GÜNDEM
Giriş Tarihi : 06-05-2021 08:36   Güncelleme : 06-05-2021 08:36

GÜNAHTAN DÖNEN GÜNAHSIZ GİBİDİR

İnsan, zaafları ile ve çevresel etkilerle, bilerek veya bilmeyerek zaman zaman günaha sürüklenir. Yüce Allah"ın kullarına lütfettiği “tevbe-istiğfar”, bu durumdan kurtulmak için bir “rahmet kapısı”dır.

GÜNAHTAN DÖNEN GÜNAHSIZ GİBİDİR

Yüce Allah, insanoğlunu diğer varlıklardan farklı bir yapıda var etmiş; hem iyiye hem de kötüye yönelebilecek bir potansiyelde yaratmıştır. En güzel surette yaratılan insandan istenen, daima iyiye yönelmesi; Allah ve Resûlü"nün emir ve yasakları doğrultusunda bir hayat sürmek suretiyle dünya ve âhiret saadetine erişmesidir.  Tevbenin özünde pişmanlık vardır. Zaten Allah Resûlü"nün ifadesi ile “Günah, insanın içini tırmalayan ve başkalarının haberdar olmasını istemediği şeydir”.Resûlullah (sav) bir hadisinde, “(Günahtan) pişmanlık duymak, tevbedir.” buyurmuştur. Bir diğer hadisinde ise, “Günahtan tevbe etmek, günahı terk edip bir daha ona dönmemektir.” buyurmuştur. Ardından istiğfar etmek, yani Allah"tan, affetmesini istemek gelmelidir ki, tevbe tamamlanmış olsun.

ARACISIZ ŞEKİLDE ALLAH'A

Hata işleyen bir insanın tevbe etmek amacıyla aracısız olarak doğrudan Rabbine yönelmesinde herhangi bir engel veya ön şart bulunmamaktadır. Peygamberimiz (sav): “Bir kimse bir günah işler de ardından güzelce abdest alır sonra kalkıp iki rekât namaz kılar ve Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah onu mutlaka bağışlar.” buyurmuş, sonra da şu âyeti okumuştur: “Ve onlar ki çirkin bir iş yaptıklarında ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah"ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen bağışlanma dilerler. Zaten günahları Allah"tan başka kim bağışlayabilir ki!”

Allah’ın affetmeyeceği bir günah ve tevbe kapısı yüzüne kapanacak bir günahkâr yoktur. İnsan onur ve haysiyetini yok edici suçlar olarak bilinen zina, hırsızlık ve bütün kötülüklerin anası sayılan içki gibi suçları işleyenler için de tevbe kapısı açıktır. İnsanın bütün güzel amellerini âhirette boşa çıkaracak kadar büyük bir suç olan dinden dönmeden dolayı yapılacak bir tevbenin bile kabul edileceği âyetle bildirilmiştir. Günahların en kötüsü olarak vasıflandırılan şirk suçundan dahi insan tevbe eder ve imana dönerse elbette bu da kabul edilecektir. Yeter ki son nefesini küfür üzere vermesin.

HELALLİK ALINMALI

Ancak, başkalarının haklarına tecavüz edenler bundan tevbe ettiklerinde, önce o kişilere haklarını iade etmek suretiyle helâllik almalıdırlar. Çünkü burada kul hakkı söz konusudur ve onu affetme yetkisini Allah ancak hak sahibine vermiştir. Bunun dışında tevbelerin kabul edileceği bildirilmiştir.

Kul, tevbe ile günahlarından arınarak âdeta aslî ve fıtrî temizliğine geri dönmüş olur. Zira Peygamber Efendimiz, “Günahtan tevbe eden kimse, hiç günahı olmayan kimse gibidir.” buyurmuştur.

Peygamberimiz, tevbe sayesinde vicdanın nasıl arındığını şöyle anlatır: “Kul bir hata işlerse kalbine siyah bir nokta konulur. Şayet o, (günahtan) vazgeçer, bağışlanma diler, tevbe edip Allah"a dönerse kalbi arınır. Eğer (bunları yapmaz günah ve hataya) geri dönerse (siyah nokta) artırılır ve neticede bütün kalbini kaplar. Allah"ın, "Yaptıkları yüzünden kalpleri pas tutmuştur." diye anlattığı pas işte budur.” 

Tevbe-istiğfar ederken pişmanlık ve af dileği en güzel sözcüklerle dile getirilmek isteniyorsa, o zaman Sevgili Peygamberimizin ifadelerine bakmak gerekir. İşte O"nun dilinden tevbe-istiğfarın en güzeli:

“Allah"ım, benim Rabbim sensin, senden başka ilâh yok.

Beni sen yarattın ve ben senin kulunum.

Ben gücüm yettiğince sana verdiğim söz üzereyim ve senin vaadine de güveniyorum.

Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım.

Bana olan nimetini itiraf ediyorum.

Günahlarımı da itiraf ediyorum.

Günahlarımı bağışla, çünkü günahları senden başka bağışlayacak hiç kimse yoktur.” (Yavuz Yıldız / İl Müftü Yardımcısı)

ŞEHİR VE İNSAN

Mavinin yeşil ile birleştiği,denizin yakamoz izlerinde,ukbaya açılan perde misali Gemlik...Yeşil Bursa’nın gönül limanından bir parça,varlık rıhtımından yokluk rıhtımına varacak yolcu misali yüzen vapurlarınsandallara karışan sesleri ile coşan güzel belde..

