BURSA
Giriş Tarihi : 16-04-2021 13:52   Güncelleme : 16-04-2021 13:59

İYİLİĞİN BÖYLESİ İLK DEFA

Pandemi gölgesinde başlayan Ramazan ayı hayırlara da vesile oluyor. Başarılı girişimci Şeref Kul önderliğinde harekete geçen Bursa Genç Karadenizliler Derneği, “Sağ elin verdiğini, sol el görmeyecek” düsturuyla yüreklere dokundu. Hem de sessiz sedasız…

İYİLİĞİN BÖYLESİ İLK DEFA

Bursa Genç Karadenizliler Derneği, pandemiye rağmen alkış alan etkinliklerini devam ettiriyor. Salgının gölgesinde, gönüllerin bir ancak sofraların ayrı olduğu Ramazan ayı için harekete geçen dernek yönetimi, belirledikleri ihtiyaç sahibi ailelerin kapılarının önüne bu sene de erzak kolilerini bıraktı. Derneğin başarılı başkanı Şeref Kul önderliğinde karar alan genç Karadenizliler, kolilerin üzerine dernek logosunu dahi koymadı. Yardım ettikleri insanlarla yüz yüze gelmekten çekinen gençlerin sloganı ise yürekleri ısıtıyor: “Sağ elin verdiğini, sol el görmeyecek.”

“HİÇ KİMSENİN EMİR KOMUTASINA GİRMEDİK”

Hayata geçirdiği projelerle son yıllarda adından sıkça söz ettiren Bursa Genç Karadenizliler Derneği Başkanı Şeref Kul, yaptığı açıklamada, “Biz Karadenizli gençler olarak, dava diye inandığımız bu yolda 5-6 yıldır mücadelemizi veriyoruz. Çevremize, şehrimize ve ülkemize faydalı insanlar olabilmek için hiç bir zaman sıradan bir dernek olmadık, sıradan faaliyetler üretmedik; her daim tek amacımız topluma yararlı olabilecek işlerde bulunmak oldu. Uyuşturucuya karşı mücadele verdik, Uludağ Üniversitesi’nde eğitim alan kardeşlerimizin her zaman yanında olduk. Kötü yola girmiş, kandırılmış, toplumdan uzaklaştırılmış kardeşlerimizi hayata geri kazandırmak için yılmadan çabaladık ve birçok toplumsal faaliyetleri icra ederken, hiç kimsenin yönlendirmesi ve emir komutasına girmedik. Çünkü bizlerin bu davada bir beklentisi asla olmadı” değerlendirmesinde bulundu.

BİZE DUALAR YETER

Bulunduğu konumu kullanan insanların ve bazı derneklerin, sosyal medyaya fotoğraf koymak için insanlara maddi destekte bulunuyor olmasını yanlış bulduklarını kaydeden Başkan Kul, “Sevgilerin karşılıksız, yardımların gizli olanı makbuldür. Yıllardır her Ramazan ayında çevreden duyduğumuz, belirlediğimiz ailelere kuru gıda, çocuklara kıyafet ve kırtasiye desteğini sağlıyoruz. Bunu gelenek haline getirmiş bulunmaktayız ve 6 yıl boyunca biz bunları kardeşlerimizle, büyüklerimizle ve yola çıktığımız arkadaşlarımızla gerçekleştirdik. Bunları yaparken de bir gün olsun o ailelerle tanışmadık, yüz yüze denk gelmedik ve verdiğimiz yardımların üzerinde kuruluşumuzun ismi dahi yazmadı. Çünkü biliyoruz ki biz birilerine yardım ederken önce onların yerine kendimizi koyuyoruz. Biz diyoruz ki gururumuz incinir, ezilir bükülürdük; bunları da o insanlara biz yapamayız, onlar bizim değerimiz, büyüklerimiz, küçüklerimiz. Biz onların adreslerinin önüne bırakıyoruz yardım kolilerimizi ve oradan sessizce uzaklaşıyoruz. Onlar için biz hep isimsiz kahraman olarak kalacağız ve onların duası ile dimdik ayakta durmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

İSİMSİZ KAHRAMANLAR

Gençlerin değerlerini kaybetmemesi adına ebeveynlere çok iş düştüğünün altını çizen Kul, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben her zaman kardeşlerime şunu söylerim: Unutmayın ki ismini bırakanlar değil, ismini saklayanlar kahramandır! Büyüyeceğiz... Aramızda adı lekelenmemiş, her şeyden önce itibarını korumuş insanlar var şükür olsun ki. Mert, cesur insanlarla bu yolda yürümekten mutluluk duyuyorum. Daha iyi, daha büyük işlere de imza atacağımıza adım gibi eminim ve bizler bir gün olsun sözde değil, inanımız gereği, samimi bir şekilde mazlumların her daim yanında olduk. Sonuna kadar da olmaya devam edeceğiz. Bunun için ne gerekiyorsa da yapacağız; tek isteğim bu! Dediğim gibi, ben siyasetçi değilim, büyük bir işadamı da değilim, bu gibi hayalleri olan biri de değilim. 28 yaşında, garibanlığı bilen Karadenizli bir grubun lideriyim. Hangi konumda olursam olayım, her daim de gariban olarak kalacağım ve bu dünyadan da öyle göçüp gideceğim. Beni tanıyan herkes çok iyi bilir; beni kimse yönlendiremez, beni kimse himayesi altına alamaz, beni kimse ezemez ve inanmadığım hiç bir şeyi bana kimse yaptıramaz. Beni tanıyan herkes bilir ki bu dünyada mertçe kavgamı vermişimdir. Ne eğilirim, ne saklanırım, ne de kaçarım. Benim için hak adalet tek gerçektir, biz adil ve onurlu insanlar olarak yaşamayı tercih ettik. Benim bu dünyadaki tek hayalim, bir gün öldükten sonra iyi anılmak. Bu yolda yanımda duran kardeşlerim de aynı şekilde alın teri dökerek, kimsenin hakkını gasp etmeden namuslu şekilde çalışan insanlardır. Bu şerefli dernek daha çok başarı elde edecek; çok insana da ulaşacağız. Asla menfaat gütmeden de mücadele eden insanların bu dünyada hala yaşadığını görecekler.”