GÜNDEM
Giriş Tarihi : 12-02-2021 08:49   Güncelleme : 12-02-2021 08:49

MANEVÎ HUZUR İKLİMİNE GİRERKEN

Yüce Yaradanımızın Cenâb-ı Hakkın, kullarına lütuf ve ihsanını bolca ikram ettiği özel vakitler vardır. Receb, Şaban ve Ramazan ayları, işte böyle birbiri ardına açılan bereket kapılarıdır. Bu müstesna zamanlar, maddî ve manevî kurtuluşumuza, ebedî huzur ve mutluluğumuza vesiledir. Üç aylar, dünya telaşıyla rüzgâr gibi geçen ömrümüzü muhasebe etme imkânıdır.

MANEVÎ HUZUR İKLİMİNE GİRERKEN

Muhterem Müslümanlar! Üç ayların manevî iklimine yeniden ulaşmanın heyecanını yaşıyoruz. Yarın Ramazan’ın muştusu olan Receb ayının ilk günü. Önümüzdeki Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece ise Regâib Gecesi. Bizleri bu rahmet ve mağfiret mevsimine kavuşturan Yüce Allah’a hamdü senalar olsun. İslam’ın eşsiz güzelliği ile gönüllerimizi buluşturan Hz. Muhammed Mustafa’ya salât ve selam olsun. Aziz milletimizin ve İslâm âleminin üç ayları ve Regâib Gecesi mübarek olsun.

LÜTUF VE İHSAN AYI

Değerli Müminler! Ömrümüzün her anı kıymetlidir. Ancak Cenâb-ı Hakkın, kullarına lütuf ve ihsanını bolca ikram ettiği özel vakitler vardır. Receb, Şaban ve Ramazan ayları, işte böyle birbiri ardına açılan bereket kapılarıdır. Bu müstesna zamanlar, maddî ve manevî kurtuluşumuza, ebedî huzur ve mutluluğumuza vesiledir. Üç aylar, dünya telaşıyla rüzgâr gibi geçen ömrümüzü muhasebe etme imkânıdır. Tefekkür etme, özümüze dönme, kendimizle barışma, maneviyatımızı güçlendirme zamanıdır. Kıymetli Müslümanlar! Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “De ki: Ey haddi aşarak kendilerine yazık eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” Öyleyse mübarek üç aylara ulaşmanın şükrü ile Yüce Allah’ın affına ve mağfiretine sığınalım. Hata, noksan, isyan ve aşırılıklarımızdan dolayı nedamet duyalım. Rabbimizin engin rahmetini umarak, yorulan ve paslanan gönül hanemizi tevbe ile arındıralım.

RABBİNE YÖNEL RIZASINI KAZAN

Aziz Müminler! Bu mukaddes zamanlarda bütün varlığımızla Rabbimize yönelip, O’nun rızasını kazanmak için gayret edelim. Şefkatle kalbimiz yumuşasın, cömertlikle ruhumuz ferahlasın. Her türlü günahtan ve faydasız işten uzak durmakla nefsimiz arınsın. Şiarımız, ihlas ve samimiyetle yaşamak, iyilik ve takvada yarışmak olsun. Sevgili Peygamberimizin niyazıyla dillerimiz ve gönüllerimiz duaya dursun: “Allah’ım! Receb ve Şaban aylarını hakkımızda mübarek eyle, bizi Ramazan ayına ulaştır.”

YÜCE YARADANA YAKIN OLMA ÇABAMIZ: NAMAZ

Namaz dünyaya ait telaşe, dert ve sıkıntıları bir kenara bırakarak çıkılan mukaddes bir yolculuktur. Asli vatanı olan cennetten uzağa düşmüş insanın, ihlasını ve istikametini koruyan bir hayatla Rabbine dönme arzusudur.

Muhterem Müslümanlar! Bir gün Peygamberimiz (s.a.s) ashabıyla sohbet ederken onlara şöyle bir soru sordu: “Birinizin kapısının önünden bir nehir geçse ve o nehirde günde beş defa yıkansa, o kimsede kirden eser kalır mı?” Sahâbe-i kirâm, “Kalmaz Ya Resûlallah” diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “İşte beş vakit namaz da böyledir. Allah bu namazlarla günahları yok eder.”

