EKONOMİ
Giriş Tarihi : 06-07-2020 08:20   Güncelleme : 06-07-2020 08:20

İşsizliğin ilacı tekstildir

"Otomotiv sektöründe sadece yan sanayiye taşeronluk yapıyoruz ama tekstilde öyle değil. Makinelerin birçoğu Türkiye'de üretiliyor" diyen Fatih Şeker, Otomotive sağlanan ÖTV'ler sübvansiyonların yarısı bize sağlansa tekstilde biz uçarız, kesin ve net" diyor.

İşsizliğin ilacı tekstildir

Özkan YILDIRIM/Gökhan GÜNDOĞDU

STK çalışmaları, sendikal faaliyetler denildiğinde potansiyeli ve ağırlığıyla kendisini her konuda kanıtlamış TEKSİF  (Türkiye Tekstil, Örme, Giyim ve Deri Sanayii  İşçileri Sendikası)  Bursa Şube Başkanı Nihat Şeker ile pandemi sürecindeki gelişmeler, sonrasındaki fırsatlar, kıdem tazminatı, yaşanılan sıkıntılar ve daha birçok konuyu masaya yatırdığımız güzel, kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik...

•        Nihat Bey, öncelikle bizleri sendikal anlamda büyük bir değeri olan tarihi binanızda konuk ettiğiniz için çok teşekkür etmek isterim. Pandemi sürecinde yaşanılan gelişmeler, sonrasında kıdem tazminatı sisteminin değiştirileceğiyle ilgili söylentiler ülke gündemini ağırlıklı olarak meşgul etmekte. Bu konulara da değinerek genel bir değerlendirme yapar mısınız Sayın başkanım?

İŞÇİ BİRLİKTE HAREKET ETMELİ

Ülke olarak sıkıntılı bir dönemden geçmekteyiz. Nereden başlayacağımı ben de bilemiyorum. 4.857 İş Kanunu'na, baktığınız zaman kanun bazında çok güzel bir kanun ama uygulamada maalesef hiç de öyle değil. Kanun koyucular veya kanunun uygulanması için hazırlayanlar sivil toplum örgütlerine çok bakmıyorlar gidiyorlar işte Uludağ Üniversitesi’nden, Ankara Üniversitesi'nden fikir alıyorlar. Bırakın, işvereni de artık katmıyorlar. İşin kötü tarafı da diyorsun ki elemanı işten çıkartamazsın, en basiti mahkeme celbi ile  dava açıyorsun 3 sene sonra dava bitiyor dava sonucunda “Nihat Şeker işbaşı yapabilir “ama” işte o “ama” çok önemli, işveren isterse 4 artı mahkemenin vermiş olduğu karar 5 tazminatı öderse Nihat Şeker’i işbaşı yaptırmayabilirsin. Hatırlarsanız Yaşar Okuyan zamanında “işten çıkarılan işçi” diye şaşalı cümleler kullanılmıştı. O kanunda bunlar işin  açıkçası böyle değil işveren istediği zaman işçiyi kapının önüne koyabiliyor sadece işçi birlikte hareket ederse koyamıyor, çıtaları tek tek bulursa kırıyor ama hepsini bir arada bulursa kıramıyor… Bu çok önemli...

PANDEMİDEN ÇOK ETKİLENDİK

Pandemi dönemine baktığımız zaman bizim sektör zaten çok esnek sektör. Hizmet sektörüne baktığınız zaman gerçekten bitti, kimse gidip koltuk takımı, pantolon, gömlek almadı, araba almadı ama bu sektörde çalışan en büyük istihdam sağlayan iki sektörden biri biziz diğeri de otomotiv. Biz  bu  konuda çok etkilendik Bursa’da.…

İŞTEN ÇIKARMAMA YASASI ÇOK TEHLİKELİ..

