GÜNDEM
Giriş Tarihi : 15-04-2021 08:22   Güncelleme : 15-04-2021 08:22

ORUÇ İBADETİNİN ANLAMI

Ubudiyetin ve Rabb’e teslimiyetin göstergesi olan ibâdet, insanı kemalet amacına ulaştırmak üzere emredilmiştir. Bu noktada sorulması gereken en önemli soru “Oruç niçin emredilmiştir, oruç ibadetinin anlamı nedir?” olmalıdır.

ORUÇ İBADETİNİN ANLAMI

“Bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak” anlamına gelen sıyâm/oruç İslam’dan önce de olan bir ibâdettir. Vahyin “Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi sizlere de farz kılındı, umulur ki takvaya erersiniz” (Bakara 2/183)şeklindeki hitabı orucun anlam ve gayesini anlatan eşsiz bir ibaredir. Bu ibaredeki en önemli nokta oruç ve takva arasında bir irtibat kurulduğu ve orucun insanı direk olarak takvaya erdirme gibi bir boyutunun bulunduğu gerçeğidir. Orucun insanı nasıl takvaya erdireceği meselesi ise Hz. Peygamber’in inşa ettiği sünnette mevcuttur. Oruca dair O’nun dilinden dökülen bir hadiste “Oruçlu kimse benim için yemesini, içmesini, cinsî arzusunu terk eder. Oruç, yalnız benim içindir. Onun ecrini de ben veririm. Hâlbuki diğer güzel amellerin hepsi on misli ile ödenir” (Buhârî, “Sıyâm”, 2) ibâresi söz konusu ilişkiyi anlamada yeterlidir. Geleneksel hafızamızdaki tüm ibâdetlerin esasen Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmak için yapıldığı algısı bir yönüyle doğru olsa da maksadı ifade etmede yetersizdir. Hadiste, Allah (c.c) için olan ibadetin yalnızca oruçta bulunduğu belirtilmektedir. Diğer ibâdetler de Allah’ın rızasını kazanmak için yapıldığına göre metinde geçen “Allah için” ibaresi nasıl anlaşılmalıdır?

İÇSEL BOYUTLARI

Oruç tutan insanın gerçekten oruç olduğunu sadece kendisi ve Rabbi bilmektedir. Diğer bir ifadeyle her ibâdetin zâhir/görsel bir boyutu ve riyâya girme tehlikesi varken orucun daha ziyade bâtın/içsel bir boyutu vardır. Gerçekten oruç tutan bir fert bunu makam, mevki, gösteriş/riyâ için değil sadece Allah için yerine getirir. Bu boyutuyla oruç, iç niyeti terbiye ederek insanda her işi sadece Allah için yapan samimi bir dindarlık anlayışı oluşturma hedefine mebnidir. Oruçla takvaya eren insan “sorumluluk bilincini” idrak etmiş bir insan profili oluşturacaktır. Zira takva, “Allah'ın azabından korunmak için gerekli önlemleri almak ve daima bu bilinç ile Allah'a derin bir saygı şuuru içerisinde bulunmak suretiyle kalbin korunmasıdır”. Bu tanımda takvanın içsel olan kalbin korunmasıyla ilişkilendirildiği göze çarpmaktadır.

TAKVALI MÜSLÜMAN ANLAYIŞI

Günümüzde oruç ve takva arasındaki bu güçlü ilişkinin anlaşılamaması sonucunda vahyin hedeflediği “takvâlı Müslüman” olma sadece görseldeki dini boyutun kuvvetiyle irtibatlandırılmış içsel âlemdeki esas niyet ve amaç ise göz ardı edilmiştir. Bu durum ise ibâdetin sadece şekle indirgenmesi sorununu ortaya çıkararak takvanın temeli olan niyet ve samimiyeti devre dışı bırakmıştır. Bu bağlamda orucun hedefinin sadece dışsal bir dini görüntü yerine içsel niyetin/kalbin terbiye edilmesi olduğu söylenmelidir. Zira kalbini terbiye eden gönlünü, düşüncesini, nefsini ve sonuçta amelini terbiye edecektir. Doç. Dr. Hafsa Kesgin / Gemlik Uzman Vaizi

EN GÜZEL İSİMLER: el-MELİK

Allah’ın isimlerinden biri olan el- Melik; sahip ve mâlik olmak manasındaki ‘mülk’ kökünden türemiş bir sıfattır. Melik ve Mâlik; görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi demektir. Bu, öyle bir sahip olmadır ki; dünyada ve ahiret hayatındaki her şeyde hiçbir şarta bağlı olmayan bir hakimiyeti, gücü içine alır. Allah, mülkü üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma yetkisi olandır. Allah, kulunun her kıyamında dilekçesine Mâlik-i Yevmiddin (din gününün sahibi) diye kayıt düştüğüdür. Melik olan Allah, ne yücedir.