Bağrında yetişen Yüce Kelamullah'ta zikredilen adı ile bedene afiyet ruha şifa veren zeytini,adeta Rezzak ism-i şerifinin tecellisiolmuştur.Tumturaklı dalgaların sahile gel gitleri, seyre değer tefekkür saatlerinde buluşturur insanı. Cemal sıfatının zuhur ettiği saklı bir cennet hükmünde seyre dalmamak ne mümkün. Her bir ayrıntıda Rahman'ın gözlere seyranlık ikramı gibi tepesinde uçuşan martıların nasibini denizden alıp uçuşmalarıayrı bir hayranlık uyandırır zihinlerde.Sahil boyu yürürken deniz seni,sen denizi izlersin.Sonra Yaradan’ın sonsuz kudreti karşısında eğilirsin. Doğanın tüm ihtişamı ile iç içe olması ne büyük bir ikram...Gözlere ziyafet ruhlara mânâ Bursa'nın şirin beldesi... (Serap Birinç / Gemlik Müftülüğü)

DALGA DALGA İYİLİK

“Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık olarak hayra sarfedenler için Rableri nezdinde ecirleri vardır. Onlar için ne korku olacak ne de üzüleceklerdir.” (Bakara S.2/274)

İyilik ve infak duygularımızın öne çıktığı bir rahmet ayındayız. Gönlümüzün ibresi, ihsana ve ikrama -her zamankinden daha ziyade- kaymış durumda. Bir de yardımseverlik ve infakta, ömürlerini Ramazan tadında geçirenler var.Muhtaca, yetime, talebeye, işsize, aşsıza adanmış gönüller...

İşte tam da böyle bir kalp taşır Hayrunnisa Hanım, varlıklı bir ailenin gelinidir. Nerede bir ihtiyaçlı, darda kalmış, derde düşmüş, hasta, borçlu duysa, tevazu ile tereddüt etmeden koşar yardıma. İlk bakışta normal geliyor kulağa.

Hâlbuki ender rastlanacak bir durum vardır ortada. Hayrunnisa hanım yapacağı hayırları tamamen kendi kazancıyla, kendi emeğiyle yapabilmek için evinde bir odasını atölyeye dönüştürür. Yıllardır kendi ürettiği el emeği ürünlerini yurtdışına pazarlar. Gelirinin tamamını, gönül huzuruyla sarf eder iyilik ve infak yolunda...Belki de bu nedenle o hayır zinciri kopmamıştır yıllardır. İstemenin değil de üretmenin bereketiyle ulaşır mahzun gönüllere. Bir seferlik değil de, sürdürülebilir bir iyilik hareketinin güzel bir örneği olur.

Ne mutlu ömrü Ramazan, ahireti bayram olanlara... (Hatice Kübra Akan / Osmangazi Müftülüğü)

EN GÜZEL İSİMLER: el-MUCÎB

Cenabı Hakkın yüce isimlerinden olan el-Mûcîb; “birinin susmasını sağlamak” anlamındaki “cevb” kökünden  türemiş, Allah'ın fiili sıfatlarından olup “icabet “etmek ile birlikte  “dua ve dileklere olumlu cevap  veren” manasına gelir. Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerîm’de Hz. Salih peygamberin kavmine hitabında;“Allah’tan  bağışlanma isteyin ve O'na dönün, zira benim Rabbim kullarına çok yakındır. Dua ve istekleri kabul edendir” (Hud 11/61) ifadesi ile kendisine nasıl dua edileceğini peygamberlerin dillerinden, insanoğluna öğretmektedir. Dualarımıza icabet eden El-Mücîb ne yücedir.

NE OKUYALIM?

 

Müslüman ve hayat

 

Müslüman olmak demek, bütün boyutlarıyla hem maddi hem manevi; bir başka ifadeyle hem fizik hem metafizik hayatı, Allah Teâlâ’nın koyduğu kurallara göre düzenleyip yaşamak demektir. Sonu ebedi kurtuluş olan bu kutlu görev inanç, ahlak ve amel üçgeninde tamamlanır.

Bu kitap, işte bu üçgenin her bir köşesiyle ilgili unutulan veya ihmal edilen ya da yanlış anlaşılıp istismar edilen bazı konuları gündeme getirme amacıyla derlenmiş üç kitaplık bir serinin üçüncü kitabıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlarından 2020’de çıkan eser 176 sayfadan oluşmaktadır.

BİR SORU BİER CEVAP

Kan aldırmak orucu bozar mı?

Kan aldırmak orucu bozmaz. Nitekim Hz. Peygamber, ihramlı iken ve oruçlu bulunduğu sırada kan aldırmıştır. Ayrıca Hz. Peygamber: “Üç ey vardır orucu bozmaz: Kan aldırmak, kusmak, ihtilam olmak” (Tirmizi, “Savm”, 24) buyurmuştur.

6 MAYIS 2021 PERŞEMBE

24 RAMAZAN 1442

Bursa Namaz Vakitleri

 

İmsak                   04:11

Güneş                  05:51

Öğle                      13:05

İkindi                    16:57

Akşam                  20:10

Yatsı                      21:43

 

Bir Ayet

Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. ﴾ Bakara, 2/110﴿

Bir Hadis

“İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır: Sağlık ve boş zaman.” (Buhârî, Rikâk, 1)

Bir Dua

"Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru" (Bakara, 2/201)