GÜNDEM
Giriş Tarihi : 19-02-2021 08:30   Güncelleme : 19-02-2021 08:30

ALLAH VE RESÛLÜNÜ SEVMEK

* Sevgiyi yaratan, sevmeyi ve sevilmeyi insana öğretendir Yüce Rabbimiz. Bütün sevgilerin kaynağı O’dur. Tüm kâinat, O’nun sevgi ve merhametiyle ayakta durmaktadır.

ALLAH VE RESÛLÜNÜ SEVMEK

* Müminin yüreği, Allah Resûlü'nun sevgisiyle de doludur. Zira adı güzel kendi güzel Peygamberimizi sevmek, bize onun ümmeti olma şerefini bahşeden Rabbimizi sevmenin gereğidir.

Aziz Müminler! Cenâb-ı Hakk’ın varlık âlemine ve ruhumuza nakşettiği en nadide duygu sevgidir. Sevgi; insanı Rabbine bağlayan, gönülleri  birleştiren, hayatı anlamlı kılan eşsiz bir duygudur. Öyle ki, Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle, samimi sevgi, Yüce Rabbimizin varlığının delillerinden biridir. Sevilmeye en çok layık olan hiç şüphesiz Allah Teâlâ’dır. Zira O “Vedûd”dur, sevgiyi yaratan, sevmeyi ve sevilmeyi insana öğretendir. Bütün sevgilerin kaynağı O’dur. Tüm kâinat, O’nun sevgi ve merhametiyle ayakta durmaktadır.

EN DEĞERLİ KÖŞE

Kıymetli Müslümanlar! Kur’an-ı Kerim’de “İman edenlerin Allah sevgisi çok kuvvetlidir.”2 buyrulur. Evet, bir müminin kalbinde en değerli köşe, Cenâb-ı Hakk’ın sevgisine ayrılmıştır. Mümin, Rabbini şartsız ve sınırsız bir biçimde, ihlas ve ihtiram ile sever. Aynı zamanda, Allah’ın sevgisine layık bir kul olabilme gayreti taşır. Mümin, Allah’a duyduğu derin sevgiyle tüm mahlûkata rahmet nazarıyla bakar. Yaratılanı sever Yaratan’dan ötürü!

ADI GÜZEL KENDİ GÜZEL

Değerli Müminler! Müminin yüreği, Allah Resûlü (s.a.s)’in sevgisiyle de doludur. Zira adı güzel kendi güzel Peygamberimizi sevmek, bize onun ümmeti olma şerefini bahşeden Rabbimizi sevmenin gereğidir. Mümin bilir ki Peygamber Efendimizi sevmek, onun bize emanet olarak bıraktığı yüce Kitabımız Kur’an’a ve hikmet yüklü sünnet-i seniyyesine sımsıkı sarılmak demektir. Onun yolundan gitmek, onun sevdiklerini sevmek, onun ahlakı ile ahlaklanmaktır.

HERKES ÇOK SEVMEK

Aziz Müslümanlar! Allah ve Peygamber sevgisi imandandır, imanın lezzetine varmaktır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyurur: “Şu üç özellik kimde bulunursa o kişi imanın tadına erer: Allah ve Resûlü’nü herkesten çok sevmek, sevdiği kişiyi sadece Allah için sevmek, ateşe atılmaktan nasıl korkuyorsa imandan sonra küfre dönmekten de öylece korkmak.” Ne mutlu Cenâb-ı Hakk’ın sevgisi gönlünde yer etmiş olanlara! Ne mutlu Resûl-i Zişan Efendimizin muhabbetiyle gözleri yaşaranlara! Ne mutlu bu kutlu sevginin gücüyle birbirine kenetlenenlere! Kıymetli Müminler! hutbemizi bitirirken geçen hafta hain terör saldırısında şehit edilen kardeşlerimize, kahraman vatan evlatlarına Yüce Rabbimizden sonsuz rahmet; kederli ailelerine, yakınlarına ve aziz milletimize baş sağlığı diliyorum. Cenâb-ı Hak bizleri şehitlerimizin uğrunda can verdikleri mukaddesatımızdan asla ayırmasın.

Yuvalarımız Kur’an ile aydınlansın

Muhterem Müslümanlar! Tertemiz bir fıtratla gözlerini dünyaya açan yavrularımız, Yüce Rabbimizin bizlere nadide birer emanetidir. Hayatımızdaki en sevimli nimet, yuvamızdaki en değerli ziynettir. Ömrümüzün bereketi, yüreğimizin neşesidir. Çocuklarımız bizim istikbalimizdir. Onları iyi bir insan, güzel bir Müslüman olarak yetiştirmek, helal ile besleyip hakikati öğretmek bizim temel sorumluluğumuzdur.

Minik kalplerine Allah ve Peygamber sevgisini aşılamak, körpe zihinlerini faydalı ilim ve güzel ahlakla geliştirmek bizim öncelikli görevimizdir.  Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: “Hiçbir baba, çocuğuna güzel ahlaktan daha kıymetli bir miras bırakmamıştır.”

İMAN VE İBADETİN ESASLARI

Değerli Müslümanlar! dönem dönem açılan Kur’an Kurslarıyla çocuklarımız, ailelerimiz  Rabbimizi daha iyi tanıyacak, yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’i okuyacak ve onun anlam dünyasıyla buluşacaklar. İman ve ibadet esaslarını, Peygamberimizin örnek hayatını öğrenecekler. Vatanımıza, milletimize ve bütün insanlığa faydalı bir kul olmanın önemini kavrayacaklar.

