SİYASET
Giriş Tarihi : 01-12-2020 18:27   Güncelleme : 01-12-2020 18:27

“KEYFİLİĞİN GİDECEĞİ SON DİJİTAL FAŞİZMDİR”

Erdoğan, sanal alem için tedirginliğini dile getirdi: "Hiçbir denetimin olmadığı, keyfiliklere açık, hukukun dışında bir alan olarak algılandığında dijitalleşmenin bizi götüreceği yer faşizmdir."

“KEYFİLİĞİN GİDECEĞİ SON DİJİTAL FAŞİZMDİR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT World Forum’un açılış oturumunda gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir siyasetçi olarak hayattaki her şey gibi teknolojinin de insan hayatını kolaylaştırmak için var olduğuna vurgu yaparak, şu değerlendirmelerde bulundu: “İnsanı maddi ve manevi varlığıyla bir bütün olarak gören dijitalleşme, hepimiz için hayırlı neticeleri beraberinde getirecektir. Ancak hiçbir denetimin olmadığı, keyfiliklere açık, hukukun dışında bir alan olarak algılandığında dijitalleşmenin bizi götüreceği yer, faşizmdir. Bunun için dijitalleşme, özgürlüğün alanını genişletirken yeni adaletsizliklere, yeni haksızlıklara, yeni ötekileştirmelere yol açmamalıdır. Son yıllarda sosyal medya platformlarının kullanımının yaygınlaşmasıyla, maalesef bu konuda çok ciddi sorunlar yaşanıyor. ‘Sınırsız özgürlük’ bu başlık altında tamamen denetimsiz bir alan oluşturularak, yeni mağduriyetlerin oluşmasına sebebiyet veriliyor. Kimi zaman mevcut hukuk düzeninin bile yetersiz kaldığı bu durum, siber zorbalık başta olmak üzere psikolojik ve sosyal sorunlara kapı aralıyor. Mağdurlar, çoğu kez şikâyetlerini ulaştırabilecekleri ne bir muhatap, ne de haklarını arayabilecekleri hukuki bir mecra bulabiliyor. Kötülük yapanın, suç işleyenin yanına kâr kaldığı bir düzenin adı özgürlük olamaz.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya platformlarının, artan mağduriyetleri önleyecek bir çabanın içine dahi girmemesine de değinerek, devletlerin vatandaşlarını koruma gayesiyle attığı iyi niyetli adımları da “özgürlüklere müdahale” parantezine alınarak, akim bırakılmaya çalışıldığını kaydetti. Türkiye olarak bir süredir bu konuda yaşanan haksızlıkları dile getirdiklerini, kimsenin, hiçbir şirketin hukukun üstünde olmadığını vurguladıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen aylarda yürürlüğe giren kanuni bir düzenlemeyle sosyal medya şirketlerine Türkiye’de temsilci bulundurma zorunluluğu getirdiklerini hatırlattı.

VATANDAŞIN HUKUKUNU

KORUMAYI SÜRDÜRECEĞİZ

Bu düzenlemeyi yaparken uluslararası hukukun tanıdığı yetki çerçevesinde, özgürlük-güvenlik dengesini gözeterek hareket ettiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatandaşlarımızı, bilhassa da yetişkinlere nazaran daha hassas durumda olan çocuklarımızı korumayı amaçlıyoruz. Temennimiz, kendilerini hukukun dışında gören bu kurumların, ülkemizin iyi niyetli çabalarına gönüllü bir şekilde destek vermesidir. Aksi takdirde Türkiye, her şart altında vatandaşının hukukunu korumayı sürdürecektir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüz dünyasında yapılan çalışmaların uluslararası kamuoyuna ulaştırılmasının öneme vurgu yaparak, Türkiye’nin bu konuda, uzun yıllardır çok sıkıntı çektiğini, Türkiye’nin uluslararası alandaki başarıları ile ülke içinde yaşadığı büyük değişimin, dış dünyada hakkaniyetli bir şekilde yer almadığını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatta çoğu durumda başarılarımız yok sayılarak ya da çarpıtılarak, olduğundan farklı bir şekilde aktarılıyor. Gerçeği keşfetmek için değil, zihinlerdeki oryantalist kalıplara uygun cevaplar bulmak için Türkiye’ye bakılıyor” açıklamasında bulundu.

‘ÜÇ MAYMUN’ BENZETMESİ

Gezi olaylarından başlayan süreçte Türkiye’nin çok ciddi haksızlıklara, çifte standartlara maruz kaldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sokakları yakıp yıkanlar, 24 saat canlı yayın yapan uluslararası medya kuruluşları tarafından, barışçıl göstericiler olarak lanse edilmiştir. Suriye’de yüzbinlerce sivilin kanını döken bölücü terör örgütü mensupları, batılı sözde prestijli dergilerin kapağını süslemiştir. Ama aynı olaylar daha sonra Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşanınca, bize basın özgürlüğü dersi verenler, üç maymunu oynadılar. Paris’in göbeğinde haftalarca süren sarı yeleklileri görmezden geldiler. Fransız polisinin göstericileri kör eden orantısız müdahalelerinden hiç bahsetmediler. Fransız devlet organlarının medyaya yönelik ablukası karşısında eleştirel tek cümle kurmadılar. Benzer bir çifte standardın İsrail güvenlik güçlerinin Filistinlilere yönelik devlet terörünü andıran uygulamalarında da tekerrür ettiğini görüyoruz. Sokak ortasında elleri havada katledilen Filistinli çocuklar, sözüm ona bu bağımsız medya organlarında haber değeri dahi taşımıyor. Daha birkaç gün önce Filistinli bir yaralıyı taşıyan ambulansın durdurularak, yaralının apar-topar gözaltına alınmaya çalışılması, uluslararası basında hiçbir tepkiye neden olmadı.”

NOBRAN TAVRA DUR DENİLSİN

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şahsına yönelik iğrenç manşetleri ise söyleme gereği dahi duymadığını belirterek, “Bu tarafgirliğe artık aşinalık kazanmış birisi olarak bizi asıl üzen, bizi asıl rencide eden, kutsallarımıza yönelik saldırılardır. Medya organlarının İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığına bayraktarlık yapması, gerçekten utanç vericidir” diye konuştu. Basın özgürlüğü kılıfı altında sergilenen çirkefliklerin, farklı din ve kültüre mensup insanların bir arada yaşama iradesini zehirlediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nobran tavra “dur” denilmezse bunun acısını Avrupa ile beraber tüm insanlığın çekeceğini söyledi. (İHA)