GÜNDEM
Giriş Tarihi : 22-01-2021 08:54   Güncelleme : 22-01-2021 08:54

AKLIN İBADETİ: TEFEKKÜR

Cenâb-ı Hakkın insana lütfettiği en büyük nimetlerden biri de akıldır. Akıl; hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan, faydalı olanı zararlıdan ayırt etmemiz için bize ihsan edilmiş üstün bir meziyettir. İnsan, bu sayede Allah’ın ayetlerini kavrayıp hayatına anlam kazandırır.

AKLIN İBADETİ: TEFEKKÜR

Muhterem Müslümanlar! ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Onlar, ayaktayken, otururken ve yatarken daima Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışını düşünür ve şöyle derler: “Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, sen ne yücesin! Bizi cehennem azabından koru!” Aziz Müminler! Cenâb-ı Hakkın insana lütfettiği en büyük nimetlerden biri de akıldır. Akıl; hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan, faydalı olanı zararlıdan ayırt etmemiz için bize ihsan edilmiş üstün bir meziyettir. İnsan, bu sayede Allah’ın ayetlerini kavrayıp hayatına anlam kazandırır. Kötülükten sakınıp iyiliğe yönelir. Eğer aklını güzel işlerde kullanırsa ahirette büyük mükâfata erer. Ama aklıyla fenalık planlarsa sonu hüsran olur. Kıymetli Müslümanlar! Aklın meyvesi ise tefekkürdür. Tefekkür, gerçeği anlamak ve doğru davranmak için emek verip düşünmektir. Bizler tefekkür ederek yaratılış gayemizi, Allah’a kulluğun önemini, vaktin kıymetini ve salih amelin değerini idrak ederiz. Kâinattaki eşsiz dengenin ve sayısız nimetin farkına varırız. Göklerin ve yerin, dağların ve denizlerin, ay ve güneşin, bilinen ve bilinmeyen nice güzelliklerin yaratılışındaki hikmeti kavrarız. Tefekkür sayesinde olaylara ibret nazarıyla bakar, ders çıkarır, payımıza düşen sorumluluğu alırız. Değerli Müminler! Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölümden sonrası için çalışandır.”2 Ne mutlu, aklını erdemli bir insan ve hakikatli bir kul olma yolunda Cenâb-ı Hakkın rızasını kazanmaya vesile kılanlara! Dünyayı ahiretin tarlası olarak görüp ebedi hayat için bugünden hazırlık yapanlara!

Bir Ayet

Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. (Enbiya: 35)

---

Bir Hadis

Aişe (ra)’ten; Rasulullah (sav) şöyle söyleyerek, dua ederdi: “Allah’ım! Yaradılışımı güzel yaptığın gibi, ahlakımı da güzelleştir.” (Ahmed b. Hanbel)

---

Bir Dua

Allahım, şeytanla ve nefsimle dost olmaktan beni koru... Beni iyilerle haşreyle... Sadece senin ipine sarılan, senin kitabına uyan, senin peygamberine ümmet olan bir kul eyle.

----

Bir Söz

Eriyen kar gibi ol, kendini kendinle yıka! (Mevlana)

BİR SORU BİR CEVAP

Çek, senet vb. kıymetli evrakların bedelinde indirim yaparak, gününden önce tahsili caiz midir?

Alacaklı, borçlusuna alacağı miktarın belirli bir kısmını vadesinden önce ödemesi halinde kalan kısmından vazgeçeceğini söyler, borçlu da bu şarta uyarsa, öderse, alacakta yapılan bu indirim caiz olur. Ancak taraflar ödeme ve indirimi pazarlık konusu yaparak gerçekleştirirlerse bu, vadenin para karşılığında satın alınması demek olacağından caiz değildir (Merğînânî, el-Hidâye, V, 173; Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 17). Alacaklı, elindeki çek veya senedi, karşılığını erken tahsil etmek amacıyla vadesinden önce üçüncü şahıslara daha düşük bir bedelle satıp elden çıkarması (çek ve senet kırdırmak) caiz değildir. Zira bu işlemde, aynı cins kaydî paranın daha düşük nakdi parayla mübadelesi söz konusudur. Bu muamele “ribe’l-fadl/fazlalık faizi” olarak değerlendirilmektedir (Merğînânî, el-Hidâye, V, 180-181; Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 73).