HER İŞİMİZE BEREKET

Aziz Müminler! Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Elif. Lâm. Râ. Bu Kur’an, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır...” O halde kalbimize inşirah, her işimize bereket katan Kur’an’la ömrümüzü imar edelim. Yavrularımızın körpe dimağlarına ve tertemiz fıtratlarına imanı, İslam’ı ve güzel ahlakı nakşetmek için seferber olalım.  Onları Kur’an’ın aydınlığından ve sahih dini bilginin rehberliğinden mahrum bırakmayalım.

Faizin toplumsal zararları

Hicretin onuncu, risaletin son senesiydi.  Peygamber Efendimiz (s.a.s) hac farizasını yerine getirmek üzere ashabıyla birlikte Medine’den yola çıkıp Arafat’a ulaştı. Burada, yıllar sonra “Veda Hutbesi” diye meşhur olacak olan hutbesini îrâd etti.  İnsanlığın yolunu aydınlatacak tavsiyelerde bulundu. Birtakım haramlara ve sapmalara karşı ümmetini uyardı. Allah Resûlü’nün Veda Hutbesinde “Câhiliyeye ait her şey ayaklarımın altındadır” diyerek bir daha dönülmemek üzere yasakladığı hususlardan biri de faiz idi. Peygamberimiz, faizin her çeşidini ayakları altına aldığını ilan ederek müminlere şöyle seslendi: “İyi bilin ki faizin her çeşidi kesinlikle kaldırılmıştır.”  

KESİNLİKLE MEŞRU DEĞİL

Aziz Müminler! Faiz, borç verilen bir parayı veya malı belli bir süre sonunda fazlasıyla geri almaktır. Borçlunun alacaklısına ödemek zorunda bırakıldığı meşrû olmayan, karşılıksız ve hak edilmeyen fazlalıktır.  Alın teri dökmeden, emek sarf etmeden, haksız yoldan kazanç elde etmektir. Dara düşmüş, zorda kalmış kişilerin bu hallerini fırsata çevirmektir.

EN BÜYÜK GÜNAHLARDAN

Kıymetli Müslümanlar! İslam, faizin her türünü kesin olarak haram kılmıştır. Faizli işlemleri en büyük günahlardan saymıştır. Nitekim Yüce Rabbimiz, hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede müminleri şöyle uyarmaktadır: “Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.”   Değerli Müminler! Allah’ın bütün emir ve yasakları kullarının iyiliği içindir. Onların dünyada huzurlu, ahirette mutlu olmalarına yöneliktir. İslam’ın faizi haram kılmasında da hem birey hem de toplum açısından birçok hikmet vardır.

ÖMRÜN DE BEREKETİ GİDER

Faiz, yalnızca malın değil, aynı zamanda ömrün de bereketini azaltır. Faiz yüzünden ortaya çıkan nice iflaslar, intiharlar, dağılan aileler, heba olan hayatlar vardır. Faizin yaygın olduğu toplumlarda dar gelirliler ve yoksullar ezilir. Zenginle fakir arasındaki uçurum gittikçe derinleşir. Allah rızâsı için borç verme, yardımlaşma, sevgi, merhamet, şefkat, ihsan ve infak gibi erdemli davranışlar ortadan kalkar. Dinî ve ahlâkî değerler örselenir. Helal haram duyarlılığı zayıflar. Nihayetinde meşru olup olmadığına bakmaksızın kazanç elde etmeye çalışmak, toplumda büyük huzursuzluklara sebep olur.

Aziz Müslümanlar!

Faize bulaşan kişi emeksiz ve kolay yoldan kazanç elde ettiğini zannetse de aslında kaybetmeye mahkûmdur. Nitekim Cenâb-ı Hak, “Allah, faizle elde edilen malı mahveder, zekâtı ve sadakası verilen malı ise artırır”  buyurmak suretiyle bu gerçeğe işaret etmiştir. Zira zekât ve sadaka verenin malı bereketlenip artar. Servetinden hayır görür. Kalbi huzurla, amel defteri sevapla dolar. Faiz ise servetin bereketini ortadan kaldırır. Sahibine günahtan başka kazanç sağlamaz. Hem maddî hem de manevî anlamda iflasını hazırlar. Allah Resûlü (s.a.s) faizin eninde sonunda sahibine kaybettireceğini şöyle ifade etmiştir: “Faiz yoluyla mal çoğaltan hiç kimse, malının hayrını göremez.”

Bir Ayet

Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür. HUD/112

Bir Hadis

Resurullah Efendimiz “Din nasihattır” buyurdu. Sahabe de kendisine : – Kime karşı nasihattır? Diye sordu. Peygamber Efendimiz: - “Allah’a, Kitabına, Resûlüne, Müslümanların  yöneticilerine ve tüm müslümanlara karşı nasihattır (samimi olmaktır).” buyurdu.

Bir Dua

Allah’ım, kederden, tasadan,âcizlikten, tembellikten,cimrilikten, korkaklıktan, borç altında ezilmekten, düşmanlara yenilmekten sana sığınırım. Allah’ım, bu günün önünü salah, ortasını felâh, sonunu başarılı kıl.