KULLUK DAVETİ

Aziz Müminler! Peygamberler tarihinin en köklü ibadeti olan namaz, yüce dinimiz İslam’ın beş temel esasından biridir. Namaz; insanın ruhu, bedeni, aklı, yüreği, sevgisi ve hürmetiyle, kısacası bütün varlığıyla Allah’a yönelişinin sembolüdür. İnsanoğlu ne zaman Rabbinin kulluk davetine gönülden icabet edip namazlarını eda etmişse, o zaman gerçek anlamda huzura kavuşmuştur. Ancak ne zaman namazlarını ihmal edip Rabbiyle arasındaki bağı zayıflatmışsa, o zaman da nefsani arzularının esiri olmuş ve hüsrana uğramıştır. Kıymetli Müslümanlar! Ezanın ulvi davetiyle Cenâb-ı Hakk’ın huzurunda namaza duran mümin, aşkını, bağlılığını, itaatini ve teslimiyetini O’na arz eder. Bu haliyle namaz, müminin hasretle beklediği ve Yüce Yaratanına en yakın olduğu buluşma anıdır. Namaz dünyaya ait telaşe, dert ve sıkıntıları bir kenara bırakarak çıkılan mukaddes bir yolculuktur. Asli vatanı olan cennetten uzağa düşmüş insanın, ihlasını ve istikametini koruyan bir hayatla Rabbine dönme arzusudur. Nitekim Peygamberimizin ifade buyurduğuna göre, “Cennetin anahtarı namazdır.”2 Namaz, şükür ve minnettarlık zamanıdır. Yaratan ve yaşatan, nimet verip doyuran, koruyan ve bağışlayan Allah Teâlâ’ya karşı, müminin vefa borcudur. Değerli Müminler! Hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede Hak Teâlâ (c.c) şöyle buyuruyor: “Kitaptan sana vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Kuşkusuz namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak en büyük iştir. Allah yaptıklarınızı bilir.” Öyleyse namaz, arınma ve korunma çabasıdır. Namazlarına değer veren, özen gösteren, tekbirinden selamına kadar namazın bütün rükünlerini dosdoğru ve huşû içinde eda eden bir mümin, ibadet şuuruna sahip demektir.

TAVAK VE NEZAKETLE

İbadet şuuru ise kul olma bilincidir. Allah’ın daima kendisini gördüğünü ve işittiğini bilerek, takva, merhamet ve nezaketle yaşamaktır. İşte bu sebeple namaz, müminin sadece ibadet borcunu değil, aynı zamanda üstün ahlâkını da temsil eder. Namaz kılan kişi, her türlü aşırılıktan, kabalıktan ve şiddetten korunur. Namazla güçlenen maneviyatı sayesinde, hayâ ve edebe aykırı davranışlardan uzak durur. Aziz Müslümanlar! Peygamberimize ve onun şahsında bütün müminlere hitaben Kur’an’da şöyle buyrulur: “Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; aksine biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.”

ALIŞTIRMAKLA SORUMLUYUZ

 Allah Resûlü (s.a.s), bu emrin gereği olarak her sabah kızı Hz. Fatıma’nın kapısına uğrar ve “Ey ev halkı! Haydi, namaza!” diyerek onları namaza davet ederdi.5 Bugün bizler de aynı şekilde kendimizi ve ailemizi namaza alıştırmakla sorumluyuz. O halde, namazın şifa veren, güven ve sükûnet aşılayan ikliminde Rabbimizle buluşmaktan ailece mahrum kalmayalım. Bu hayatta “dinimizin direği”, ahirette ise “hesabımızın ilk sorusu” olan namazlarımızı ihmal etmeyelim. Unutmayalım ki, namaz bir külfet değil, aksine kendimizi tanımaya, yenilenmeye, zikir, şükür ve tefekkür ile olgunlaşmaya vesile olan eşsiz bir nimettir. Sevgili Peygamberimizin müjdesiyle hutbemi bitirmek istiyorum: “Kim, Allah’ın bir emri olduğunu kabul ederek, rükûlarına, secdelerine, abdestlerine ve vakitlerine özen göstermek suretiyle beş vakit namazı kılmaya devam ederse cennete girer.”

Bir Ayet

Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür. HUD/112

Bir Hadis

Resurullah Efendimiz “Din nasihattır” buyurdu. Sahabe de kendisine : – Kime karşı nasihattır? Diye sordu. Peygamber Efendimiz: - “Allah’a, Kitabına, Resûlüne, Müslümanların  yöneticilerine ve tüm müslümanlara karşı nasihattır (samimi olmaktır).” buyurdu.

Bir Dua

Allah’ım, kederden, tasadan,âcizlikten, tembellikten,cimrilikten, korkaklıktan, borç altında ezilmekten, düşmanlara yenilmekten sana sığınırım. Allah’ım, bu günün önünü salah, ortasını felâh, sonunu başarılı kıl.