GÜNDEM
Giriş Tarihi : 05-03-2021 08:24   Güncelleme : 05-03-2021 08:24

Bugün günleden Cuma

İsrâ, Sevgili Peygamberimizin bir gece, Mekke’deki Mescid-i Harâm’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya yolculuğudur. Miraç ise Resûl-i Ekrem’in (s.a.s) Allah’ın kudret ve azametine şahit; rahmet, mağfiret ve müjdesine nail olduğu kutlu yükseliştir.

Bugün günleden Cuma

Muhterem Müslümanlar! Rahmet ve mağfiret, lütuf ve ihsan iklimi üç aylardayız. Önümüzdeki Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece inşallah Miraç Gecesini idrak edeceğiz. Cenâb-ı Hak, bu gece vesilesiyle aziz milletimize, ümmet-i Muhammed’e ve bütün insanlığa sağlık, huzur ve afiyet ihsan eylesin. Miraç Gecemiz mübarek olsun.

ALLAH'IN ŞANI YÜCEDİR

Aziz Müminler! Yüce Rabbimiz İsrâ suresinin ilk ayetinde şöyle buyurur: “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, görendir.”   Bu sureye adını veren İsrâ, Sevgili Peygamberimizin bir gece, Mekke’deki Mescid-i Harâm’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya yolculuğudur. Miraç ise Resûl-i Ekrem’in (s.a.s) Allah’ın kudret ve azametine şahit; rahmet, mağfiret ve müjdesine nail olduğu kutlu yükseliştir.

ŞAYET GİDEMEZSENİZ

Kıymetli Müslümanlar! Miracın ilk durağı, Mescid-i Aksâ’dır. Peygamber Efendimiz bu mübarek mabetle ilgili şöyle buyurmuştur: “Gidin ve Mescid-i Aksâ’da namaz kılın. Şayet gidemez ve orada namaz kılamazsanız, oranın kandillerini aydınlatacak yağ gönderin.”  Bu hadis-i şerif, Mescid-i Aksâ sevgisini gönüllere aşılamanın, kadim değerimize sahip çıkmanın, maddi ve manevi imarı için çalışmanın her müminin görevi olduğunu öğretmektedir.

BİR İSLAM BELDESİDİR

Mescid-i Aksâ’nın bulunduğu mukaddes belde Kudüs, bir İslam beldesidir. “Darü’s-selâm” yani barış ve selamet yurdudur. Kudüs, tarih boyunca Müslümanların himayesinde özgürlüğün, adaletin ve huzur içinde birlikte yaşamanın sembolü olmuştur. Değerli Müminler! Hutbemin sonunda Rabbimizin İsrâ suresinde yer alan öğütlerinden bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum: Yalnızca Allah’a kulluk et. Anne-babana iyi davran, yaşlanıp sana muhtaç hâle geldiklerinde onlara kol kanat ger, “öf!” bile deme. Akrabaya, yoksula ve darda kalana yardım et. Cimrilikten ve israftan kaçın. Zinaya yaklaşma. Haksız yere cana kıyma, asla kan davası gütme. Yetimin malına el uzatma. Ahde vefa göster. Ölçü ve tartıda hile yapma. Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Ne mutlu, Yüce Rabbimizin hidayet mesajlarına uyanlara! O’na hakkıyla kulluk edip miracın muştularına ve emanetlerine sahip çıkanlara!

MÜMİN HER İŞİNDE MUTEDİLDİR

Ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah’ın sana verdiğinden âhiret yurdunu kazanmaya bak. Dünyadan da nasibini unutma! Allah’ın sana iyilikte bulunması gibi, sen de insanlara iyilikte bulun. Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışma. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.” Hadis-i şerifte ise Resûl-i Ekrem (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Ey insanlar! Orta yolu tutun!  Aziz Müminler! İslâm, itidal dinidir. Bizlere hayatımızın her alanında ölçülü ve dengeli olmayı emreder. Aşırılıktan uzak durmayı, istikamet üzere yaşamayı, sağduyulu ve tutarlı davranmayı öğütler. İnsanoğlu madde ile mana, beden ile ruh, dünya ile ahiret arasındaki dengeyi koruduğu sürece mutlu olacaktır. Dünyamızda huzur ve barışın hâkim olması da ancak ilâhî dengeyi korumakla mümkündür. Alışverişte, eğlencede, yeme-içmede, giyim-kuşamda, konuşmada ve yazmada, hatta dini konularda aşırı uçlara savrulmak, insana da topluma da zarar verecektir. 