Şu anda hükümetin çıkarmış olduğu işten çıkarmama yasası çok tehlikeli bir şey. Sen diyorsun ki adama 39 lira ile günlük geçin, normal bir evin faturaları sadece 42-43 lira tutuyor günlük. Öyle bir saçma ki biz bununla bir şey yapamıyoruz. Ama bu durumun  ileride de  devam ettirileceğinden  çok korkuyoruz. Veya biz örgüt denirken bir buçuk iki sene önce 8 tane fabrikayı  örgütledik  dört buçuk ayda. Daha sözleşme yaptığımız yok, hepsini kazandık ne oluyor o zaman zaten örgütlenmenin önü mahkemelerle kapatılmış. İşveren geliyor diyor ki; “örnek, Nihat  senin 5 bin lira tazminatın tutuyor alsana 8000 lira”. Adam zaten kredi kartına batmış, borca batmış, fabrikada da bir gelecek göremiyor ne yapıyor alıyor gidiyor. Fakat  ümidimizi kaybetmiyoruz. İnşallah bu kıdem tazminatı Türk-İş'in gerçekten kırmızı çizgisi. İki dönemden beri o genel kurullarda yer almaktayım, bütün şube başkanları genel merkez yöneticilerinin kırmızı çizgisi bu. Ergün Bey zaten Çok güzel söyledi,” Hiç kimse ne sendikacılık ,ne stk  yapmamıza gerek yok” demişti ve bunun kırmızı çizgileri olduğunu söylemişti. Ben de  bu söylemlerin ayrıca  şahidiyim.

EMEKLİ OLMA HAYALİDE KALMADI

Hükümetin bazı yandaş medyasında çok güzel söyleniyor,  kıdem tazminatı şaşalı bir şekilde  anlatılıyor. Bizim hiçbir sıkıntımız yok fondan. Ama garanti fonu olacak, eski fonlar  gibi olmayacak. İşverende de kalmamalı, çünkü adam batabiliyor, bir çok yerde gerçekten de  tazminatlar alınamıyor, çok büyük sıkıntılar yaşıyorsun ya da önce banka alıyor sonra bankada bir şey kalmıyor onun aktarılmasında sakınca yok ama öyle söyledikleri gibi şaşaalı bir şey değil. Eskiden emekli olduğu zaman, net almış olduğu  maaşa yakın emekli maaşı alırdı bizim ağabeylerimiz. 1999'da bunu bir kademe düşürdüler 2008'de bir kademe daha düşürdüler %28'e çektiler. Şimdi 2008'den sonra zaten insanların emekli olma hayali de kalmadı. Biz son jenerasyonuz bizden sonra 60'a 2036’dan sonra 65'e çıkıyor. Şu an emekli bağlanma oranları 600 liradan başlayanlar olduğunu duyuyoruz. Bunlar hiçbir zaman kabul edilebilecek rakamlar değil. Bunu kötü niyetli kullanacak işveren olduğu gibi çalışan da olacak bu böyle televizyonlarda konuşulduğu gibi basit değil mutlaka bunu çözmek için Sahadaki işçilerle çözmemiz lazım alamayan bir çok işimiz var tazminatlar çok önemli Bursa'nın önde gelen Tekstil fabrikalarından  tazminatlarını alamayan arkadaşlarımız var bu konuda işçi mağdur edilmeyecekse. Buna  evet deriz...

MADDE, FIKRA, BENT ŞEKLİNDE OLMAMALI

AÇIK VE NET OLMALI

Bu maddeler çıkarken mutlaka çok net açıklanması lazım iş kanunlarında maddeyi koymuşuz, sonrasında fıkrayı koymuşuz, sonrasında  bent koymuşuz,  bentte  zaten seni bitiriyor. Hepsinin kanunun açıklığını koymuşsun oraya. Koymayacaksın net koyacaksın. Türkiye'de Benim anlamadığım 7-8 yaşından beri iş hayatındayım Gemlik'te yetiştim. Tekstil Türkiye'nin dünyanın en gözde sektörü, teknoloji olarak, kartela olarak, bu kadar geniş iş potansiyelimiz olmasına rağmen, yetişkin insanımız, sanayicimiz olmasına rağmen tekstili 3. sınıfa  koyuyorlar. Otomotive bir şey oluyor hemen ÖTV'yi indiriyorlar. Çünkü Otomotivde pres var prese  basıyorsun, alıyorsun. Tekstil öyle değil şu gömleğiniz, ceketiniz, tişörtünüz 23-24 evreden geçiyor. Uzun işlemler neticesinde o kadar evreden geçiyor ki, bir çok kişi evrelerden ekmek yiyor. Türkiye'deki işsizliği bitirmek istiyorsanız,ülkede en önemli sektörler Tarım, hayvancılık ve tekstil.

