a en sevimli gelen din, kişinin devamlı olarak yaşadığı dindir.”  buyurmuştur.

ON BİR AYA TAŞIMAK

Esasen Ramazan ayının kendisinde gözetilen ilahî hikmetlerden birisi de bu aydaki kazanımları senenin on bir ayına taşımaktır.Bu hikmeti Cenâb-ı Peygamber(s.a.v.)efendimizin: “Yemin olsun ki Müslümanlara Ramazan’dan daha hayırlı bir ay verilmedi. Zira Müslümanlar o ayda (yılın tamamı için) ibadete güç kazanırlar...”hadis-i şerifinden öğrenmekteyiz.Diğer taraftan bir imtihan dünyasında yaşadığımız, yaşantımızın her anıyla sınavda olduğumuz ve nihayetinde dünya sınavımızın sonucuna göre sonsuz cennet hayatında bir derecemizin olacağı da muhakkaktır. “İşlediklerine karşılık her birinin dereceleri vardır.” (Enâm,8/132) mealindeki ayet-i kerime bunu ifade etmektedir.Ayrıca Hz. Peygamber(s.a.v.)’den gelen bazı rivayetlerden cennet ehlinden olsa bile derecesi daha altta olan kulların, derecesi daha yüksek olan kullara gıpta edeceğini ve “Keşke biraz daha gayret etseydim de ben de şunun derecesine nail olsaydım” diye hayıflanacağını anlıyoruz. Ramazan ayının kazanımları korumak ve devam ettirmek konusunda faydasının olacağını düşündüğüm bir soru ve o sorunun cevabıyla yazımı nihayetlendirmek isterim:

Soru: Bir Müslümanın 365 günü nasıl olmalıdır?

Cevap: Tıpkı Ramazan gibi; iman, amel ve ahlak üçgeninde yoğun bir çeşitlilik içinde ve tabi ki kesintisiz... (Derviş Makas / Büyükorhan İlçe Müftüsü)

SÖZLERİN EN GÜZELİ

Allah’ın Kitabı

Rahmeti sonsuz Rabbimiz ilk insanla beraber, insanı başıboş bırakmamış, insanlığa yol göstermek amacıyla her devirde bir elçi/peygamber, bazen de o elçilerle birlikte kitaplar göndermiştir. İşte bu kitapların sonuncusu Kur’an’dır.  Kur’an hidayet rehberi (Bakara: 2/2), doğruyu eğriden ayıran en önemli ayıraç/furkan (Âl-i İmrân: 3/4), kendisinde asla bir eğrilik bulunmayan (Bakara: 2/2), baştan sona ilâhi vahiy, Allah’ın kelamı/sözü bir kitaptır. Kur’an, sözlerin en güzeli, en doğrusu, en vecizi ve en mu’cizidir (Bakara: 2/22-23).  “Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab'ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar.” (Zümer: 39/23) Câbir bin Abdullah’tan rivayet edildiğine göre Allah Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Sözlerin en doğrusu Allah’ın kitabı (Kur’an), hal ve tavırların en güzeli ise Muhammed’in hal ve tavrıdır.”

MÜSLÜMANCA YAŞAMAK İÇİN

Gönderiliş amacını “düşünüp öğüt almak” (Kamer: 54/17,22) ve “ayetlerini düşünsünler” (Sâd: 38/29)  olarak bizzat kendisi açıklayan, insana Müslümanca yaşama, Allah’ın rızasını ve cenneti kazanma yollarını öğreten ve bu konuda rehberlik eden kerim kitabımız Kur’an-ı azîmüşşân, her çağa ve her topluma hitap eden, herkesin kendini ilgilendiren bir bölüm ve bir pasaj bulabileceği çok kapsamlı mucize bir kitaptır. Kur’an Hz. Peygamberin en büyük mucizesidir. Hz. Süleyman’a kuşlarla konuşabilme (Neml: 27/16-22) ve rüzgârı yönlendirebilme (Sâd: 38/36) yeteneğini veren, Hz. İsa’ya ölüleri diriltme ve âmâların gözlerini açma gücü (Mâide: 5/110) bahşeden Allah Teâlâ, son peygamberi Hz. Muhammed’e (sav) varlığı kıyamete kadar devam edecek, eşsiz kelamı Kur’an ile desteklemiştir. Bu konuda Peygamber aleyhissalâtü vesselâm şöyle buyurmuştur: “Hiçbir peygamber yoktur ki, insanların inanmaları için kendisine mucizelere verilmiş olmasın. Bana verilen ise Allah’ın vahyettiği vahiy (Kur’ân)dır. Bu sayede benkıyamet günü ümmeti en çok olan peygamber olacağımı ümit ediyorum.” (Buhârî, İ’tisâm,1)