MUHTEŞEM DENGEYİ GÖRELİM

Müminler olarak bize yakışan, Rabbimizin kâinatın her zerresine işlediği muhteşem dengeyi hayatımıza taşımaktır. İfrat ve tefrite kaçmadan orta yolu izlemektir. Kederde ve sevinçte, öfkede ve mutlulukta ölçüyü kaçırmamaktır. “Aşırıya kaçmayın, dosdoğru yolu tutun ve böyle davrandığınız için alacağınız mükâfattan dolayı sevinin.”  buyuran Sevgili Peygamberimizin çağrısına uymaktır.  Ne mutlu, Rabbimizin emrettiği gibi mutedil bir hayat sürenlere! Aşırılıklardan uzak durup istikametini muhafaza edenlere!

MESNEVİ HİKAYELERİNDEN;

Ölümsüzlük Ağacını Arayan Adam

Bilginin biri, bir söyleşide, masala benzer bir olay anlattı. Dediğine göre, Hindistan’da bir ağaç varmış; kim o ağacın meyvesini yerse, ne yaşlanır, ne ölürmüş. Padişahın biri bunu duydu; bu ağaca ve meyvesine âşık oldu. İş bilir, güvenilir adamlarından birini o ağacın meyvesini getirmek için Hindistan’a yolladı. Adam ağacı bulmak için yıllarca Hindistan’ın her yanını gezdi, dolaştı. Meyveyi bulmak için şehir şehir gezdi; ne ada bıraktı, ne dağ; ne ova bıraktı, ne çöl.

Kime sorduysa, bıyık altından güldüler ona:

“Allah aşkına! Akıllı adam böyle bir şey arar mı? Kesinlikle deli bu adam,” diyorlardı.

Kimileri dövdü onu, kimileri de ermiş gözüyle baktı ona.

Yıllarca aradı, durdu. Padişah ona mal ve para gönderiyordu; yeter ki aradığını bulsun… ama aramasından hiçbir sonuç alamamıştı. Artık usanmış, yorulmuştu; geri dönmeye karar verdi. Hem ağlıyor, hem de gidiyordu.

Yolda adını ve ününü duyduğu bir şeyh vardı. Adam umutsuzca:

“Varayım huzuruna gideyim. Belki bana yardımcı olur…” dedi.

Yağmur gibi gözyaşı dökerek şeyhin yanına vardı:

“Efendim,” dedi, “Bana acı ve yardım et; çok çaresizim!”

Şeyh:

“Derdini söyle bakalım… ne istiyorsun? Ne istedin de, ulaşamadın?”

Adam:

“Efendim, padişah beni bir ağaç bulmakla görevlendirdi. Eşi güç bulunur bir ağaç varmış. Onun meyvesi ölümsüzlük veriyormuş. Yıllarca aradım, ama insanların alaycı bakışlarından, aşağılanmadan başka bir şey bulamadım. Derdim bu!”

Şeyh güldü ve dedi ki:

“Sen şimdi bu ağacı mı arıyorsun?”

“Evet, efendim.”

“A saf gönüllü adam! O senin aradığın, bilgi ağacıdır. Bilen kişinin bilgisidir. Sen yanlış yola girmişsin. Git padişahına söyle, bilgiye ve bilgiliye sarılsın.” Şaşkın adam, şeyhin yanından sevinçle kalktı, hemen yola koyuldu.

Bir Ayet

Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür. HUD/112

Bir Hadis

Resurullah Efendimiz “Din nasihattır” buyurdu. Sahabe de kendisine : – Kime karşı nasihattır? Diye sordu. Peygamber Efendimiz: - “Allah’a, Kitabına, Resûlüne, Müslümanların  yöneticilerine ve tüm müslümanlara karşı nasihattır (samimi olmaktır).” buyurdu.

Bir Dua

Allah’ım, kederden, tasadan,âcizlikten, tembellikten,cimrilikten, korkaklıktan, borç altında ezilmekten, düşmanlara yenilmekten sana sığınırım. Allah’ım, bu günün önünü salah, ortasını felâh, sonunu başarılı kıl.