Şehir ve insan

Çatrak’ta birleşen iki yoldan hangisini tercih edersiniz, size kalmış. Devamında çam kokulu virajlı yolu takip edin. Ben Çobankaya’dan Bakacak’a kadar iki km’lik o sevimli yolu yürümenizi tavsiye ederim. Yol üzerindeki patikaları takip ederek ineceğiniz Softaboğan şelalesi “altından ırmaklar akan” diye başlayan cennet tasvirlerine çok benzer güzellikte. Bazen rampa bazen yokuş aşağı yürüyeceğiniz yolun son noktasında Bakacak var. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde, ayın gözlenmesi sebebiyle bu mevkie Bakacak dendiğini yazmış. Ayağı deniz, gövdesi ova, başı dağ olan bu güzel şehrin insanları hilali görür görmez Bakacak’ta ateş yakar, kaleden atılan toplarla oruca başlarmış. Bugün Bakacak’taki cam terastan aşağı baktığınızda kutu gibi görünen gökdelenleri, üzerinde dans eden bulutları izlersiniz. Yerin acziyetini, göğün azametini anlatan bir atmacanın ok gibi hedefine doğru uçuşu sizi büyüler. Gemlik ışıkları ve hatta Manastır o gördüğünüz, sakın şaşırmayın. Berrak bir havada İstanbul’u dahi görebilirsiniz. Metrelerce yükseklikte koca bir şehri izlerken arkanızı dönüp Uludağ’ın zirvesine bakmayı ihmal etmeyin. Bütün heybetiyle “Gururlanma insanoğlu. Senden büyük Allah var.” demektedir.  Şehrin maddi manevi hararetinden bunalan kimseyi ferahlatacak bir bürudettir Uludağ. Yazın yeşile, kışın beyaza mihmandar olur. Dağın çekim kuvvetini hissedenler, keşişlerin ve dervişlerin açtığı patikaları arşınlayarak sadrındaki kalp dağını keşfe çıkarlar. Nurdan Aygün / Osmangazi Müftülüğü

NE OKUYALIM?

RAMAZAN BİLDİRİSİ

Ramazan’ın manevi iklimini on iki ay hissedilmesi ve Ramazan’ın kendine has ibadetleri ile geleneklerinin öğrenilmesi için çocuklarımız düşünülerek hazırlanan bu eser Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları’ndan çıkmış ve Vural Kaya tarafından kaleme alınmıştır. Ramazan Bildirisi adlı eser 40 sayfadan oluşmaktadır.

RAMAZAN İLMİHALİ

Unutarak yemek içmek orucu bozar mı?

Unutarak yemek içmek orucu bozmaz. Hz. Peygamber (s.a.s.), “Bir kimse oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, bozmasın. Çünkü onu, Allah yedirmiş, içirmiştir.” (Buhari, Savm, 26) buyurmuştur. Unutarak yiyip içen kimse, oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzındakileri çıkarıp ağzını yıkamalı ve orucuna devam etmelidir. Oruçlu olduğu hatırlandıktan sonra mideye bir şey inerse, oruç bozulur (Merğinani, el-Hidaye, II, 253-254).

15 NİSAN 2021 PERŞEMBE

3 RAMAZAN 1442

Bursa Namaz Vakitleri

İmsak              04:49

Güneş              06:19

Öğle                13:09

İkindi               16:51

Akşam             19:49

Yatsı                21:13

Bir Ayet

Tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû' ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü'minleri müjdele. ﴾Tevbe, 9/112﴿

Bir Hadis

“Kim inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Îmân, 28)

Bir Dua

“Allah’ım! Beni iyilik yaptıkları zaman sevinç duyan, kötülük yaptıkları zaman da bağışlanma dileyen kullarından eyle.” (İbn Mâce, Edeb, 57)

MESNEVİ'DEN: Haddini Bilme Öyküsü

Fare, bir devenin yularına yapışmış, onunla birlikte gidiyordu. Gidiyordu ya, gurur ve kibri de kendisiyle birlikte gidiyordu. Deve, ömrü boyunca bu kadar kibirli, kendini beğenmiş ve üstün gören biriyle karşılaşmamıştı. Fare, kendi kendine: ‘Ne büyük bir rehbermişim de haberim yokmuş. Deveyi yularından tutmuş götürüyorum.’ diyordu. Az sonra bir ırmağa çıktı yolu devenin. Gürül gürül çağlayarak akıyordu. Deve duraksadı. Akıntı güçlüydü. Ama rahatlıkla geçebilirdi. Fareninse beti benzi atmıştı.

‘Eyvah!’ dedi. ‘Şimdi ne yapacağım?’

Deve, az önce gururundan yanına yaklaşılmayan fareye baktı: ‘Hayrola dostum!’ dedi. ‘Ne oldu?’

Fare kekeledi: ‘Yo, yok bişey!’

Deve: ‘Haydi!’ dedi. ‘Paçaları sıva da gir suya, kılavuz sen değil misin?’ Fare, zor durumdaydı: ‘Bu koca ırmağı nasıl geçerim?’ dedi. Sesi yumuşamış, yelkenleri indirmişti.

‘Su çok derin!’

Deve ağır ağır girdi suya. Birkaç adım attı. Su dizlerindeydi: ‘Korkmana gerek yok!’ dedi. ‘Bak, dizlerime geliyor!’

Fare yalvarır gibi:

‘Aziz üstad…’ dedi. ‘Senin dizine gelen su, benim başımı kaç metre geçer Allah bilir.’

Deve taşı gediğine koyarak:

‘Öyleyse…’ dedi. ‘Bir daha böbürlenme, haddini bil!’

Ve ekledi: ‘Haydi hörgücüme geç de gidelim.’