OKUNMASI DA DİNLENMESİ DE

Asıl amacı kulların hayatını tanzim olmakla birlikte Allah’ın kelamı/sözü olduğundandır ki Kur’an’ın okunması da, dinlemesi de sevaptır ve ibadettir.Hz. Peygamber Kur’an okumayı kişinin rabbiyle konuşmak ve seçkin meleklerle beraber olmak (Buhârî, Tefsir, 1) şeklinde nitelerken, Kur’an da bizzat “Kur’an’ı ağır ağır ve tane tane oku” (Müzzemmil: 73/4) diyerek inananları Kur’an okumaya davet etmektedir. Bir başka teşvik edici söz “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir” (Tirmîzî, Fedâilü’l Kur’an, 15) hadis-i şerifidir. Yüce kitabımız Kur’an’ın dünyada rehberimiz, kabir ve kıyamet karanlığında aydınlığımız, zor gün hesap gününde şefaatçimiz olması niyazıyla hepinizi Allah’a emanet ediyorum. (Üzeyir Yavaş / İznik İlçe Müftüsü) 

EN GÜZEL İSİMLER: et-TEVVÂB

Sözlükte “geri dönmek, rücû etmek” anlamındaki tevb kökünden türeyen tevvâb “dönüş yapan, bu eylemi nicelik ve nitelik açısından çokça gerçekleştiren” mânasına gelir. Allah’ın isimlerinden olup “tövbeleri çok kabul eden” manasındadır. Esmâ-i hüsnâ içinde yer alan afüv, gaffâr, raûf, rahmân gibi isimler de göz önünde bulundurularak tevvâb ismini “kulunu güçlükten kolaylığa, mâsiyetten taate, haramdan mubaha ve gazaptan rızaya çeviren” şeklinde açıklamak mümkündür. Ebû Abdullah el-Halîmî’nin de belirttiği gibi tevvâb olan Allah kötü yoldan dönen kuluna lütuf ve merhametiyle iltifat eder, onun önceki günahlarını affederken iyi amellerini boşa çıkarmaz ve itaatkâr kullarına vaad ettiği lütuflardan onları mahrum etmez.

NE OKUYALIM?

Âlemlere Rahmet Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)

Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları’ndan çıkan “Âlemlere Rahmet Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)” isimli eser Esra Erken Güney tarafından kaleme alındı. 4 yaş ve üzeri çocuklarımız için yazılan kitapta, Ak Güvercin ve Kızıl Deve karakteri şiirsel bir dille Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s.) hayatını anlatıyor. Eser, 2021 yılında okuyucusu ve dinleyicisiyle buluşmuş olup 104 sayfadan oluşmaktadır.

BİR SORU BİR CEVAP

Teşrik tekbirlerinin dinî hükmü nedir, bu tekbirleri kimler ne zaman getirir?

Hz. Peygamberin (s.a.s.), kurban bayramının arefe günü sabah namazından başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, ikindi namazı da dâhil olmak üzere farzlardan sonra teşrik tekbirleri getirdiğine dair rivayetler vardır. Buna göre Hanefîlerde tercih edilen görüşe göre arefe günü sabah namazından bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar 23 vakit, her farzın ardından teşrik tekbiri getirmek, kadın erkek her Müslümana vaciptir. Teşrik günlerinde kazaya kalan namaz aynı günlerde kaza edilirken teşrik tekbirleri de getirilir. Teşrik günleri çıktıktan sonra kaza edilmeleri hâlinde ise tekbir getirilmez. Namaz kaza edilmedikçe tekbirler kaza edilmez. Şâfiî mezhebine göre ise teşrik tekbirleri sünnettir.

ŞEHİR VE İNSAN

Üftade’yi seyreyliyorum bu gece..Dergâhı ile kabri arası gidip geliyor bakışlarım. Önümde Bursa’nın dağlarından kopup gelmiş siyahla morun harmanlandığı incirler..Gelip geçerken önce selam ediyor sonra ikram ediyorum hazrete..Elini kalbine koyuyor, incire hürmet edip biz yeme makamından geçtik diyerek aşkla devam ediyor.

Dergâhında ışıklar hale hale, makamında dostları halka halka, vazife için dergâha muhabbet için makama, ne vazifeyi ihmal ediyor ne dostlarını, mekik dokuyor mekânlar arası..Her geliş geçişte bir tebessüm bırakıyor bize, görene bir lütuf yaşayana bin lütuf olan..