ÜLKEDE  İŞSİZLİĞİ BİTİRECEK SEKTÖR: TEKSTİL

Otomotiv sektöründe sadece yan sanayiye taşeronluk yapıyoruz ama tekstilde öyle değil. Makinelerin birçoğu Türkiye'de üretiliyor, boya sanayinde gerçekten çok iyiyiz, ürettiğimiz ürünler  dışarıya dövizin gitmesini engellediği gibi, döviz getirende bir sektör. Tekstil gerçekten hak ettiği değeri devletten sübvpansiyon olarak alsak Otomotivi biz ikiye katlarız. İhracat rakamları açıklanıyor hazır giyim ve Tekstil olarak ikiye ayrılıyor, ikisi de aynı aslında. Neden ayrılar? Otomotivi geçecek çünkü. Ne fark eder demeyin. bu çok önemli insanların orada en başta tekstili görmesi durumunda, en çok  döviz getiren, en önemli unsur olduğunu gördüğünde bakışlar çok daha farklı olacak. Otomotive sağlanan  ÖTV'ler sübvansiyonların yarısı bize sağlansa biz uçarız, kesin ve net.

BURSA ÇOK ÖZEL BİR ŞEHİR

Burada en önemli şey Bursa tekstil şehri Otomotiv şehri çok eleştiriliyor  ama bence meslek liselerimizde iyi, Otomotivde de tekstilde  çok iyi burada en önemli şey Bursa'ya zaten hiçbir zaman hak ettiği yatırımları alamadı. Ben aslen Ardahan-Posofluyum. Bursa mı? Ardahan mı?  derlerse Bursalıyım derim. Çünkü Bursa gerçekten de dünyanın en güzel şehri Türkiye'nin her şehrini gezmişimdir, her şeyi olan her mozaiğin bir arada yaşadığı bir şehir ,ama dönüyoruz hak ediyoruz mu hep iktidarlara oy veriyoruz, hiçbir şey de almıyoruz. Bursa bence bunu sorgulaması lazım bakan çıkartamıyoruz, düşünün şu an en büyük 5 şehrin içinde iktidara  oy veren tek şehir biziz ama yine de pek bir  şey almıyoruz. Bir Acemleri çözemiyoruz, açıkçası bunu sanayicimiz sivil toplum örgütleri stklar  şapkamızı önümüze almamız lazım neden almamız lazım Bursa Osmanlı'ya başkentlik yapmış. Yeşildir diye yapılmamış coğrafi konum olarak bakıldığı zaman gerçekten çok önde olan bir şehir.. Bursa'daki insanlarda şu var Kozahan'a  gidiyorsun zengini de aynı çay bahçesinde çay içiyor ,işçisi de içiyor memuru da içiyor. Setbaşı'nda da  aynı şekilde  hepimiz beraberiz Türkiye'nin birçok noktasında bu yok. Ben Bursa'yı  anlatırken şöyle diyorum; dağ, deniz, göl yarım saat ama bir  bakıyorsunuz , Dağı kullanamıyoruz, İznik Gölü'nü kullanamıyoruz. Kendi sektörümüze bakacak olursak işçimizi mutlaka eğitmemiz lazım…

EMEKLİLERİN %24-25'İ  HALA ÇALIŞIYOR..

Emeklilik Yasası çıktı şu anda bizim fabrikalarımızda %24-25'e yakın çalışmakta olan emekliler var. Maaşları düşük olduğundan çalışmak zorunda kalıyorlar. Demirel zamanında  galiba yanlış hatırlamıyorsam 35 yaşında emekli yapacağım dedi ve  yaptı. 35 yaşında emeklilik olur mu? İşte memleketin  halini görüyorsunuz. Yeni gelen bizim çocuklarımız nasıl iş bulacak. Geçen gün bir siyasi çok güzel söyledi.” Konuşmuyoruz ,tartışmıyoruz sadece takım tutar gibi ideolojik yapılarla  yaklaşıyoruz tutkal gibi tutuyoruz bırakmayı bilmiyoruz”. Doğru yapılana  güzel diyelim. Ama yanlış yapıldığında da neden yanlış diye eleştirmesini bilelim. Bursa'da Türkiye’de yapılanlar  bizim vergilerimizle yapılıyor bunu genç nesle  iyi anlatmamız lazım. .Ve yeni nesli dürüst yetiştirmemiz lazım onun için eğitim diyorum yoksa yeni nesle bakıyorsun harbiden çalışmak istemiyorlar. 65 yaşında emekli olacak çünkü ölüm istatistiklerine göre 78 yaş  ülkemizdeki ortalama yaş..Ne yapacak bu adam şimdi iş kanunu çıkartmışsın Altına da bent  koymuşsun hakim diyor ki;”İş başı yapar bir ay sonra, iş veren istemezse ,işe geri  almazsa 4 maaş  daha vermeli” nerede iş güvencesi... Biz mesela banka promosyonu ile ilgili dava açtık 347 arkadaşımızla ilgili, Türkiye'de ki promosyonla ilgili en büyük davaydı, Yıldırım Belediyesi zamanında açmış almış, Türkiye Cumhuriyeti'nde kanun her yerde aynı İstanbul Adliyesi çalışanları almış, Adana almış, tabii biz de eski Yargıtay kararlarına bakıyoruz, açtık davayı ama kaybettik, niye kaybettiğimizi biz biliyoruz emsal davalar olmuş olmasına rağmen. Sen bu adaleti sağlayacaksın yandaki fabrika veriyor, ama patron iyi niyetli. Onun için diyoruz kanun koyucusu da kanuna tam uyacak, biz de uyacağız onlar da uyacak, herkes uyacak.

