GÜNDEM
Giriş Tarihi : 27-04-2021 09:17   Güncelleme : 27-04-2021 09:17

BÜYÜK(LÜK) KİM(D)E KALSIN?

Âdemoğlunun büyümeye dair fıtrî meyli anne karnında iken başlar. Allah’ın kudreti (büyüklüğü) ile beden ve ruhunun tanışmasıdır aslında. Yaratanın ruhundan üflediği can bulma halini gelişim basamaklarının baş döndüren adımları ile birleştirir.

BÜYÜK(LÜK) KİM(D)E KALSIN?

Ömrün her bir hamlesi heybesine bir yaş ekleyerek hayatının kitabını yazmaktadır. Bebeklikten bakıldığında adı “büyümek” olurken, yaşın farkına varıldığı dönemlerden geriye göz atıldığında “kemale”ermek oluverir. Büyüklerimizin büyütmeye çalıştığı küçüğümüz yaş günlerinin borçlarını biriktirirken, küçüklerinin elinde büyüklüğünü ispat etme gayretini yaşayacağı günlere göz açıp kapayıncaya kadar gelir.

Her kelimenin farklı zamanlarda bin bir anlama büründüğü gibi büyüklük de anlam yolculuğunda bazen nefsani arzulara, bazen menfaatlere, bazen mirasın payına, bazen de aile üyelerinin insafına takılı kalır.O halde biz ilk olarak “büyük kimdir?” sorusuna cevap arayarak başlayalım. “Kebir” “Ekber” ve “Mütekebbir” olan sadece Allah Teâlâ’dır. Gerçek kudretin kimde olduğunu bilirsek bedenin büyüklük imtihanında nasıl yol almamız gerektiğini de daha iyi bilebiliriz.

DÜNYA HAYATININ BAŞI SONU

Kur’an-ı Kerim’de yaratılış açısından bebeklikten yaşlılığa büyümenin evrelerinden bahsedilirken güç ve zayıf kavramları kullanılır. “Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir.(Rum 30/54) Dünya hayatının başı ve sonuna dair iki rolü aynı ayette ve aynı kelimelerle tanımlanmakta, adeta doğum ve ölümün yakınında iki varlık ortak bir paydada birleşmektedir. Güçsüz ve zayıfa karşı iki ihtimalin varlığını hissettiren ayetler ya merhamet edenlerden olursunuz ya da zulmedenlerden dercesine gerçek kudret sahibini hatırlatmakta.

PEKİ, BÜYÜKLERİN DÜNYAMIZDA YERİ NERESİ OLMALI?

Öyleyse “dağdan gelip bağdakini kovma” sözü ile yola çıkalım. Herhangi bir iş başvurusunda tecrübenin fazlalığı prim yaparken hayatın içerisinde cv’leri bu kadar dolu bir varlığı dünyamızda hemen işe almalıyız desek doğruyu söylemiş oluruz. Sanırım büyümenin eskimek olmadığı fikrinin altına imza atmak da bir başka doğru hamle olacaktır. Kimya laboratuvarı gibi bir hayatın deneylerinden halden hale girerek çıkmış birinden bahsedeceksek bilimin saygınlığı gibi saygıyı hak etmektedir büyüklerimiz.

HAYR İLE AYNI KÖKTEN

İhtiyar, yani seçkin kişi. Sözünü tecrübelerinden seçmiş olmalı ki muhtarların, köy odalarının heyetlerini oluştururlar. Hayr kelimesi ile aynı harflerden yazılmak da bir ihtiyar için onurdur aslında. “En hayırlı insan ömrü uzun ve ameli güzel olandır” hadisinin kahramanı olmak ne büyük bir şereftir. Peygamberin dilinde  “beli bükük yaşlılar” diye ifade edilirken dahi manevi güçlerinin azaba karşı etrafını nasıl koruduğunun da altı çizilmektedir. Peygamber Efendimiz (sacv) “onların şerefini bilmeyen bizden değildir” diyerek de büyüklerimize ümmet bilinci kıvamında imani bir değer atfetmiştir.

NE KAZANDIRIR

Büyüklük büyüklenmek midir? Bedenen küçülen büyüklerimizin ruhen kemale erdikleri hakikatini göz ardı etmek bize ne kazandıracaktır? Beş duyu faaliyetlerinin azalması bir insanı insan olmaktan da çıkarır mı? Büyümek ölüme meydan okumak, sonsuzluğa ulaşma çabasını kazanmak mıdır? Tüm bu soruların cevabını sizlere bırakıyorum. Asıl cevap bekleyen soru şu olmalıdır: Etrafımızda Allah’ın, duasını kabul etmemekten haya edeceğini buyurduğu ve bizim duasını almak isteyeceğimiz bir büyüğümüz var mı?

O halde başlığımızın cevabı ile zihnen ve kalben büyümeye bir adım daha atmış olalım.

Büyüklerimiz evlerimizde, büyüklük Allah’a kalsın. (Meryem Yiğit / Yıldırım İlçe Vaizi)