Üftade’yi seyreyliyorum bu gece.. Aşk makamından meşk makamına. Adımları candan cana. Her bir nefesi Hay’danHu’ya. Mütebessim çehresi huzur yayıyor semaya. Geceyi kandil gibi aydınlatıyor bakışları.Yer, gök, ay ve yıldız ben gibi seyreyliyor. Şahit olmak istiyor her bir yaratılmış. Ve bilmek istiyor. Yaratılmışlıktan geçilip nasıl ulaşılır Yaradana? (Zeynep Akıncı / İznik Müftülüğü)

11 MAYIS 2021 SALI

29 RAMAZAN 1442

Bursa Namaz Vakitleri

 

İmsak                   04:03

Güneş                  05:45

Öğle                      13:05

İkindi                    16:58

Akşam                  20:15

Yatsı                      21:50

 

Bir Ayet

İçinizden Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikreden kimseler için Rasulullah’ta güzel bir örneklik vardır. ﴾Ahzâb, 33/21﴿

Bir Hadis

“Bir Müslüman'ın din kardeşine üç günden fazla küs durması, (ve bu şekilde) karşılaştıklarında birbirlerinden yüz çevirmeleri helâl olmaz. Bunların en hayırlısı, önce selâm verendir.” (Buhârî, İsti'zân, 9)

Bir Dua

“Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar." (Tâhâ, 20/25-28)

Benliğin şımartılması

Ten kafese benzer. Girenlerin, çıkanların, insanla dostluk edenlerin aldatmasıyla can bedende dikendir. Bu, “Ben senin sırdaşın olayım” der. Öbürü “Hayır, senin akranın, emsalin benim”der.

Bu der ki: “Varlık aleminde güzellik fazilet, iyilik ve cömertlik bakımından senin gibi hiçbir kimse yok.” Öbürü der ki: “İki cihan da senindir. Bütün canlarımız senin canına tabidir.” O da, halkı, kendisinin sarhoşu görünce kibirlenir, elden, avuçtan çıkmağa başlar. Şeytan onun gibi binlerce kişiyi ırmağa atmıştır! Dünyanın lutfetmesi ve yaltaklanması, hoş bir lokmadır, ama az ye. Çünkü ateşten bir lokmadır! Ateş gizlidir, zevki meydanda. Dumanı sonunda meydana çıkar.

Sen “Ben o medihleri yutar mıyım? O, tamahından methediyor. Ben, onu anlarım” deme! Seni metheden, halk içinde aleyhinde bulunursa onun tesiriyle gönlün, günlerce yanar.

Onun; mahrumiyetten senden umduğunu elde edemeyip ziyan ettiğinden dolayı aleyhinde bulunduğu halde, O sözler, gönlüne dokunur, onun tesiri altında kalırsın. Medihten de bir ululuk gelir, dene de bak! Medihin de günlerce tesiri altında kalırsın. O medih canın ululanmasına, aldanmasına sebebolur.

Fakat bu tesir, zahiren görünmez, çünkü methedilmek tatlıdır. Kınanmak acı olduğundan derhal kötü görünür. Kınanmak, kaynatılmış ilaç ve hap gibidir; içer, yahut yutarsa uzun bir müddet ızdırap ve elem içinde kalırsın.

Tatlı yersen onun zevki bir andır, tesiri öbürü kadar sürmez.Zahiren uzun sürdüğü için de tesiri, gizlidir. Herşeyi, zıddıyla anla! Medhin tesiri, şekerin tesirine benzer; gizli tesir eder ve bir müddet sonra vücütta deşilmesi icabeden bir çiban çıkar.

Nefis çok öğülmesi yüzünden Firavunlaştı. Alçak gönüllü, hor, hakir ol; ululuk taslama! Elinden geldikçe kul ol, sultan olma! Top gibi zahmet çekici ol, çevgan olma! Yoksa; senin bu letafetin, bu güzelliğin kalmayınca o, seninle düşüp kalkanlar, senden usanırlar.

Evvelce seni aldatıp duranlar, o vakit seni görünce “Şeytan” adını takarlar. Seni kapı dibinde görünce hepsi birden “Mezarından çıkmış hortlak” derler; Genç oğlan gibi. Ona önce Allah adını takarlar, bu yaltaklıkla tuzağa düşürmek isterler. Fakat kötülükle adı çıkıp da zaman geçince bu kötülükte sakalı çıkınca; artık ona yaklaşmaktan Şeytan bile utanır. Şeytan, adamın yanına bir kötülük için gelir; senin yanına gelmez. Çünkü sen Şeytan’dan da betersin. Şeytan, sen insan oldukça izini izler, ardından koşar, sana şarabını tattırırdı.

Ey bir işe yaramaz adam! Şeytan huyunda ayak direyip şeytanlaşınca senden Şeytan da kaçmaktadır. Eteğine sarılan kimse de, sen bu hale gelince senden kaçar!