•       Sayın Başkan, son olarak tekstil sektöründe Bursa'nın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bursa'ya baktığımız zaman tekstilde önümüz açık, gerçekten açık. Neden açık? Çin dünyanın en büyük üretim merkezi tekstilde olsun teknolojide olsun gerçekten ama Çin'in tek başına dünya üretim merkezleri bakımından tekel olmaması gerektiğini biz daha önceleri de konferanslarda söylüyorduk ve bu pandemi dünyanın üretim merkezi anlamında  tekelleşmesinden korkmaya başladılar. Çünkü komünist bir sistem geliyor diyor ki; seni aldım diyor Nihat Şeker Orhaneli'nin “x” köyüne fabrika kurdum, 10 sene orada çalışacaksın, itiraz etme şansın yok. 12 saat çalışacaksın yıllık izin yok. Ne yiyip ne içeceksin çok önemli değil. Biz demokrasiyle yönetilmeye çalışılan bir ülkeyiz biz ne diyoruz. 14 gün izni 21 güne çıkartmaya çalışıyoruz. 21 günü 30’a çıkartmaya çalışıyoruz yapıyoruz de bunları. Ama bu işverenin hepsi aynı dünya piyasasında herkes herkesi biliyor. Şimdi sen bu adamlarla nasıl rekabet edeceksin, edemiyorsun. Şimdi Avrupa bizle tekstilde rekabet edebilir mi? Mümkün değil edemez. Çünkü en düşük 3100 Euro sosyal giderler ücret vesaire maliyeti var orada. Bende 1000 Euro'ya hepsini bitiriyor işveren olarak. Çin denildiği gibi her zaman adi mal üretmiyor. Parasına göre istenilen fiyata göre mal üretiyor. Onun için dünya merkezinden Çin'deki üretimin sadece yüze 4'ünü 5'ini ülkemiz alsın biz 10 senede büyük yol kat ederiz. Çünkü büyük metrajlı işler yapılma şansı doğmuş olacak. Bu bağlamda Ben Bursa'nın tekstildeki geleceğini çok parlak görüyorum.. Şimdi bu pandemi den sonra Çin'in üretim merkezinden çıkması durumunda bizim için çok iyi olacak, Bursa'nın kalifiye eleman, makine parkuru, yetişmiş insanı çok iyi, ayrıca tekstil sanayinin yüzde yetmişi köklü firmalar, işini çok iyi bilen ve güzel kapasiteye sahip birçok krizi görmüş dalgalı havalarda gemiyi limana yanaştırabilen, duayen insanlar sektörün başında olması tabii büyük avantaj. Çin'in üretim merkezinden çıkmasıyla tekel oluşturmasının pandemiden sonra sonunun gelmesi ile ülkemizin ve bilhassa Bursa’mızın Tekstil sektöründe önünün açılacağı kanaatindeyim en büyük sıkıntımız birçok konuda sıkıntımız var ama en büyük sıkıntımız Adalet. Adalet sistemi olması durumunda her şey kendi kendine çözülür, adalet olmadığı zaman örgütlenmede olmaz, insanların  sosyal hakları konusunda olsun önünü göremediklerinde sıkıntılar oluşuyor. Son olarak bütün emekçi kardeşlerime esenlikler diliyorum.